Yazı Detayı
18 Ekim 2017 - Çarşamba 12:25
 
ABD - TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
Ümit Cankurtaran
umit.cankurtaran@hotmail.com
 
 

Amerikalılar ile Bin yedi yüzlerden başlayan ilişki sürekli iniş çıkışlar yaşamıştır. Gerek dünyadaki değişim ve bunun bu coğrafya ya yansımaları gerek büyük güçlerin uluslararası sömürge arayışları gerekse denge politikaları neticesinde ilişkiler sürekli gidip gelmiştir.

Amerika 1783 yılında bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkarken ilk başlarda Avrupa siyasetiyle pek ilgilenmedi. Bu bağlamda resmi düzeyde Osmanlı ile ilişkileri de 1830‟lu yıllara kadar gecikmiştir.

Amerika her ne kadar da siyasetten uzak kalsa da vazgeçemeyeceği bir şey vardı ki o da Akdeniz de ticaret, bu nedenle birçok kez Osmanlı ile ilişki kurmaya çalışmış ama gerek o günün koşulları gerekse Osmanlı‟nın durumu bu süreci geciktirmiştir. Nitekim 20 Ekim 1827 yılında Osmanlı Donanmasının İngiliz, Rus ve Fransızlardan oluşan bir donanma tarafından Navarin‟de yakılmasından sonra Osmanlı Devleti, Amerika ile işbirliğine sıcak bakmaya başlamıştır.

Bu olaylar neticesinde Amerika, Osmanlı ile 7 Mayıs 1830 yılında Seyr-i Sefâin Antlaşması‟nı imzalamış ve sonra ülkenin birçok yerinde elçilik açmıştır. İlk önce güzel başlayan bu ilişkiler bir süre sonra bu elçilerin Osmanlı‟nın içişlerine karışmasıyla birlikte bozulmaya başlamıştır. Özellikle Amerika‟nın Ermeni vatandaşlarını koruma altına almaya çalışması ve Misyonerler vasıtasıyla Ermenileri, Osmanlı‟ya karşı kışkırtması ve Osmanlı‟dan birşeyler koparmak istediğinde bunu ya Akdeniz‟e savaş gemisi yollayarak ya da içerdeki Ermeniler vasıtasıyla elde etmeye çalışması, ilişkilere büyük darbe vurmuştur. Bütün bu olanları düşündüğümüzde Osmanlı son dönemlerinde en çok Amerika ile uğraşmak zorunda kalmıştır desek abartmış olmayız sanırım.

Amerika Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile de ilk başlarda sorunlar yaşamıştır. Bunlardan en önemlisi Lozan Antlaşmasıyla birlikte kaldırılan kapitülasyonlara Amerika‟nın sıcak bakmaması ve temsilciler meclisinde ki muhalefettir. Bu nedenlerden dolayı ancak 17 Şubat 1927 yılında geçici bir antlaşma imzalayabilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Türk- Amerikan ilişkilerini soğuk savaş öncesi ve sonrası dönem diye iki şekilde ele alabiliriz. Soğuk savaş öncesinde Avrupa ve Amerika Türkleri, Batının kalkanı olarak görmüştür.

Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte, 1980'lerin sonu ve 1990'ların başında iki ülke ilişkileri bakımından bu yeni ortamın getirdiği yeniliklere paralel olarak, Türk-Amerikan ilişkileri de farklılaşmış, yapısal bir değişikliğe uğramıştır. 1991 yılında "Geliştirilmiş Ortaklık" adlı yeni bir kavram ortaya atılarak ilişkilerin çeşitlendirilmesi hedeflenmiş ve daha gerçekçi bir zeminde yürütülmesi amaçlanmıştır. Diğer taraftan, ABD'nin SEİA çerçevesinde her yıl ülkemize yaptığı güvenlik yardımları (askeri ve ekonomik) parasal değer olarak 1992 yılından itibaren sürekli azalmış, ayrıca giderek ticari ölçeklerde faizli krediye dönüşmüştür. Bu bağlamda enerji, ekonomi ve ticaret, bölgesel işbirliği, Kıbrıs, savunma ve güvenlik alanlarında işbirliği iki ülkenin ilişki düzlemini belirlemiştir.

2000‟li yıllar iki ülkenin ilişkilerinde önemli ölçüde değişikliklere neden olmuştur. Bunun en önemli nedenleri:

11 Eylül saldırıları

Amerika‟nın Irak‟a girmesi

Süleymaniye‟de Türk askerinin başına çuval geçirilmesi

Bush sonrası dönemde Obama başa gelmiş ve ilişkilerinde de bir değişim yaşanmıştır. Amerika ile ilişkilerde biraz daha yumuşamaya gidilmiş, Obama „ Değişim‟ demiş, İlk konuşmasını Türkiye„de yapmış, buda Türkiye‟ye verilen önemi bir kez daha göstermiştir.

İkili ilişkileri gelişmesi açısından özellikle Amerika‟nın, Türkiye‟nin görüşlerini önemsemesi ve kendi başına değil de, Türkiye‟yi de dikkate alarak davranması hem iki ülke açısından diplomatik sorun yaşanmasına engel olur hem Türkiye‟deki Amerika sempatisinin artmasına önemli ölçüde katkı sağlar Hem de ikili ilişkiler de bir güven ortamı oluşturur. Ama sonuç yine hüsran olmuştur. Amerika’nın gelmiş geçmiş en kötü orta doğu politikasıyla adeta ortalığı birbirine katan Obama başkanlığı Türkiye’nin üzerine oynanan oyunlara başrol niteliğinde olmuştur. Günümüze gelindiğinde ise Trump  dönemiyle hala ABD’nin Türkiye üzerinden orta doğu şekillendirmek istemesiyle gücünü göstermeye çalışan şımarık çocuk imajları devam etmektedir. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ABD ile ilişkilerimizde hassas bir döneme girilmiştir. Bu bağlamda, darbe girişiminin arkasında olan FETÖ’nün faaliyetleriyle mücadele ve örgüt liderinin iadesi ikili gündemde ilk sıraya oturmuştur.

Amerika‟nın başına buyruk tavırlarının sonuçlarını tarihsel süreç içerisinde değerlendirdiğimizde sonuçlarının izaha gerek olmadığını açık bir şekilde söyleyebiliriz. O nedenle Amerika ilişkilerinde daha çok karşılıklı diyalogu ön plana çıkarması gerekmektedir. Bu bağlamda Müttefikleri ile bu diyalogu sürdürmelidir. Bu müttefiklerden en önemlilerinden birincisi Türkiye‟dir.

 
Etiketler: ABD, -, TÜRKİYE, İLİŞKİLERİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı