Yazı Detayı
16 Temmuz 2019 - Salı 22:38
 
BEYNİMİZDEKİ AKREPLER
Tülay Sözeri
 
 

Cezaevi hücresinin kapısı açılır. Gardiyan içeri girer. Elindeki copla hücrede bitkince oturan orta yaşlı adamın üstüne doğru yürür. Adam ellerini yüzüne siper ederken, copun duvarda patladığını duyar. Sonra gardiyanın kapıyı tekrar aynı hızla kilitleyip uzaklaştığını duyar. Ne olduğunu anlayamayan adam gardiyanın arkasından "Neydi o….? Ne yaptın…..?" diye bağırınca gardiyan onu tek bir sözcükle yanıtlar….. "-Akrep" der.

Bu yanıt karşısında irkilen adam "Peki öldü mü? der. "Yerde mi? Duvarda mı?" "Başka var mı?" sorularını arka arkaya sorar. Adamın telaşı karşısında soğukkanlılığını yitirmeyen gardiyan, bu soruları bilerek yanıtsız bırakır. Çünkü adam, geceyle gündüzü ayıramayacak kadar kördür. Gardiyan, adamın hücresinde bir akrebin olup olmayacağını kontrol edemeyeceğinden emin bir şekilde cezaevinin nem , küf ve zalimlik kokan karanlık koridorlarında gözden kaybolur.

Adam o günden sonra, hücrede hep bir akrebin tedirginliğiyle yaşar, görmediği, bilmediği için akrebin her yerde olabileceği fikri onu irkiltir. Akrepler hızla çoğalır düşüncelerinde, binlerce milyonlarca olur. Düşüncelerindeki akrep düşüncesi, kendisinden bile daha korkutucu bir hale gelir. Artık hayatında alt edemeyeceği bir korkusu vardır.

Küçük yaşta görme yetisini yitirmesine rağmen azmi sayesinde okullarını başarıyla bitiren, Türkiye 3'üncüsü olarak kazandığı Hukuk Fakültesinden mezun olmakla kalmayıp, Hacettepe Üniversitesinde felsefe doktorasını tamamlayan, siyasi mücadelesinin içinde yer alan haksızlıklara karşı direnişi ancak Bakan genelgesiyle durdurulan, düşünce suçu işlediği gerekçesiyle 24 yılını demir parmaklıklar arkasında, tek kişilik hücrelerde geçiren, Eşber Yağmurdereli, bu olayı, Sinop cezaevinde geçen 13 yıllık esaret hayatını anlattığı "Akrep" adlı tiyatro oyununda anlatır.

Onüç yıllık hücre cezası esnasında, insan sesine hasret, tutuklandıktan sonra doğan oğlundan gelen mektupları gözleri görmediğinden okuyamayan, okutturacak bir insan da bulamayan Eşber Yağmurdereli, o anda yaşadıklarını anlatmak için elinde sıkıca tuttuğu kaleme sardığı rulo kağıda yazmaya başlar, o an için tek korkusu, duvarların üstüne yıkılması değil, elindeki kalemin yazmadığı düşüncesidir. "Akrep" bu şartlarda doğar, yazarın kaleminden taşarak evrensel bir çağrı olur. Oyunu seyreden herkes beyinlerinde cirit atan akreplerin farkına varır. Toplumsal baskılarla hayatımıza bırakılan zehirli düşüncelerle, saptırılmış gerçeklerle, yüzyıllardır akrep kıskacında yok edilen hayatlarla yüzleşir. Günlük yaşamında bir sabun köpüğü gibi uçuşan boş mevzularla, günlük oyalanmalarla geçirdiğimiz her gün, kurulan düzene hizmet verdiğimiz her an, bizi biraz daha düşünmeye sevk etmelidir. Oyunu izledikten sonra;

Acaba bizler evimizde mışıl mışıl uyurken, kimler bu çarpık düzende heba olmakta, kimler tepki vermeyen kolayca yönlendirilebilen, siyasal ve kültürel derinliğini kaybetmiş, haklarını savunamayacak kitleler yaratmaya baş koyan bu sisteme hizmet etmektedir.? Acaba beynimizde büyüyen akreplerin zehirli kıskacında , sağırlaştırdığımız vicdanımızın, körleştirdiğimiz insanlığımızın susturduğumuz kelimelerimizin ağırlığını hmeden yaşadığımız her günün hesabını nasıl tutmakta, kara kaplı defterlerimizden sızan duyarsızlığımızda nasıl da boğulmamaktayız?

Sorularını kendime sormak istedim ama bunu yapacak gücü kendimde bulamadım… Sadece utandım çok ama çok utandım…

 
Etiketler: BEYNİMİZDEKİ, AKREPLER,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
05 Ağustos 2019
NERELERDESİN ?
29 Temmuz 2019
SUS RUHUM !..
22 Temmuz 2019
MAĞARA ALEGORİSİ !..
10 Temmuz 2019
MÜKEMMEL DUYGULAR
01 Temmuz 2019
BİR NEFES BİR HAYAT
24 Haziran 2019
DİDEROT ETKİSİ!
17 Haziran 2019
MUTSUZ İNSANLARLA YAŞAMAYI ÖĞRENMEK !..
10 Haziran 2019
DÜŞÜYORUM, O HALDE VARIM!
25 Mayıs 2019
HABİL ve KABİL KARDEŞLER
18 Mayıs 2019
GÜNAYDIN ! NASILSINIZ ?
11 Mayıs 2019
GUERNİCA TABLOSU
04 Mayıs 2019
UMUDA YOLCULUK !..
25 Nisan 2019
SAKLAMBAÇ OYNAMAK...
18 Nisan 2019
DORİAN GRAY'İN PORTRESİ
22 Mayıs 2018
HARESE
28 Mart 2018
ÇÖL ÇOCUKLARI !
20 Mart 2018
UBUNTU FELSEFESİ
13 Mart 2018
İNSANLIĞA VEDA !
06 Mart 2018
KELEBEK TAKİBİ ..
21 Kasım 2017
YÜZLEŞMEK !..
14 Kasım 2017
İNSANIN KARANLIK YÜZÜ
07 Kasım 2017
ESTONYA FERİBOTU SENDROMU
31 Ekim 2017
ADALETİN BU MU DÜNYA?
25 Ekim 2017
UNUTULMUŞ GENÇLİK !..
18 Ekim 2017
KUYRUKLU YILDIZ TANRILARI
12 Ekim 2017
ÖNYARGISIZ YAŞAMAK !..
13 Haziran 2017
FARKEDİLMEK !..
01 Haziran 2017
BİR DÜŞ GÖRDÜM
25 Mayıs 2017
DÖNÜŞÜM
04 Mayıs 2017
KUĞU OLMAK ..
24 Nisan 2017
GEMİSİNİ KURTARAMAYAN KAPTAN!
12 Nisan 2017
BİR FİL HİKAYESİ !
30 Mart 2017
DUYGULARIN ENERJİSİ
20 Mart 2017
İLETİŞİM BECERİSİ ..
15 Mart 2017
ÖLMEYE YATMAK !..
13 Mart 2017
MUTLU HALKLAR
09 Mart 2017
PANDORANIN KUTUSU
23 Şubat 2017
SİSAL BİTKİSİ
20 Şubat 2017
GUGUK KUŞU
16 Şubat 2017
HUZURLU OLMAK
02 Şubat 2017
TAMAMLANMAK !
31 Ocak 2017
SAKLI KENTLER !..
23 Ocak 2017
MUCİZELERLE TANIŞMAK
20 Ocak 2017
BEDENİM ve BEN !
16 Ocak 2017
GİTMEK !..
09 Ocak 2017
PORTAKAL KABUKLARI
03 Ocak 2017
MUTLU YILLAR !
30 Aralık 2016
KÜÇÜK BİR ARI
26 Aralık 2016
AVCINIZ KİM?
22 Aralık 2016
MİSAFİR ODALARI
19 Aralık 2016
FOTOĞRAFI OLMAYAN ÇOCUKLAR
14 Aralık 2016
MEKTUBUNUZ VAR !..
12 Aralık 2016
ATLANTİS ŞEHRİ !
07 Aralık 2016
AMİPLERİN DANSI !..
05 Aralık 2016
HIZLI YAŞAMLAR
Haber Yazılımı