Müzik Her Yerde!
Müzik her yerde, ben bir yerdeyim…
Bir senfoni orkestrası sahnesi üzerinde, avazı çıktığı kadar hoyratça bağıran enstrümanlara, mütevazı bir biçimde, susarak söz veren enstrümanların arasında hayranlıkla dolaşıyorum. Tüm bu çalgıların sanki yaşamsal bir hevesle tek tek, bazen hep beraber bazen çatışarak yaptıkları konuşmaları dinliyorum. Müzik her yerde, ben bir yerde durup onları izliyorum.
Piyano açıyor oturumu, oturum başkanı adeta; başkan yardımcısı klasik bir gitar; keman pek hevesli coşkuyla anlatmaya hissettiklerini; yan flüt iyi bir dinleyicidir ama dinletir de kendini. Diğer çalgı aletleri sırası geldiğinde sözünü söylemekte yahut konuşana ara ara eşlik etmekte… Müzik her yerde, ben bir yerde onu dinliyorum.
Uzaktan aşina bir ses işitiyorum. Kanun sesi değil mi bu? Aaa! Kanungiller de buradalarmış! Şimdi kendimi evimde gibi hissediyorum. Her zamanki dostane tavrıyla bağlama selamlıyor beni, yanında küçük kardeşleri telli sazlar… Ben bu büyülü seslerin şaşkınlığındayken, sözü ney alıyor ve bütün bir insanlığa babacan bir tavırla sesleniyor: “Biz, hepimiz ortak bir insanlığın ürünüyüz!” Müzik her yerde yayılıyor, ben bir yerde durmuş onu tüm benliğimle hissediyorum.
Doğusu batısı yok müziğin, dili de evrensel zaten. Enstrümanların hepsi ne kadar da ahenkli… Mucizevî bir uyum içerisinde hepsi bir ağızdan dile geliyorlar ve adeta sanatçılarına şükranlarını sunuyorlar.
Belirli bir dini, ırkı, coğrafyası yok onun. Dünyanın her dilinde konuşuyor müzik, onu iyi tanıyan şair müzisyenlerin kalemlerinde… En az bestecileri kadar müteşekkirdir müzik güftecilerine de. Çünkü müzik, dünyanın her yerinde her konuda konuşabiliyor; umarsızca ve özgürce.
Müzik her yerde insanlığa dair en güzel duyguları dile getiriyor ve şüphesiz, elbette ruha gıda veriyor.
Ezgisiz kalmamanız dileğiyle…
Tarih : 22.01.2010 |