Yazı Detayı
13 Aralık 2013 - Cuma 00:55
 
AKP İKTİDARININ İSTANBUL VURGUSU
Güner Gümüşay
gunergumusay@mynet.com
 
 

Hükümet yatırımları İstanbul’a, reklamları Ankara’ya yapıyor. İstanbul’a yapılan yatırımların; Ankara’da ancak reklamlarını izliyoruz.
   AKP iktidarıyla beraber İstanbul,her zamankinden daha fazla devlet ve özel sektör yatırımlarının odağı haline getirildi.
Diğer kentler ve bölgeler kamu yatırımlarından küçük payları dahi almada gerilerken ;İstanbul her birinin tutarı milyarlarca dolarla ifade edilen onlarca büyük projenin uygulandığı şehir oldu.
    “İstanbul Büyükşehir Belediye Konsolide Bütçesi” hatırı sayılır 13 Bakanlığın bütçesinden büyük olduğu halde;Başkan Kadir TOPBAŞ bu bütçenin yine de yatırımlara yetmediğini vurgulamaktadır.
Üstelik İstanbul’a yönlendirilen tek kaynak sadece belediyelerin ki ile de sınırlı değildir. Bir çok büyük projenin finansmanı dış piyasalardan yapılan borçlarla sağlanmaktadır.
Sermayenin ve yatırımının bu derece orantısız olarak İstanbul ve yakın çevresine yığılması İstanbul ile Anadolu arasındaki eşitsizliklerin daha da büyümesine neden olmuştur.
Ve iktidarlarını devam ettirdikçede AKP’nin İstanbul vurgusu katlanarak artmıştır.

   AKP Hükümetinin 2011 yılından beri açıkladığı büyük ölçekli projelerin bazıları
   -Ataköy Finans Merkezi
   -Kanal İstanbul
   -3.cü Köprü
   -İstanbul-İzmir Otoyolu
   -Tüp Geçit
   -Yeni Havaalanı
   -Taksim Meydanı’dır.
    Unuttuklarımı siz ekleyiverin.

    İstanbul’a uygulanan projeler bunlarla kalmamış; AKP nin gayrimenkül sektöründe yarattığı rantın paylaşımı için ulusal ve uluslararası sermaye grupları inşaat sektörüne çekilmiştir.
   Ülkemizin önde gelen bazı büyük girişimcileri üretimden kazandıklarını bu rant sektörüne yatırarak asıl iş kollarını neredeyse tasfiye etmişlerdir.Yani üretimin yerini gayrimenkül rantlarından pay kapma kavgası almıştır.
Böylece reel sektörde boy gösteren firmalardan bir çoğu üretim tesislerini tasfiye ederek; arsalarına yüksek rant getirisi olan AVM, Residans, İş Merkezleri, Plazalar ve Lüx Konutlar yaptılar. Ya da bu amaca yönelik satışa çıkardılar.
   Buraların imardan geçirilmeleri,imar yoğunluklarının yeniden arttırılması uygulamaları bu sektörü AKP’ye göbekten bağlamıştır. AKP Genel Merkezi’nin haberi olmadan İstanbul’un rant hava sahasında kuş dahi uçurtulmamıştır.
   Ayrıca bu dönemde “kentsel dönüşüm” ve “yenileme” projeleri adı altında kamu gücü kullanılarak vatandaşın elindeki gayrimenküller alındı ve TOKİ aracılığı ile sermaye gruplarının ellerine teslim edildi.

   İstanbul’da Ayazma, Başıbüyük, Sulukule, Tarlabaşı... Ankara’da Dikmen Vadisi, Kuzey Ankara ve Hacı Bayram gibi yerlerin asıl sakinleri buralardan kopartıldı.
   El koyma ve insanların yerlerinden edilmesi AKP ‘ce gerçekleştirilirken; Bu rant sermaye ile pay edilmiş, kenttaşlara bu hak çok görülmüştür. Rant vatandaşa pay edilmemiştir.
   Ülkemiz bu yolla “yeniden üretim” yerine “yenilenme” oyunlarına getirilmiştir.
Bu süreçte TOKİ; El koyma yoluyla mülksüzleştirme ve yaratıcı yıkıcılık uygulamasının resmi kurumu olarak elinden geleni fazlasıyla yaptı.
   TOKİ köyden kente gelip kendisine bir yaşam alanı kurmuş olanların mülkleri zamanla kıymetlenince bunları elinden alıp;güçlü kesimlere aktarmıştır.Tüm cefayı çeken vatandaş mülkünün rantından mahrum edilmiştir.Çünkü memlekette rant yemenin tek adresi AKP ve yandaşlarıdır.

   AKP Belediyecilik tecrübeleriyle bu işin siyasal boyutunu da millete çok iyi yutturarak; bütün bu rant kavgası ve planlamalarını tümüyle “teknik uygulamalar”mış gibi sundu. Meselenin vatandaş ve güçsüz kesimler boyutu göz ardı edildi.
   Nerde kaldı yetim hakkı, nerde kaldı kul hakkı? Bütün bunları yapanlar nasıl can verecekler varın artık siz düşünün.

   TOKİ ve dolayısı ile Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı ve yandaşı belediyeler; bu şiddet ve otoriterlik içeren  mülksüzleştirme ve el koyma uygulamalarının vicdansız,sınırsız ve denetimsiz  pragmatik kurumları olmuşlardır.
   Asıl amacı alt gelir gruplarına konut üretmek olan TOKİ; AKP iktidarı döneminde bu vasfından hızla uzaklaşarak büyük ölçekli rant yaratan projelerin uygulamasında kamusal gücü ve ayrıcalıklarını kullanarak öncülük eden otoriter bir kurum olmuştur.

   Hazine arazilerinin kullanımı,yerel belediyelerden bağımsız proje yapma, planlar yapma,bir çok denetime tabi olmama,birçok harç ve masraflardan muaf olma gibi ayrıcalıklarıyla TOKİ en çok büyük kentlerimiz olmak üzere bütün şehirlerimizin kaderiyle oynamış olumsuzluklara neden olan bir çok uygulamanın sorumlusu olmuştur.

   Sonuçta ne mi olmuştur?
   Kentler uyum içinde bütünlük arz edecek şekilde tasarlanmamıştır.Parça parça tasarlanan ve birbirine eklemlenen bu yerler de en başta ulaşım sorunları olmak üzere parça parça yapılan alt yapı sistemleri uyumsuzluk göstermiştir.
   Ve bugün bütün bu yanlışların maliyetini yerinden edilen ve ranttan pay verilmeyen güçsüz kentdaşlar ile bu projelerden astronomik rakamlara gayrimenkül alarak güya yatırım yaptığını zanneden kitleler paylaşmak zorunda kalmışlardır.
   Rantı alan paraları kazananlar ise yeni ufuklara yelken açmışlardır. Özellikle İstanbul için bundan sonra duyacağınız her çılgın proje hala bu kesimlerin ayak oyunudur aslında.

   Böylece önümüzdeki süreçte bölgeler arası ve kentler arası dengesizlikler daha da açılacak; İstanbul’un küresel sermayenin dayattığı şekilde öne çıkması devam edecektir.
   Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız  mesai saatlerinin çoğunu ve tatillerini İstanbul’da kendilerine tahsis ettirdikleri saraylarda ki ofislerinde geçireceklerdir.

   “Bir Ankara’lı olarak bundan sana ne?” diyorsanız cevabım şudur:
    “Hiçç… Gevezelik işte!”
   Ne yapalım biz de Gökçek’in yaptırmaya çalıştığı “Tematik Park” ta maymunları seyretmeye gideriz.Aman haa seçimde yine Gökçek’e oy verin de, sonra bu çok önemli işler tamamlanamaz eksik kalır maazallah. Maymunları aslanları seyretmekten mahrum kalır Ankaralı yazık..
   Üstelik bu parka girişteki tüm bilbordlara “İstanbul’da denizin altından geçen Tren” afişleri de asar Melih GÖKÇEK; biz de bakarız; “Tren geldi” diye.Eee o kadar oy verdik hakkımız seyretcez artık treni.

 
Etiketler: AKP, İKTİDARININ, İSTANBUL, VURGUSU
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Mayıs 2017
EMEK
09 Mart 2017
BİR BAVULA SIĞDIRILAN HAYATLAR
07 Ocak 2017
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖZEL TOPLU TAŞIMA ARACI
01 Ocak 2017
MÜTEAHHİT'İN ÖLÜMÜ !..
14 Kasım 2016
ANKARA'NIN TAŞINA BAK!
01 Kasım 2016
LORENZ EĞRİSİ ve PASTA
26 Ekim 2016
FİİLİ DURUM !..
25 Ağustos 2016
MUHALEFET GÖREVE !..
19 Ağustos 2016
BİTTİ Mİ ?
01 Temmuz 2016
ETİMESGUT'UN MARKALARI !
10 Nisan 2016
'MERKEZ' 2 MAYIS'TA MECLİSE GELECEK Mİ?
05 Nisan 2016
ETİMESGUZ TAZİYE ÇADIRLARI
12 Ocak 2016
KANKA'YA "KABUL", ETİMESGUTLUYA "RED"
24 Aralık 2015
"PAMFİLYA'LI" SEN DE KUCAKTASIN ARTIK!
10 Mayıs 2015
DEVLET'E İHTİYAÇ VAR !
27 Ekim 2014
29 EKİM: YAPRAKLAR DÖKÜLÜRKEN
11 Eylül 2014
FESTİVALİN ARDINDAN
29 Ağustos 2014
ETİMESGUT FESTİVALİ BAŞLIYOR
11 Ağustos 2014
NASİP MİŞ!..
08 Ağustos 2014
YA.. NÂSİP !..
30 Temmuz 2014
*FULLER FULLEDİ
18 Mayıs 2014
UMURSAMAYALIM MI ?
21 Mart 2014
CHP'DEN YORULAN SOSYAL DEMOKRATLAR
01 Şubat 2014
MEÇHUL DOSTLAR KİMDEN YANA?
07 Ocak 2014
SİZ NE YAPTINIZ?
28 Aralık 2013
ADAY ADAYLARI ELDE KALDI!
29 Kasım 2013
PLASEBO ETKİSİ!
10 Kasım 2013
HANNOVER'DEN MARŞANDİZ'E..
27 Ekim 2013
ALGILADIKLARIMIZ ve MEDYA DENETİMİ
15 Eylül 2013
ÇÖP HASTANELER!
25 Ağustos 2013
DEĞERLİ YALNIZLIĞIM!
04 Ağustos 2013
İKİ SAVUNMA TEK VATAN!
28 Temmuz 2013
Hükümete Rağmen ATO Seçimleri
14 Temmuz 2013
Mücadele PKK İle Değil!
07 Temmuz 2013
BOP'DAN BOK'A ABD
02 Temmuz 2013
ODTÜ'de MEZUNİYET: GURUR ve ÜMİT
17 Haziran 2013
Tarihi Yeniden İhya Etmek
09 Haziran 2013
TOPLUMUN MUHALEFETİ
Haber Yazılımı