Özgürlük, Özgürlükleri Kısıtlayamaz
Demokrasinin vazgeçilmezi olan Medya sektörü, her geçen gün daha fazla gelişmekte, başta çok sesliliğin sağlanması ve halkın haber alma hakkı olmak üzere temel bazı görevleri yerine getirmektedir.
Dünyanın bütün gelişmiş demokrasilerinde medyanın özgür ve bağımsız olduğu gözlenirken, demokratik gelişmenin daha düşük olduğu ülke ve toplumlarda ise medyanın aynı şekilde özgür olmaması dikkat çeker. Bu nedenle bir ülkelerin gelişmişlik seviyesine bakılırken, basının ne kadar özgür olduğu da kriter olarak ele alınır.
Türkiye’de de tarihi yüz yılı aşan medya kurumlarının varlığı yanında, başta sansür olmak üzere basın üzerindeki denetim ve baskılarla mücadele edilen ve yüzyıla ulaşan bir süreç vardır. Basın özgürlüğü anlamında 2004 yılında çıkarılan 5187 sayılı Basın Kanunu ile yeni bir aşamaya geçilmiş ve bugüne kadar tarafların da kabul ettiği şekilde, ‘en özgürlükçü’ basın yasası olarak yürürlüğe girmiştir. Hatta sivil meslek kuruluşları tarafından bu yasa ‘Avrupa’nın en özgürlükçü basın yasası’ olarak ta zikredilmektedir. Çünkü hazırlık aşamasında meslek kuruluşları, akademisyenlerin yanı sıra uygulayıcılarında katıldığı bir ön çalışma yapılmıştır.
Ancak basın özgürlüğünün sağlanması çabalarına rağmen yine medya içinde ve medya ile toplum ilişkilerinde de zaman zaman sorunlar ortaya çıkmaktadır. Medyada neredeyse sürekli bir eleştiri almış başını gitmiştir. Basının Özgür ve bağımsız olmadığı şeklinde bir takıp haber ve yazılar sürekli bir takım yerler tarafından yazıla gelmiştir. Hâlbuki özgürlükler kullanılırken bir başkasının hak ve hürriyetini yani özgürlüğünü kısıtlayamaz. Özgürlüklerin olduğu yerde karşılıklı haklara ve hürriyetlere saygı vardır. Hiç bir özgürlük başkası için bir baskı oluşturmamalıdır.
Özellikle bireysel özgürlüklerin daha fazla geliştirilmeye çalışıldığı bu dönemde medya özgürlükler hususunda daha hassas olmalıdır. Bireysellikten ve nefsilikten uzak toplumun ihtiyaç duyduğu birlik, beraberlik, kardeşlik, sevgi, saygı ve ortak yaşama sevincine karşı yapıcı ve kaynaştırıcı olmalıdır.
Toplum olarak yıllarca aynı duygular içinde milli ve manevi değerlere sahip vatanı için, bayrağı için, mukaddesatı için, ülkenin gelişip ilerlemesi için bir arada yaşamış ve birliktelikten yedi düvele karşı dim dik ayakta durmuş bir milletiz. Bu birlikteliklerde o zamanki iletişim araçları olan gazetelerde, basın mensupları da milletimiz için, bağımsızlığımız için tek vücut olmuşlardır.
Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un ifade ettiği gibi,
“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez”
Bir millete ayrımcılık fikirleri girmeden düşman giremez, millet bir, beraber oldukça, kalpler aynı birlik ve beraberlik duygularıyla heyecanla çarptıkça o milleti top, tüfek sindiremez.
Doğuştan verilen hak ve özgürlüklerle, yasal haklarımızla medyamızla ama her şeyimizle bir ve beraberlik içinde olmalıyız. Özgürlükler asıl o zaman özgür olur.
Tarih : 14.03.2010 |