Yazı Detayı
23 Haziran 2017 - Cuma 21:43
 
ADALETİ YOLDA ARAYAN YOLDA KALIR
Ümit Cankurtaran
umit.cankurtaran@hotmail.com
 
 

CHP, İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun 'MİT TIR'larının görüntülerinin yayınlanması" davasında 'Devletin gizli kalması gereken bilgilerini, siyasal ve askeri casusluk maksadıyla açıklamak" suçundan 25 yıl  hapse mahkum edilip tutuklanması sonrası Ankara’dan İstanbul’a ‘Adalet Yürüyüşü’ adı altında “Adaletin olmadığı bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Her özgür ülke  gibi, her uygar ülke gibi kendi ülkemizde barış içinde yaşamak istiyoruz. Bıçak  kemiğe dayandı artık 'yeter' diyoruz. Bunun için yürüyüşümüzü başlatıyoruz. Bu  ülkeye adalet ya gelecek ya gelecek. Eğer bir bedel ödemek gerekiyorsa, o bedeli  önce biz ödeyeceğiz. Bu ülkenin geleceği için, çocuklarımızın geleceği için hep  birlikte mücadele etmek zorundayız.  Bu yürüyüşümüzün bir siyasal partiyle ilgisi yok. Bu yürüyüş, kutlu  bir yürüyüştür. Bu yürüyüş adalet yürüyüşüdür. Adaleti isteyen herkes bu yürüyüşe  destek vermek zorundadır. Hapishaneleri tıka basa dolu olan bir ülkede adalet  olmaz” diyerek yola çıktı.

Peki sormazlar mı..

Yargılama süreci devam ederken, bu süreci hukuka aykırı olarak etkileyecek biçimde açıklamalar yapmak, yargı mensuplarını hedef göstermek, tahkir ve tehdit etmek açıkça suç değilmidir..?

Demokratik bir hukuk devletinde, yargı ve yargı kararları elbette eleştirilebilir. Ancak, kararı eleştirmek yerine, kararı veren yargı mensuplarını hedef göstermek, tahkir, tezyif ve tehdit etmek, ahlaki değildir; demokratik bir hak olan eleştiri hiç değildir; aksine kanunun tanımladığı açık suçlardan değilmidir..?

Sayın Kılıçtaroğlu bu kadar hak ve adalet diye yollara çıkarken aklımıza hükümete ilişkin;

FETÖ'nün siyasi ayağı" dedi durdu. AK Parti'yi işaret etti. Kanıt göstermesi istendi. "Saraydan başlayarak AKP grubuna kadar gelirsin, bütün siyasi ayak orada" gibi anlamsız laflarla geçiştirdi.
Ömer Faruk Kavurmacı tahliye edildiğinde "AKP'li FETÖ'cüler korunuyor" diye yaygara yaptı. "Damat serbest, gariban içeride" diyerek iktidarı köşeye sıkıştırmaya çalıştı. Kavurmacı tekrar tutuklanıp cezaevine konduğunda ise "Kavurmacı'nın tekrar tutuklanması kararını doğru bulmuyorum" dedi. Değil mi ya, şimdi neyi kullanacak Kemal Bey!
CHP eski milletvekili Birgül Ayman Güler'in itirafı orada öyle duruyor. "Partimiz inkâr etse de, 30 Mart yerel seçimlerinde cemaatle ittifak yaptık" demişti Ayman. Partisini zehir zemberek eleştirmişti.
Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi 17-25 Aralık 2013'ten 15 Temmuz 2016'ya kadar FETÖ'ye çok açık destek verdi. FETÖ'nün nemenem kirli bir yapı olduğunun ortaya çıktığı bir dönemde verdi bu desteği Kılıçdaroğlu'nun CHP'si.
FETÖ' cü Tarık Toros'un Kemal Kılıçdaroğlu'na hitaben sarf ettiği "büyük güç verdiniz efendim" sözleri hâlâ kulaklarımızda çınlıyor.
O dönemde FETÖ'yü çökertmek için gerçekleştirilen bütün operasyonlara Kılıçdaroğlu karşı çıktı. Devletin içine sızmış, kanlı bir terör örgütü ile mücadele edilirken devletin yerli ve milli unsurlarının attığı doğru adımları eleştirdi. FETÖ'cülerin yanında poz verip "hukuk devletinde olmaması gereken uygulamalar" bunlar dedi.
FETÖ'nün teslim almak üzere olduğu bir devletten bahsediyoruz! Kemal Bey o günlerde gece gündüz demeden FETÖ'nün gazetelerine, TV kanallarına gidip desteğini duyurdu. Eren Erdem'i, Mahmut Tanal'ı, Sezgin Tanrıkulu'nu sahaya sürdü.
Eren Erdem FETÖ'ye yapılan operasyonları FETÖ'nün kanalında "bu anayasayı askıya almaktır" diyerek eleştirmişti. Mahmut Tanal'a göre FETÖ operasyonları "demokrasiye büyük bir darbe"ydi. Sezgin Tanrıkulu "bunun hesabı bunu yapanlardan mutlaka bir gün sorulur" diye tehditler savuruyordu.
Bunların üzerine, Kemal Kılıçdaroğlu 17-25 Aralık'tan sonra FETÖ'nün ihtiyaç duyduğu siyasi söylemlerin sözcülüğüne soyundu. FETÖ'cü savcıların hazırladığı dosyaları Meclis kürsüsünden okudu.
Ne yazık ki Kılıçdaroğlu'nun CHP'si kirli bir ittifakın parçası oldu. Farkına varmadı demiyorum. Bile isteye, siyasi çıkar gözeterek bu yapıyla ittifak kurdu.
15 Temmuz sonrasında bu ittifakın açıktan sürdürülmesi mümkün olamazdı. İttifak ortadan kalkmadı, ancak gizli saklı bir hal aldı. FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen'in "tiyatro" diyerek kendi cürmünü görünmez kılmaya çalıştığı 15 Temmuz darbe girişimine "kontrollü darbe" dedi. "Kontrollü darbe" söylemiyle FETÖ'cülerin dünyanın dört bir yanında sürdürdükleri Türkiye düşmanlığı projesine hizmet etti.

 

Şimdi kimin için yürüyor, kimlere haksızlık yapıldığını düşünüyor sayın Kılıçdaroğlu?

Mahkeme kararlarının halkı sokağa davet ederek denetlenebildiği bir hukuk devleti modeli olmadığını ve olamayacağını bilmiyorlar mı..?

Böyle müesses nizam içerisinde bulunan topluluğa inat birlik ve beraberliğimizin dahada ileri giderek ortak noktamızın Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan ve Tek Devlet üzerinde buluşarak ölümsüzleşmesi duasıyla tüm islam aleminin Ramazan bayramını tebrik ederim.

 
Etiketler: ADALETİ, YOLDA, ARAYAN, YOLDA, KALIR,
Yorumlar
Haber Yazılımı