Aşk'a Cesaret!
Bazen eski bir aşkınız aniden düşüverir yüreğinize..
Acaba şimdi nerdedir, ne yapıyordur, beni düşünüyor mudur o da benim onu düşündüğüm türünden cevapsız ve içinizde kuşku uyandıran sorular kurcalar beyninizi!!
Ufacık bir izdir size onu hatırlatan;
Rüzgârın size ulaştırdığı bir koku onunkine benzeyen, eskilerden kalan ve sözlerinde onu bulduğunuz güzel bir parça belki, ya da bir bakış onun bakışı gibi…
Ama artık çok geçtir, giden gitmiştir bir kere sizi yalnızlığınızla baş başa bırakarak..
Ayrı dünyalardasınızdır artık, iki ayrı ve yabancı dünya birbirinden özgür!
Oysaki bir zamanlar onun dünyası sizden, sizin dünyanız da ondan ibaretti sadece!!
Ne kadar da çabuk değişiyor değil mi her şey?
Ne kadar hızlı?
Kendiniz bile inanamıyorsunuz çoğu zaman bu değişimin hızına!
Ama ne yazık ki giden gitmiştir, kaybeden ya da kazanan var mıdır bu oyunda?
Giden mi haklıdır, yoksa kalan mı?
Alın size bir ikilem, çözümsüz bir problem, ucu açık bir soru…
Ne derseniz deyin, yanıtı size kalmıştır, yüreğiniz verecektir bunun cevabını zaten….
Bir şeyleri kaybettikten sonra mı anlamak gerekiyor acaba gerçeklerin değerini, kural mı böyle?
Bu şekilde mi devam edecek kurulu düzen?
Hep elimizde olmayanı istiyoruz farkında mısınız bilmem?
Ulaşamadıklarımızın, erişemediklerimizin peşinden gidiyoruz.
Hâlbuki "gerçek"ler avuçlarımızdadır, yakalamışızdır bir kere, ancak değerini anlamayız.
Ne zaman ki onu gerçek anlamda kaybedene ve o gerçekler avuçlarımızın arasından bir kuş misali uçup gidene kadar…
Ama hiçbir şey için geç değildir, elinizden kaçırdığınız sevginizi tekrar yakalamak ve yeniden sevmek için de geç değildir.
Siz siz olun, elinizdekilerin değerini anlayıp onları kaybetmemek adına sonuna kadar savaşınızı verin.
Ancak çevrenizde kaç kişi var bunun için cesareti olan, sevgi adına zırhını kuşanıp meydan okuyabilecek kadar yürekli?
Tarih : 26.01.2010 |