Yazı Detayı
10 Ağustos 2014 - Pazar 11:03
 
BASKI !..
Sevda Aksoy
 
 

Dünya üzerinde güneş asırlar boyu milyonlarca kez doğup batmıştı. Ay yine doğuşunu ve kayboluşunu,aynı dengede tutmuştu. Dereler ırmaklara, ırmaklar, denize dökülmeyi, deniz okyanuslara dönüşmeyi hiç unutmamıştı.

Yağmur,kar mevsiminde yağmayı, gece ve gündüz, eşit şekilde gelmeyi hiç unutmamıştı. Yani doğa kanunu,eşit ve adaletliydi. Biri diğerinin doğa üzerindeki görevini engellemiyor, biri diğerinden üstün olma çabasına girmiyordu. Aksi halde dünya, hiç bir canlının yaşayamayacağı bir yer olurdu.

Doğanın üzerinde yaşayan, insanoğlu ise hep çalkantılı, bulanık ve karmaşık yaşamaktan çağlar boyunca kurtulamayacaktı. Binlerce şehir kurup, yüzlerce kez savaşmak uğruna yeniden yıkacaklardı. Yüzlerce saray kurup, binlerce kral, padişah, devlet adamları yaratacaklardı. Yarattıklarına tapacak, yine onlar tarafından yüzlerce baskı, zulüm görerek öldürüleceklerdi.Teknoloji bu ölümlere sayısız katkı sağlayacak, ok yerine silah, silah kısa zamanda uçaklardan atılan nükleer gazlara dönüşecekti. Sanki teknoloji, halkın verdiği vergileri, onlara geri dönecek, silahlar yaratmak için tüm gücüyle gökyüzünü keşfe çıkacak idi.

M.Ö başlayan benlik ve tek adam olma çabası ve ilk cinayet, Kabille başlayacak, insanlık öldürmekten hiç vazgeçmeyecekti. Dünyayı birbirine katacak, kan savaş vahşet, tüm ruhları teslim alacak idi. Firavun gibi azgın, cebbar, zorla hakimiyet kurmak isteyen kişiler çıkacaktı. İnsanlığı yüceltmeye çalışan Musa'lara ayak bağı olmaktan kendini alamayacaktı. Nemrut gibi krallar halka zulüm, korku salmaktan büyük zevk alacaktı. Diktatörlüğü öğrenen taht'takiler artık bunu doğal bir insani eylem haline getirip, halkın beynini, din olgusuyla uyuşturup, biat eden büyük topluluklar yaratacaklardı. O büyük halk, putların karanlığından sıyrılıp, ilmin ve bilimin aydınlığına gitmek isteyen , Sokrat ilmine ve Arşimet'in geometrik biliminin şekillerini anlamayacak, diktatörlerin, din sömürgesine teslim olacaktı.

Bu bilge insanlarda zorbanın elinde, öldürülmekten kendilerini kurtaramayacaktı. Doğa tüm benliğiyle insana akılcı yaşamanın yolunu öğretir iken, insanlık kör olmuşcasına, kendini yer altındaki dünyaya hapsedecek idi. Krallık dönemi yine,tek cinsiyetli bir dönem,kadının yok sayıldığı, fikrinin düşüncesinin hiç önemsenmediği, erkeksi gidişatın anlaşılmaz kurallarına karşı çıkan yürekli kadınlarda tanıyacak idi.

Fransa'nın ünlü kahramanı Jan Dark çıkacak, ama diktatör beyni, kadın düşüncesinden ve aydınlığından ürpertecek, onu ülkesi için kahramanca savaşırken yalnız bırakıp, İngilizlere para karşılığı satılmasına göz yumacak kadar korkacak idi. Papaz erkekler, tarafından kurulan mahkemede adalet, kör sağır, dilsiz olup, bu kadını: dinden çıkan, asi şeytan olarak ateşte yanmaya mahkum edecekti. Çağlar, tarihler, asırlar değişecek, sarayların yerini gökdelenler, küçük tapınakların yerini, büyük kiliseler alacak ama korku, baskı, zulüm ve ölümler hiç değişmeyecekti.

Öyle tarihler gelecekti ki, kendini kaybeden diktatörlere, dinsel ayrımcılık yetmeyecek, ırksal ve tensel olarak da insanlık tarihine yeni ölme nedenleri sunacaktı. Betino Mussolini, İtalyan diktatörü olarak tarihe geçerken, Almanya'nın Hitler'i de akıl almaz ırkçılık ve ayrımcılık yapmaktan,insanlık tarihine açtığı büyük faşistlik anlayışıyla tarihler sonra da olsa, kendi halkı tarafından dahi lanetlenecek idi. Bunların aksine azda olsa, diktatör olmayan halk tarafından gönüllü seçilen, kurtarıcı yüce ruhlarda vardı. Şiddet karşıtı, halkının yanında olan Mahatma Gandhi,(Hindistan ) dini ve siyasi önderi ,''şiddet göstermemek, inancımın birinci maddesidir, aynı zamanda o, itikadımında son maddesidir'' diyen bu insanlık abidesi insan.  O dönemde Müslümanların kurduğu Pakistan Devlet'ine karşı çıkmamış, birlikte yaşamanın, dinsel ,ırksal ayrım gözetmeden, zulümsüz ve şiddetsiz yaşana bilineceğine yürekten inanmış,benlikten arınmış,halkların barışına kendini adamış bir düşünürmüş.

Gerçek ve kötülüğe karşı aktif olmayı savunan, ama şiddet içermeyen direnişlerin fikir öncüsü olmuştur. O da yine bir diktatörün, bir adamı tarafından üç kurşunla öldürülmüştür.

Baktığımızda diktatörler tarihler boyunca, dinsel, ırksal, mezhepsel ayrımcılık yaparak, halkların barıştan uzaklaşmasına ve kendi hükümlerini sürdürmek için, kanlarla yoğrulmuş topraklar üzerinde halkı yaşamaya mecbur etmişlerdir. Hep ayrımcı dilleri, ölümden zulümden başka bir şey sunmamıştır, insanlık alemine. Kendini eleştiren,yenilikler sunan, iyiliğe,doğruluğa, kardeşçe yaşamaya doğru giden insanları sevmemiş, özgürce ve eşitçe, yaşamayı savunanları, hep baskı altında tutmuş, korkmuş ama korkutmaktan ise hiç korkmamış olanlar diktatörlüğünü devam ettirmişlerdir.

İyide bütün bunları size neden mi anlattım. Aslında anlatmak istediğim geçmiş değildi. Baskının içimize ne denli oturduğunu anlatmak isterdim belkide, mezhepsel ayrımcılığın fazlaca artığını, kadınlığımın her gün hakarete uğradığını, umudun ne denli cılızlaştığını, geleceğin karanlık günlerinden bahsetmek isterdim belkide ama yorgunum, üzerimde garip bir ağırlık var. Affedin, size güzel şeyler de anlatmak isterdim de ama, o gün bu gün değil..

 
Etiketler: BASKI,
Yorumlar
Haber Yazılımı