Pişmiş Kelle!
Bu yazımda herkesin düşündüğü ama dile getirmeye hiç kimsenin cesaret edemeyeceği bir toplumsal yarayı dile getireceğim.
Neydi o günler,
Bir köye veya beldeye bir milletvekili geldi mi. Köylü adeta yarışa girer ona kuzular kesilir, ziyafet sofraları döşenirdi.
Bir belediye başkanı için de aynı şey.
Belediye Başkanları o şehrin en emin insanlarıdır. Hatta tarihimiz onlara Şehr-ül Emin adını bile vermiştir.
Bu duruş Anadolu insanının seçilmişlere olan saygısının göstergesi idi. Aynı zamanda da demokrasiye olan bağlılığı ve saygısı idi. Ne oldu, ne değişti de artık o günler yaşanmıyor.
Hatta onları gördüğünde artık rahatsız bile oluyor, maneviyatımızın zarar gördüğünü bile hissediyoruz. Değişen ne idi? Demek ki Aynı Anadolu insanının gözünde de gönlünden de düşüldü. Neydi bunun en büyük sebebi? Ne olacak bir değil iki değil. Gün geçmiyor ki bir seçilmişin bir haksızlığına şahit olmayalım. Gün geçmiyor ki herhangi birisinin hırsızlığına, yolsuzluğuna şahit olmayalım.
Bu yaşananlar kamu vicdanında öyle bir psiko travma yarattı ki. Artık onarımının bile mümkün olamayacağı gibi görünüyor. Yani bu adamlar bindiği dalı kestiler.
Artık o ihtişamlar çoook gerilerde kaldı.
Adamlar öyle pişkin öyle pişkin ki hiçbir olumsuzluk onları ürkütmüyor, düşündürmüyor nerelerden nerelere geldik diye. Hatta bir çoğumuz onlarla bir arada bulunmamak için onların gitme ihtimalinin olduğu törenlere ve açılışlara gitmiyoruz bile.
Nasrettin hoca uzak köylerden birinden evlenir. Eşi ilk defa başka bir memlekete gitmektedir ve yabancı bir ortama geldiğinin farkında olduğu için hoca ya sorar. “ Hoca malum ya ben burada yabancıyım. Senin kimlerle görüşüp görüşmediğini henüz bilemiyorum. Bana söyler misin? Kiminle görüşüp, kiminle görüşmeyeyim.” Hoca da cevabı vermekte hiç tereddüt etmez. “ Hanım bene görünme de kime görünürsen görün.” Der.
Şimdi neden o tip ortamlara gitmediğimizi daha iyi anlıyorsunuz değil mi?
Yalnız belediye başkanlarından bir ricamız var.
Şöyle kandil gibi, bayram gibi manevi değeri yüksek olan günlerde o güzelim duyguları istismar edip, siyasi emellerine alet etmemeleri için onlardan rica ediyoruz.
Şehrin en işlek yerlerindeki reklam ve ilan panolarına sırıtık, sırıtık pozlarla kutlama posterleri asmasınlar. Milletin parasıyla millete kendi reklamlarını yapmasınlar. Reklamlarını hizmetleriyle yapsınlar.
Millet pişmiş kelleye o kadar hasret değil ki. Eğer canımız pişmiş kelle çekerse nereden alacağımızı çok iyi biliyoruz.
Bu milleti rahat bırakın olur mu? Düşün yakamızdan olur mu?
Tarih : 07.03.2010 |