Yazı Detayı
05 Temmuz 2015 - Pazar 00:55
 
BORCUM ALLAH'A
Leyla Yargı Mantar
 
 

Koca Ragıp Paşa Osmanlı Veziriazamıdır. Aynı zamanda ünlü bir şair. Rivayete göre Osmanlı zamanında özellikle ramazan ayı geldiğinde sahura kadar süren sohbetler olurmuş. Bilhassa da şairlerin ve devlet büyüklerinin katıldığı bu meclislere doyum olmazmış. Yine bir ramazan gecesi ve herkes Ragıp Paşanın konağında koyu bir sohbette. O sırada latifeleri ve hicivleriyle nam salan devrin ünlü şairi Haşmet’te bu mecliste. Sohbet koyulaşmış ve söz dönüp dolaşıp oruç bahsine gelmiş. Koca Ragıp Paşa, Haşmet’e biraz takılmak, birazda latife etmek için sormuş:

-“Haşmet söyle bakalım senin de borcun var mı?”

Hazır cevaplılığı ve nüktedanlığıyla ünlü olan Haşmet duraksamadan cevap vermiş:

-“Hem de pek çok Efendi Hazretleri”

-“Ne kadar?”

-“Mahalle bezirganına bin akçe, kasaba sekiz yüz akçe…”

Koca Ragıp Paşa sözünü kesmiş şairin,

-“Be adam ben onu sormuyorum, oruç borcun var m?ı onu soruyorum” der demez Haşmet cevabı yapıştırmış,

-“Paşam, oruç borcunu Allah sorar. Cömertliğinizi vehmedip sizin soracağınızı, olsa olsa kul borcudur sandım”.

 

Allah-ü Teala; “Oruç bana mahsustur, O’nun mükafatını ben veririm” diye buyuruyor. (Hadisi Şerif) Yani Oruç ibadeti sadece Allah ile kulu arasında. Oysa bizler –sanki üstümüze vazife gibi- birbirimizin Orucunu araştırıyoruz. Sanki birilerinin yediğiyle bizde doyuyormuşuz gibi kim tutmuş? Kim niye tutmamış? Diye milletin orucunun derdine düşüyoruz. Aslında, Oruç öyle bir ibadet ki; Oruçta görüntü yok, gösteriş yok, riya yok…Birilerinin tuttuğu Oruçla cennete girmekte yok…Üstelik Oruçlu olduğunu söylemediğin sürece Orucun Reklamı da yok… Mükafatı ise sadece Allah’a ait. Sorgusu da sadece  Allah’a ait. Arada kul yok! Kulun söz hakkı hiç yok!

 

Bunun yanında, Oruç tutmayanların da Ramazan Ayına bir hürmeti olmalı. Allah’ın emrettiği bir ibadeti yerine getirmeye çalışan insanlara karşı bir vicdani sorumluluğu olmalı. Ramazan Ayında uluorta yemek yiyenlere hiçbir zaman kızmıyorum fakat kendimce bu davranışlarını çok saygısız buluyorum. Osmanlı himayesinde yaşayan gayrimüslimler bile Ramazan Ayına saygısından ötürü dışarda asla yemek yemez ve içmez iken şimdilerde ortalık yerde karnını doyurup, üstüne birde soğuk suyunu içenlere sadece -“afiyet olsun!”- diyorum. Neymiş Efendim! Oruç irade işiymiş. Birileri yerken iradesine sahip olamıyorsa tutmasın-mış- gibi ifadelerden rahatsızlık duymuyorum fakat bu tarz ifadeleri çok edepsizce buluyorum. Ramazan ayına hürmet eden kâfirler bile bu ayın rahmetinden faydalanırken; saygısızlıkları nedeniyle bu rahmeti kaybeden Müslümanlara diyecek hiçbir şey bulamıyorum. 

 

Ayrıca Oruç; bu ayın rahmet ve bereketini bilene sadece sabahtan akşama kadar aç kalmak değildir. Oruç eşitliktir; kalplerde oruç tutmalıdır. Oruç şifadır; dillerde oruç tutmalıdır. Oruç rahmettir; gözlerde oruç tutmalıdır. Oruç ibadettir; imanını tazelemek isteyenler tutmalıdır. Oruç farzdır; Müslümanım diyen –mazereti olmayan- herkes oruç tutmalıdır.

 

Şu bereketli ramazan ayında yalanla zedelenmeyen oruçlarınız olsun. Gıybetle zedelenmeyen oruçlarınız olsun. Allah rızası için tuttuğunuz, Allah’ın kabul buyurduğu oruçlarınız olsun. Ramazanın rahmeti bereketi üzerinize olsun. Sabrınız bol, imanınız kuvvetli olsun. Ramazanınız hayırlı olsun. Saygılarımla.

 
Etiketler: BORCUM, ALLAHA
Yorumlar
Haber Yazılımı