Haber Detayı
24 Şubat 2017 - Cuma 21:13
 
Mustafa Tuna: Sincan'ın Geleceğini Planlıyoruz
Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna, kendisiyle yaptığımız görüşmede Sincan’ın bugününü ve yarınını anlattı. Gündemde yeralan REFERANDUM ile ilgili görüşlerini de sorduğumuz Tuna, kendisini eleştiren muhalefetin yaptığı yanlışlıkları da dile getirdi.
Sincan Haberi
Mustafa Tuna: Sincan'ın Geleceğini Planlıyoruz

   Son sorumdan başlayım. 2009’dan bu yana görevdesiniz. Sincan’a ilk geldiğiniz zaman kafanızda ilk tasavvur ettiğiniz Sincan ile şu anki Sincan arasındaki fark nedir? Neleri yapıp neleri yapamadınız. Kısaca değerlendirir misiniz?
   Sincan tabii ki Ankara’nın bir parçası. 2009 öncesi milletvekilliği dönemimde de Ankara’nın tüm ilçeleriyle temasımız vardı. Sincan’ı iyi biliyorduk. Her ilçenin kendine has özel sorunları vardır. Sincan’ın da kendine ait önemli sorunları vardı. O önemli sorunlarından bir tanesi Ankara Çayı’nın olmasıydı. Özellikle yaz aylarında yaşamanın ne kadar zor olduğunu Sincanlılar bilir. Bunun bir çözüme kavuşturulması gerekiyordu. Yaptığımız çalışmalar neticesinde Allah yardım etti, Ankara Çayı problemi ortadan kalktı.
   Ardından; Sincan’da daha rahat bir ulaşım sağlanabilmesi için çalışmalar yapılması gerekiyordu. Gelişen büyüyen bir şehir ve büyümeyle birlikte sorunlar da artıyor. Şehirler batıya doğru büyüyor, Sincan’da aynı şekilde. Sincan gelişirken, çarpık bir gelişme olmasın planlı ve düzgün bir gelişme olsun diye düşündük. Özellikle ulaşım noktasında ileride telafisi olmayan sorunlarla karşılaşmamak için ulaşım konusunda ciddi çalışmalar gerekiyordu.
   Bunlardan bir tanesi, Eskişehir Yolu-Ayaş  Yolu, İstanbul Çevre Yolu bağlantısıydı. Elhamdülillah bu konuda epeyce bir mesafe alındı. İhale aşamasında; Kasım ayında firmalardan yeterlik alındı, önümüzdeki ay yeterlik görülen firmalar tekliflerine verecekler ihale sonuçlanacak. Bir aksilik olmaz, mahkeme, itiraz vs.. olmazsa yıl içerisinde inşaatı başlayacak. Bu önemli bir gelişme.
   Tüm bunları yaparken ileride telafisi olmayan sorunlara mahal vermemek istiyoruz. Sincan’ın bir Keçiören gibi olmasını istemiyoruz. Keçiören öyle bir hal almış gibi boğazı sıkılmış çuval gibi.. Girsen çıkılmıyor. Niye böyle söylüyorum, Keçiören’de geçmişte öyle bir plan yapılmış ki arkaya doğru zamanla geliştikçe ulaşımla ilgili gereken tedbirler alınmamış. Yıllar önce 4 tane 50 metrelik bulvar konulsaydı Keçiören’e bugün bambaşka olurdu. Bugün metro-tünel gibi daha pahalı yöntemlerle çözümler getiriliyor. Dolayısıyla Sincan’da da buna benzer sorunlar yaşanmaması gerektiğini düşündük. Zaten yöneticilerin esas görevi orta ve uzun vadede oluşabilecek, ihtiyaçları,  problemleri öngörüp çözüm üretmektir. Yöneticilik budur; yoksa diğer rutin işleri illaki yapman gerekir. Sen olsan da olmasan da mecbur yapılacak.
 

Bitirilen projeler, Sincan’da geç kalınmış projeler de değildi! Örneğin Ankara Çayı gibi..

   Bunlar şehrin gelişmesiyle ilgili ileride daha büyük maliyetlere neden olacak, belki de çözülemeyecek mahiyette sorunlar yaratacaktı. Yenikent bölgesinin gelişmesiyle ilgili özellikle ulaşım noktasında geleceği kurtarabilmek çalışmalar yapılmalıydı. Buranın da inşallah yıl içerisinde ihalesi gerçekleştirilecek.
   Ulaşım ile ilgili bizim bir başka projemiz ise Vatan Caddesi’nden Saraycık, Peçenek mahalleleri devamında Eskişehir Yolu’na bir bağlantı yoluydu. Burayla ilgili olarak ta ciddi mesafeler alındı. Arada bir miktar imar planı yapılması gereken bir yer var. Orayla ilgili çalışmalar devam ediyor.
   Şehrin geleceği açısından ulaşım noktasında bir problem olmamasını temin etmek üzere birçok projeler hazırladık. Bunlar Sincan’ın ihtiyaç duyduğu şeylerdi. Çarpık gelişme olmasın, düzgün bir gelişme olsun diye düşünüyorduk. Bunların birçoğunda da Allah yardım etti, vatandaşlarımızın da destekleriyle gerçekleştirme yolunda hızla ilerliyoruz.

   Buna bağlı olarak Kentsel Dönüşüm çalışmaları da devam ediyor.
   Yine yıkımını yaptığımız silolar Sincan’a yakışmıyordu. Bunların kaldırılması gerekiyordu. Her 28 Şubat’ta tanklarla ilgili fotoğraflarda siloların görüntüsü beni rahatsız etti. Bu çalışmalarımız da neticelendi. Güzel bir rekreasyon alanı yaptık bu bölgeye. Yine tankların arkasındaki fotoğrafta yer alan kiremitli mescit.. Yani bu görüntünün silinmesi gerekiyordu. Hitabet Camii olarak bildiğimiz buranın plan ve proje çalışmalarını gerçekleştirdik ve yenilenen dernek yönetimiyle birlikte Sincan’a yakışır bir cami inşaatı halen devam ediyor. Vatandaşlarımızın da destek ve katkılarıyla bu camii inşaatımız en kısa sürede bitirilecek. Tanklar ve arkasında oluşan silo-kiremitli cami görüntüsünün değiştiğini de ortaya çıkarıyor, bu görüntü tarihimizden siliniyor inşallah.
   Yapılacak şeyler var mı, elbette daha yapacağımız çok şey var. Bunlar da kademe kademe olacak. Örneğin Saraycık Bölgemizde ki Kentsel Dönüşüm Alanı belli bir noktaya geldi ve inşaatları başladı. Kısa bir süre içerisinde alt yapı inşaatları da başlayacak. Bu bölgemizde Sincanımıza yakışır bir hal alacak. Bunlar Sincanımızın önemli temel sorunları.

   Ulubatlı Hasan Mahallemiz ile ilgili nasıl çözüm getirmeyi düşünüyorsunuz?
   Saraycık’ta başlatmış olduğumuz Kentsel Dönüşüm Çalışmaları bu mahallemizde de başlayacaktı. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın destekleriyle  bir yol girmiştik, TOKİ hem Saraycık hem de buraya büyük bir yatırıma girişecekti. Bu bölgede oturan vatandaşlarımızın 1/3’ü güzel bir çalışma olduğunu söylerken, 1/3’lük bölümü her şeye karşı olan kısım, geri kalan bölümü ise kanaatsiz bölümdü. Bu konuda vatandaşlarımız hayır deyince proje haliyle rafa kaldırıldı.

   Tekrar raftan indirilebilir mi?
   Bunu ben bilemem. Saraycık’ı TOKİ yapıyor. Para TOKİ’de. İleride ne olur bilemiyorum. Biz o dönemde TOKİ’yi binbir rica ile gittik. Tamam demişlerdi. Ulubatlı Hasan’ın iptal olmasından da açıkçası memnun oldular. Çünkü bunların de kendilerine göre bir bütçeleri var. Bu kurumun vereceği kararlar üzerine benim ipotek koymam doğru olmaz. Ben kendi yapacağım işlerin sözünü veririm. Ancak orada yüzde 60-70 oranında bir imza toplanır bir araya gelinirse ondan biz tekrar TOKİ’ye gidebilir, gitmemiz için yüzümüz olur. Burası imarlı bir bölge. Herkesin tapulu, imarlı arsası var. Dolayısıyla burada bir plan tadilatı yapılır, yapılırken de vatandaşın 225 m2’lik arsasını bir cm eksiltmeden bir yere koymak gerekir.  Nereye koyacaksın? Koydun diyelim, yol nereden geçecek? Sosyal donatılar nerede olacak, okul nereye yapılacak? Park-camii nereye gelecek?
   Dolayısıyla plan tadilatı yapılabilmesi için bütün hissedarların ki yaklaşık 2 bine yakındı ve hepsinden muvafakat alman lazım. O gün için bu mümkün değildi. Zaten bizim de TOKİ gitme sebebimiz buydu. Kamulaştırma yetkisi de olan bir mevzuatla bu işi yapmaktı. Arkasında da devlet olmalıydı. Saraycık’ı bu şekilde yapıyoruz. Saraycık’ta yüzde 100’ü evet demedi. Evet demeyenlerin parasını ödüyor kamulaştırıyor ama büyük çoğunluk evet dediği için proje başladı.
   Ulubatlı Hasan’da 1/3’lük kanaatsiz kesin şimdi anlıyor. Tabii burası böyle kalmayacak, kalmaz. Aklın yolu birdir. Biz bugüne kadar üzerimize düşen görevi yaptık, yine de yaparız. Bizim işimiz vatandaşımızın meselelerine çare üretmek. Olmayacak duaya da amin diyerek ben de milleti oyalayamam ki. Burayı mutlak ve mutlak kamu gücüyle yapmamız lazım.

    Peki Sayın Başkan, yapmayı isteyip de yapamadığınız şeyler var mı?
   Biz de yılgınlık yok, karamsarlık yok! Yapamadık diye bir şey de yok. Biz de çaba sarf etmek var, gayret etmek var. Elhamdülillah vatandaşlarımızın da desteği var. Devletimizin de yardımları oluyor. Bizim lügatımız da zor diye bir kelime yok. Bize düşen çaba sarf etmektir. Bize yılgınlık yakışmaz. Şehrin daha iyi daha huzurlu olabilmesi için çaba sarf ediyoruz. Yol meselesini de çözersek daha da rahatlayacağız. İleriye dönük şehrimizin sıkıntı çekmemesi için mücadele ediyoruz.

   Geçtiğimiz hafta ziyaret ettiğim Ukrayna’nın başkenti Kiev gibi şehirde kentleşme genelde şehrin altına doğru yapılmış. Sincan’da buna benzer çalışmalar yapılabilir mi? Örneğin tren istasyonunu, tren yolunu yeraltına alma gibi bir takım projeler yapılabilir mi? Aynı zamanda Sincan’da şehir ikiye bölünmemiş olur.

   Bazı şeyleri talep ederken makul olmak lazım. Fayda maliyet analizini iyi değerlendirmek lazım. Bu biraz şeye benziyor, evlenmiş iki de çocuğu olan bir insanın ‘keşke başka biriyle evlenseydim de başka çocuklarım olsaydı’ demesine benziyor. Olmuş bitmiş, merkez de alt-üst geçitler yapılmış bir Sincan’da böyle bir proje çok makul değil. Bizden önceki yöneticiler, Sincan’ın nüfusu 20-30 binlerde iken bunları planlaması, düşünmeleri gerekirdi. Şimdi artık geçmiş olsun. Bugün Plevne mahallesini görüyorsunuz. Değil park yapmak, ağaç dikecek bir alanımız dahi yok.
   Keçiören örneğini niye verdim, o zamanki plan yapılırken 4 tane bulvar atmak çok mu zordu? Ben şu an Sincan’da niye uğraşıyorum tarlaların arasından yol geçsin diye? Şehir gelişiyor ve geleceğini şimdiden görmen lazım. Yarın eyvah dememek için çalışıyoruz. Başkentray çalışmalarıyla istasyonumuz değişiyor. Yukarıya alınacak, yeni istasyonlar yapılıyor ve metro şeklinde olacak. Mahkeme süreci vs. derken 3 yıl geçti. Bu 3 yıl nereden gitti, milletin cebinden gitti.

   Sincan merkezimizde yaşanan AVM ve cami inşaatıyla ilgili sor durum nedir? Burada yaşanan bir mahkeme süreci var. Belediyemiz bu meselenin neresinde?
   Dernek yöneticilerinden dolayı kayyuma devredilen bir konu. Dernek kapatıldı ve malları TMSF’ye devredildi. Oranın belediyemizle olan alakası, karşıda gördüğünüz yap-satçı müteahhitin yaptığı konut ile hiçbir farkı yok. Ama orayla ilgili en net bilgiyi ve durumunu yine atanan kayyum bilir. Yap-sat müteahhitin inşaatının durumunu nasıl ben bilemezsem bu inşaat ile ilgili durumu da bilmiyorum. Ama neden işler yavaş gidiyor, bunun bilinmesi lazım.

   Sincan’ın nüfusu 520 bini geçmiş durumda. Artan nüfus, ihtiyaçlar vs.. buna bağlı olarak geçtiğimiz günlerde MHP’nin yapmış olduğu toplantıda meclis üyelerinin bir takım eleştirileri oldu. Sincan’ı, özellikle komşu ilçesi olan Etimesgut ile kıyaslayarak Etimesgut’un Sincan’ı yatırım ve hizmetler açısından geçtiğini belirttiler. Siz bu konuda neler söyleyeceksiniz?

   Ben mukayese yapacaksam, modern bir şehircilik anlayışı olan illerle mukayese ederim. Dolayısıyla Sincan’ın siyasilerinin başka bir ilçeyle mukayese etmelerini kendi zayıflıkları olarak görürüm. Fazla da bir şey söylemek istemiyorum. Siyaset yaptıklarını düşünüyor ancak bunun da bir fayda getirmediğini görüyorlar, görmemezlikten geliyorlar hala.  Doğru bir şey değil, Etimesgut ile Sincan’ın neyini mukayese edeceksin? Etimesgut farklı özelliklerde olan bir ilçe, kendi imkanlarıyla yapabileceklerini yapabilen bir ilçe. Çankaya aynı şekilde.. Nüfus sayısı bakımından Etimesgut ilçemize geçen dönem ciddi anlamda bir bölge bağlandı. Artış bu nedenle, öte yandan yeni yapılaşmalar var Bağlıca, Yapracık bölgelerinde.
   Bizim burada neye ihtiyacımız var, bu ihtiyaca göre neyi yapmamız gerekiyor? Bana hiç kimse Vatan Caddesi’nden Saraycık üzerinden Eskişehir Yolu’na inecek 50 m’lik bağlantı yolu lafını getirmedi. Ben bu tür şeyler beklerim muhalefetten. Mesela Sincan’ın imar planında Saraycık çıkışından sonra 25 m’lik yol bitmiş. Saraycık’ta Sincan’ı kilitlemiş. Bu yolu 25 m’den 50 m’ye çıkarttık. Mesela Çimşit’ten yeni açılacak yola, Saraycık’a bir bulvar bağlantısı yapın deseler daha çok memnun olurum. Bu konuda da çalışmalarımız halen devam ediyor. Yeni bir bulvar açma durumu söz konusu. Buna benzer taleplerde bulunsalar doğru bir siyaset yapmış olurlar. Mesela Yenikent’in girişinde sıkışıklık yaşanmaya başladı. Yeni burada trafik sorununu çözecek geniş bir yol çalışmasıyla uğraşıyoruz. Bu sorunları dile getirseler anlarım. Sincan’da ileriye dönük, yarınlarını ilgilendiren bir takım projeler getirseler biz de istifade ederiz. Her türlü fikre ve düşünceye açığız. Biz demiyoruz ki dünyanın en akıllı insanıyız diye. Akıl bedava, ben herkesin aklını alırım. Niye almayım?

   ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ HAKKINDA
   Anayasa Değişikliği ile ilgili olarak 16 Nisan’da yapılacak olan referandum ile ilgili neler söylemek istersiniz? Neden EVET oyu vermeliyiz? Referandumdan EVET çıkması halinde yerel yönetimlerde, belediyecilik çalışmalarından ne gibi değişimler yaşanacak?

    Belediyelerimiz açısından elbette bir artısı olacak. Öncelikle bürokrasideki tıkanıklıklar giderilecek. Bu çok önemli. Mesela bizim bire bir takip ettiğimiz birçok projede bürokraside istenmeyen gecikmeler var. Bunlar ortadan kalkacak. Sayın Cumhurbaşkanımız da bürokrasiden şikayet ediyor ki haklı. Hatta 7 Haziran seçimlerinden sonra bürokraside işler iyice durdu. Bizim birçok önemli işimiz, projemiz bürokrasiyle hallediliyor. Yoksa benim sokakları temizlemem ile bürokrasinin bir alakası yok.
   7 Haziran seçimleri ile Kasım seçimleri arasında bürokrasi iyice durdu. Kasım’dan sonra açıldı. Tek başına iktidar, siyasi irade ve güçlü bir yönetim oluştu. Bu çok çok önemli. Ben bu kaldırımları, yolları, asfaltı illaki yapacağım. Ama bunları yapmak yöneticilik değil. Mecbur yapacaksın bunları. Bunların yapılması için belediye başkanının olmasına ihtiyaç yok. Belediye Başkanı şehrin gelecekte ihtiyaç duyacağı yatırımları, projeleri öngörerek bunları gerçekleştirmeye uğraşmaktır.
Referanduma gelecek olursak; Referandum demek çift başlılığın ortadan kalkması ve istikrarlı bir yönetimin gelmesi demek. Siyasi ve ekonomik istikrar neticesinde ülkemiz daha müreffeh oluyor, daha hızlı gelişiyor. Peki buna karşı çıkanlar kimler? Türkiye’nin istikrarsızlığını isteyenler, gelişmesini istemeyenlerdir. Görüyorsunuz bir çok dış devlet, bizim gelişmemizi istemeyenler şimdi bir araya geldiler. Bizim görevimiz, bunlara ayak uyduran saf vatandaşlarımızı uyarmak ve tehlikeden haberdar etmek. Kimlerin ve neden karşı çıktıklarını görmek lazım. Türkiye yine bunalımlı günlere geri dönsün, IMF kapılarında sürünsün, siyaseten sıkıntılı bir ülke olsun, ekonomik olarak istikrarsız bir ülke olsun istiyorlar. Devamlı bize muhtaç olsun istiyorlar. 
   Geçmişte hatırlarsınız, IMF’nin bir memuruna Başbakan selam veriyordu. O günler tekrar gelsin, biz ne diyorsak onu yapsınlar istiyorlar. Bunu isteyenler Başkanlık sistemine karşı çıkıyorlar. Yine koalisyon pazarlıkları, yeni bunalımlar ve sıkıntılar olsun istiyorlar. Başka izahı yok. Yeni sistem, Belediye Başkanlığı sistemiyle aynı. Şu anda belediye başkanlığı sisteminde millet ne yapıyor. Bir belediye başkanı seçiyor. Benim belediyemi yönetsin ve hizmetlerimi 5 sene yürütsün diyor. Ayrıca bir de meclis seçiyor. Belediye Başkanının ayrı yetkileri var, meclisin ayrı yetkileri var. Başkan bazı kararlarını meclisten almak zorunda. Başkanın kendisinin yapabileceği işler var. Nedir? Ekibini belirlemek, Meclis Üyelerinden müdür tayin edemediği için kendi müdürlerini tayin ediyor. Millet ise 5 sene sonra karnesine bakıyor. Devam etsin veya etmesin diyor. Beğenmediği zaman güle güle kardeşim diyor. Sistem aynı.
Röportaj: İbrahim Keskin

Kaynak: Editör: İbrahim Keskin
Etiketler: Mustafa, Tuna:, Sincan'ın, Geleceğini, Planlıyoruz,
Yorumlar
Haber Yazılımı