Haber Detayı
14 Kasım 2013 - Perşembe 22:22
 
Sincan Nasıl Bir Belediye Başkanı Arıyor?
30 Mart 2014’te yapılacak olan Belediye Başkanlığı seçimlerine sayılı günler kala, Sincanlılar nasıl bir belediye başkanı istiyor? Sincan Belediye Başkanı nasıl biri olmalı?
Sincan Haberi
Sincan Nasıl Bir Belediye Başkanı Arıyor?

30 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimler öncesi, Sincan Belediye Başkanının nasıl birisi olması konusunda okurlarımız için ciddi bir çalışma yaptık. Mevcut Belediye Başkanı Mustafa Tuna ile birlikte 6 aday adayının bulunduğu AK Parti’de, en çok merak edilen konu kimin belediye başkan adayı olacağı? İşte bu konuda sizin için hazırladığımız bu haberimizi mutlaka okumalısınız.

   Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki; bir yöneten ve yönetilen rejimi olarak demokrasi, yönetenlerini halkın seçtiği bir yönetim biçimidir. Demokrasinin beşiği sayılan yerel yönetimlere aday olan belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri, halkın içinde olmaları hasebiyle, halk, yerel seçimlere, milletvekili seçimlerinden daha büyük ilgi göstermektedir.
   Ancak geleneksellikten sıyrılmış ama modernleşememiş, kırsal alandan kopmuş fakat kentlileşememiş bir ülke olarak, yaşadığımız kentlerde birikmiş yığınla sorunumuz var. Bu sorunlar ancak bilinç, liyakat, ve ehliyetle çözülebilir.
Ne var ki mevcut sistemde, siyasi partilerde aday seçimi günümüzde demokratik yöntemlerden ziyade merkezden ve genellikle parti liderinin kararı ile gerçekleşmektedir. Bu anlamda tablonun sebeplerine ve bu süreçlerin ortaya çıkardığı sonuçlara baktığımızda hiç de içaçıcı olmadığını gözlemek mümkündür.
   Yerel yönetimlerin gerektiği gibi organize olamamaları, ekip kurmakta başarısız olmaları,  çözüm üretmek yerine, çoğu yerde acze düşürmüştür. Buna rağmen her seçim döneminde konuyla ilgisi olsun olmasın belediye başkanı veya meclis üyesi olmak için büyük bir yarış, büyük çaba var. Neden?
    Bu olağanüstü aday olma çabası, bunca enerji, zaman ve kaynak kullanımı gerçekten bu birikmiş sorunlara fedakârlıkla çözüm bulma arayışından mı kaynaklanıyor? Keşke bu soruya rahatlıkla “evet” diyebilsek.
   Diyemiyoruz çünkü son yıllarda siyasetin giderek daha da kirlenmesi, parayla yapılan bir iş haline gelmesi, bu işe koyulanların çoğunu, kentleri ihya edilmesi gereken yerler gibi değil, daha çok paylaşılması gereken ganimet gibi görmele-rine yol açıyor. O yüzden buralara seçilebilmek için trilyonlar harcanıyor. Bu da hem siyaseti kirletiyor hem siyaseti parayla yapılan bir iş haline getirerek katılımcılık ilkesini zedeliyor ve siyaset yapacak birikimli, yetişmiş ama zengin olamayan kesimleri oyunun dışına itiyor. Böyle olunca, (istisnalar hariç) birçok seçilen bir süre sonra gelinen yere hizmet etmekten ziyade kentlerde ortaya çıkan rantları kendi (veya çevresi veya partisinin) çıkarı doğrultusunda yönetmek ve bunlardan yararlanmak istiyor. Elbette istisnalar var ama maalesef istisnalar kaideyi bozmuyor. Bu yüzden en başta seçim ve siyasi partiler yasasını değiştirmek ve yeni bir zihniyetle yeni bir sistemle gerçek bir demokrasi kültürü inşa etmek zorundayız. Tabi bu tablo halka da sirayet etmiş durumda. Halk da bu cenderede kendi çıkarını ön planda tutuyor, ister istemez “kirleniyor.” Su kirlenince ondan alınan numune de kirli olmak durumunda.

Belediye başkanı ya da meclis üyesi olmak isteyenler öncelikle kendi kendilerini gözden geçirmeli, sonra vatandaşlar bunları yakın merceğe almalılar.

   “Kentimi yönetmeye talip bu şahsın hedefi ne, bu hedefleri gerçekleştirmek için hangi projelere sahip ve daha önemlisi bu projeleri hangi kadroyla hayata geçirecek?” Bunları sorgulamalı. Maalesef günümüzde bundan ziyade “bana yakın mı, değil mi?” ona bakılıyor. Nitekim halk “bal tutan parmağını yalar” diyor, hatta daha ileri giderek “yiyor ama iş yapıyor” gibi gayrı ahlaki söylemleri bile ileri sürebiliyor. Bu da sistemde benim hırsızım iyi seninki kötü mantalitesini öne çıkarıyor, çürümüşlüğün boyutlarını gösteriyor. O nedenle sitemi değiştirmediğiniz taktir de çalıp çırpan birini değiştirseniz yerine gelen ya sitemin dışına atılacak ya da önceki gibi o da hırsız olacaktır.
   Yerel belediye seçimlerine giderken yapılan konuşmalara baktığımızda nasıl bir belediye başkanı istiyoruza bir cevap aramaktan çok, kim aday olmalı üzerinde odaklanıyoruz. Tartışmalar genelde şahıslar üzerinde yoğunlaşıyor. Niteliğe pek önem verenin olduğunu zannetmiyoruz.
   Kısa bir örnek, Sayın Doç Dr. Mustafa Tuna’nın belediyeciliği ne kadar şahsi duruşundan bağımsız olarak değerlendirildi? Ya da şöyle söyleyelim; Doç Dr. Mustafa Tuna’nın şimdiye kadar yaptıkları, yapacaklarına ne kadar teminattır? Oysa bizlerin şöyle kısır bir özelliği var. Olayları, insanları, şahsileştirerek değerlendirmeye tabi tutmak. Bağımsız bir gözle değil de, daha çok ne kadar işime yarar açısından bakmak.

Belediye Başkanı kime ve kimlere
menfaat sağlıyorsa, onlar için iyi adam

   Eğer benim menfaatime yarayacaksa iyi adamdır, yaramayacaksa kötü adamdır. Bu tümüyle menfaatsel bir değerlendirmedir ve bence hiçte ciddiye alınacak bir yönü bulunmamaktadır. Gelin hep beraber, Sincan’ı, Etimesgut’u, Yenimahalle’yi, Altındağ’ı, Keçiören’i üretilen hizmet ve nitelik bağlamında ele alalım. Hizmet odaklı değerlendirmeye tabi tutalım.
   Aday adayı niçin aday olduğunu, parti gücüne güvenmeden, niteliğini ortaya koymalı. Ben partiliyim, partiye hizmet ettim, zenginim, iş adamıyım, şunun adamıyım, diye ön plana çıkmaya çalışarak değil, belediyecilik niteliğini sergilemeli asıl olarak. Veysel Tiryaki ya da Mustafa Tuna ben varım diyorsa, burada, bu yöneticilerin ne söylediğine, vizyon ve misyonlarına bakılmalı derim.
   Şimdi bizde şöyle bir gelenek var. Bir şeyi tutan bir daha elinden bırakmak istemiyor. Ve vazgeçilmez olduğunu düşünüyor. En iyisinin kendi olduğunu sanıyor. Rakip çıkmasına hazmedemiyor. Böyle durumda karar vericilerin, halkın yapması gereken şey, Sincan için kim ne vaat ediyor, ne düşünüyor, nasıl bir şehir vizyonuna sahip bunu göz önünde bulundurmalılar.
   Dolayısıyla burada sistemle birlikte başkan adayı, projesi, kadrosu, ekibi önem kazanıyor. Halk seçerken dikkat etmeli, seçtikten sonra mutlaka örgütlenerek denetlemelidir. Bu bizim hem kendimize hem Kentimize hem de geleceğe olan saygımızın ve görevimizin gereğidir.
   Yaptığımız çalışmalar kent sakinlerinin adil, vizyon sahibi, kent yönetimi ve belediyecilik hakkında bilgili ve bu konularda yeterli olan, sözüyle, özüyle bir, Söylemi ve eylemi tutarlı, çalışkan, cesur, eğitimli belediye başkanı istediklerini öne çıkarıyor.
   Ayrıca belediye başkanlığı yapan kişinin halka yakın, toplumun içinde olan, halkıyla aynı mahallede oturan, aynı çarşıdan, aynı pazardan alışveriş yapan, belediye bürokratları ile birlikte mahalle yöneticileriyle gece gündüz çalışan, mesai kavramı sabah 8 akşam 5 olmayan, sivil toplum örgütleriyle sürekli diyalogda olan, yerel dinamiklere ve geçmişte siyaset yapmış, arkasında hoş bir seda bırakmış tüm yöneticilere önem veren, bir belediye başkanı olmasını istiyor halk.
   Geçmişte başarılı belediye başkanlığı görevi yapmış, bu şehir için bir çivi çakmış, halk tarafından sevilen sayılan, geçmişte yapmış olduğu hizmetleri ile adından her fırsatta bahsettiren,  uzmana danışan, bir proje uyguladığında halka soran, masa başında aldığı kararlarla şehri deneme tahtasına çevirmeyen, yaptığı ve uyguladığı her türlü projenin kısa orta ve uzun vadede ne gibi sonuçlar doğurabileceğini öngören, aynı bütçeyle daha farklı neler yapılabileceğini ortaya koyan, bin düşünüp bir karar alan ve önemli olanın bir park bahçe yapmaktan öte yapılan hizmetin verimliliğine önem veren, belediye bütçesini verimli kullanan, halkın parasını israf etmeyen, makam saltanatlığına izin vermeyen, ve bu çerçevede bir yönetim felsefesi uygulayan yönetim anlayışını tercih ediyor halk.
   Ayrıca yukarıda ki taleplere aşağıdaki tespitleri de eklemek gerek. Çalışmış olduğu bürokratlarını şehri tanıyan, halkı tanıyan, bulunduğu bölgenin kültürüyle kopukluk yaşamayacak,  koltuktan kalkan ve şehri kendi evi gibi bilen,koltuk başına değil, işin başına geçecek, koltuğa oturduktan sonra ayırım yapmayacak, hizmet edecek, halkı, meslek örgütlerini dinleyecek, kentte düzenlenen etkinliklere ailesiyle birlikte ayrım yapmadan katılacak, kaliteli kültürel, sanatsal etkinlikler yapacak, halkın sosyalleşme ihtiyacını karşılayarak gençleri kötü tuzaklara düşmekten alıkoyacak sosyal bir belediye sosyal bir şehir oluşturacak, yeşile, park bahçelere, dinlenme alanlarına önem verecek, bu alanları zehir tacirlerinden ve fuhuş batağından kurtaracak bir belediye başkanı istiyor halk. 
    Girişimci ve yatırımcılar için ilk adımı atacak, kentte gelecek yatırımcılara alt yapı projeleri ile destek verecek, belediye başkanı olarak her türlü hizmetin, dayanışmanın, etkinliğin içinde olacak,  ilçeye, köylere, mahallelere sahip çıkacak, bir başkan bir başkan isteniyor.
   Sorun çözen, kendisiyle barışık, personeli ile barışık, mülki idare, üniversite ve diğer kurumlarla ilişkili, en az haftada bir gün şehrin yatırımlarını, kaynaklarını değerlendirmek üzere toplantı yapan başkan istiyor Sincan halkı.
   Bu nedenle disiplinli, çalışan, bilgili daire başkanları, müdürleri, teknik elemanları, çevrecileri, mimarları, şehir plancıları bulan ve istihdam eden; köhnemiş belediye anlayışından çıkarak devrim yapacak, gençlerle iç içe olacak ve gençleri işin içine katacak, topluma huzur, kardeşlilik ve barış getirecek, gençlik merkezi kuracak, kadına önem veren, engellilerin ve yaşlıların sorunlarını çözen, bir başkan.
   Şehrin yararına çalışacak, dürüst, şaibesiz, belediyenin ve halkın sırtından geçinmeyen, kısa yoldan zenginleşmeyi amaçlamayan, ruhsat ve iş satmayan, belediyede iş takipçiliği yapmayan, çıkar uğruna imar planını bozmayan, gözü gönlü tok, ileri görüşlü ve kariyer sahibi, geçmişi temiz ve güvenilir, toplumda heyecan yaratan, sevilen meclis üyelerinin seçildiği, disiplinli, çalışkan, dürüst personelin görev aldığı, vatandaşa saygıyla canla başla kaliteli hizmet veren bir başkan ve bir belediye istiyorum diyor vatandaş.
    Sincanda iyi bir ekiple geçmişte neler başarılabileceğini bu halk gördü ve yakından biliyor. Sincan’ın mozaiği ile örtüşen ve halk tarafından teşkilat tarafından benimsenmiş, istişare kültürüne önem veren, şehrin kendi dinamiklerini, potansiyelini ortaya çıkaran bir başkan şehre kendisinden bir şeyler katabiliyor.
   Eğer bu tarzda bir ekip yeniden iş başına gelirse, onlardan beklentiler de gene kentin bütünü ve kamu yararını esas alan bir profil çiziyor. İyi belediye başkanı iyi ekip kuran başkandır. İyi ekip  şehri iyi tanıyan ve şehirle bütünleşendir.Ancak bu niteliklere sahip başkan ve ekibin çevreci, modern, çağdaş bir kent oluşturabilir; tarafsız ve nitelikli insan kaynağına sahip, kurumsal yapısını tamamlamış, şeffaf bir belediye ortaya çıkarabilir. Tabi hem başkan hem ekibi hem de idare ettiği belediye bilgi, birikim, deneyim bakımından asgari belediyecilik koşullarına sahip olunca onların inşaa edeceği kentte başka olacaktır.
   Böyle bir belediye yönetimi, ulaşım sorununu çözmüş, temiz, yeşil alanları bol, meydanları ve bulvarları olan, kültür sanat etkinlikleri gerçekleştiren, ailecek eğlenebileceği, gezebileceği mekanlar üreten ve buraların güvenliğini sağlayan, toplu taşıma sorununu çözmüş, güvenli, metrosu, hafif raylı sistemi olan, şehir aydınlatmasını tamamlamış kentler oluşturacağına inanılabilir.
   Nitelikli yönetim işbaşına gelirse sonuçta o kentte üretimi gelişir, sanayi, tarım, turizm potansiyeli artar, marka değeri oluşur, barış ve huzur ve refah ortamı gelir, kent bölgesinde lider konuma gelir. Böyle bir kentin insanı da mutlu ve müreffeh olur. Sincan mutlu ve müreffeh olmayı hak ediyor.
Peki bir kentin böyle olup olmadığını nasıl anlarız? Bir kentte gittiğinizde bakın; eğer yolları eğri büğrü ise, binalar çürük dişler gibi dizilmişse, kent möblesi düzgün değil, kişi başına düşen yeşil alan azsa, çarpık kentleşme alıp başını gitmişse, kentin merkezi ile çevresi arasında dağlar kadar fark varsa orayı yönetenler toplumun yararı için çalışmaktan ziyade kendine yontmuş demektir. Koltuk ve makam hırsından vatandaşa yeterince vakit ayırmamış demektir.

   Koltuklarından güç alanlar, şehirlerine asla hizmet ede-mezler.  Böyle bir kent, gelişmemiş, iyi yönetilmemiş, kendine nitelikli, şehrin sosyal dokusunu yakından tanıyan yöneticiler, belediye başkanı seçmemiş demektir. Kaynakları iyi ve doğru kullanmayanların elinde kalmış demektir. İmar planı kişisel amaçlarla delinmiş, ihya olamamış, sadece bugünü değil geleceği de çalınmıştır. Böyle bir ortamda yaşayan insanlar da mutlu olamazlar, onlar da dirsekleriyle kendilerine yol açan stresli, mutsuz insanlar topluluğuna dönüşürler. Şehri huzur ortamından hızla uzaklaştırırlar. Yaşadığınız şehirde huzur buluyorsanız, mutlu oluyorsanız, kendinizi evinizde gibi hissediyorsanız işte O şehir Evinizdir. Yaşadığınız, yönettiğiniz şehri eviniz gibi değil oteliniz gibi kullanıyorsanız. O şehir kimseye huzur vermez.
   Çağdaş gelişmiş kent ise bunun tam tersi bir konumdadır. Yolları düzgün, binaları estetik, sokakları temiz, kent möblesi, yeşil alanı boldur; her şeyden önce her yaşam alanı belli bir ruha sahiptir, içinde yaşayanlar da bu nedenle güvencededir. Bu durum aynı zamanda modern ve gelişmiş olmanın göstergesidir. Sincan’ın bu geçiş sürecinde, bu yerel seçimlerde, doğru kararı vererek bu nevi kentleri oluşturabilecek, şehri yakından tanıyan ve bu şehirde yaşayan yöneticilere ihtiyacı vardır. Yukarıda saydıklarımızın tamamı ya da bir kısmı Sincan ile örtüşüyorsa iyi bir yönetici ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. İyi bir belediye başkanına ihtiyaç vardır.
   Şehremini, şehrin en emin adamı, şehrin en güvenilen-itimat edilen dürüstlüğüne, sağlamlığına herkesin oy vererek veya onun tercih edilmesinde etkili olanların şahadeti ile başa getirilen adam demek. Hem malı, hem canı ve namusu, bu adamlara emanet eden şehir mensubu rahat uyur, rahat yaşar çünkü bu güvenilen adamın tercih edilen adam onların namına her işi dürüstçe, kurallarına uygun bir şekilde ve şehir mensuplarının menfaatine olacak bir tarzda yapacağına inanılır. Bu kavramların dün ve bugün kullanılış şekliyle neyi ifade ettiğine bakalım.
   Burada tartışmaya gerek yok ki, esasında “iyi başkan”, bu ikisinin toplamından oluşur. Hem manevi yönden kendisini yetiştirmiş ve şahsi karakter özellikleri iyi olan ve hem de maddi yönden hizmet eden bir belediye başkanı “iyi başkandır”.
   Gerçi biz lafı böyle söylüyoruz da, bazı marazi ruhlar belediye başkanında manevi hasletlere çok da önem vermeyebilir. Mesela, “çalsın, ama çalışsın” mantığında olan hasta ruhlar da var bu ülkede. Yani, Allah korusun, belediye başkanının çalmasını normal görenler de var bu ülkede. Onlar bize asla ve kat’a ölçü olamaz. Biz, çalmayan, devletin ve milletin malına el uzatmayan ve fedakârane, hasbi ve samimi çalışan ve manevi ve maddi anlamda hizmet eden belediye başkanı istiyoruz.
   Yaklaşan mahalli seçimler arifesinde mutlak itaat, adamları olmak, vaatlerde bulunmak, asılsız kamuoyu yoklaması yaptırmak gibi basit ve afaki kıstaslarla değil, en iyiyi, en güzeli yapacağına inanılan adamların seçilmesini sağlamak, tercih etmek esas alınmalıdır ki yeni yanlışlar olmasın. Sonra da şikâyetçi olmayalım.

   Adamın birisi bir lokantaya gider. Cam fanus içerisindeki kelle-paçalardan isteyecek. Kelle tek olarak satılıyor. Kafatası ile beraber servis yapılıyor. Garsona istediği kelleyi işaret ederek getirmesini söyler. Garson getirir. Adam çatal-bıçakla kelleyi ikiye ayırır ki kafatasının içerisinde beyin yok. Garsonu çağırır, “Bu kellenin içerisinde beyin yok, neden getirdin bu beyinsiz kelleyi bana?” der. Garsonda gayet sakin bir şekilde cevap verir. “ Efendim siz seçtiniz, benim bir suçum yok” der. Hem seçip hem de şikayet etmeyelim derseniz, iyisini seçin, iyisini tercih edin.

     Partiye göre değil adam gibi adama oy verin ki umulduğu gibi çıkmazsa da kendinizi kusurlu bulunuz.

Kaynak: Editör: İbrahim Keskin
Etiketler: 30, Mart, 2014’te, yapılacak, olan, Belediye, Başkanlığı, seçimlerine, sayılı, g
Yorumlar
Haber Yazılımı