Yazı Detayı
11 Nisan 2020 - Cumartesi 21:29
 
ÇEK DÜZENLEMESİ HAKKINDA..
Muhammed Emin Tıktepe
memintiktepe@gmail.com
 
 

COVID – 19 salgını, dolayısıyla daha önceki yazılarımda siz değerli okuyucularımıza hayatımıza etkileri ile birlikte alınan tedbirler ve Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesinin göz önünde bulundurulması amacıyla Hukuki sürelere ilişkin durma ile ilgili açıklamalarda bulunmuştum. Bu yazımda ise  7226 Sayılı Kanun’la getirilen sürelerin durmasına ilişkin düzenlemenin çekte ibraz sürelerinin de durup durmadığına ve buna bağlı olarak karşılıksız çek düzenleme suçuna ilişkin durumun ne olduğuna ilişkin değerlendirmeler ile Covid-19’un  neden mücbir sebep kavramı olması gerektiğinin açıklamalarını yapacağım.

Covid-19 salgını bir ‘’Mücbir sebep’’ nedeni midir?

“Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2017, s. 582). Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır.”

Yukarıda izah edildiği gibi , tüm dünyayı etkisi altına alan ve küresel felaket ilan edilmiş bu hastalık rahatlıkla mücbir sebep teşkil eder. Çünkü insanların evinden dahi çıkamadığı, kendilerini izole ettikleri bu zaman diliminde iş yaşamlarını hiçbir şey olmamış gibi devam ettirmeleri mümkün değildir.

 

Bu yüzden Mücbir sebep kavramı ve mücbir sebep kapsamında hangi hallerin sayılabileceği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda açıkça düzenlenmediğinden, hangi hallerin bu kapsamda değerlendirilebileceği içtihatlar ile belirlenmektedir. Bu bağlamda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/11-90 E. 2018/1259 K. Sayılı ve 27.06.2018 tarihli kararında ve doktrinde salgın hastalık, mücbir sebep hallerinden biri olarak kabul edilmiştir. Bu karar;

“…Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır…” diyerek Yargıtay, salgın hastalık ve tüm dünyayı tehdit eden tıbbi sorunların taraflar arasındaki hukuki ilişkileri doğrudan etkileyeceğini belirtilmiştir.

 

Her şeyden önce tüm ülke ekonomisinin bu virüsten olumsuz etkileneceğini kabul etmemiz gerekir. Covid-19’un bir sağlık sorunu olmanın ötesinde tüm dünyayı etkileyen bir ekonomik krize dönüştüğü de aşikârdır. Krizin ekonomide hangi süreçleri ne şekilde etkileyeceğini az çok tahmin edebilmekle birlikte sürecin ne kadar devam edeceğini hiçbirimiz bilmiyoruz. Karar vericilerin bu konuda çok önemli ve çok doğru tedbirler aldıklarını görmüş bulunmaktayız. Bu yüzden Covid-19’un faklı görüşlerce kabul edilebilir bir mücbir sebep olup olmadığı fikir ayrılığına düşse de ben Covid-19’un gerek Yargıtay’ca gerek diğer Hukukçu meslektaşlarımın fikirlerine göre Mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiği görüşündeyim.

 

ÇEKTE İBRAZ SÜRELERİNE İLİŞKİN İKİ AYRI GÖRÜŞ VAR

 

Çekte ibraz sürelerine ilişkin 2 ayrı görüş bulunmaktadır.

1)7226 Sayılı Kanun’un Çekte İbraz Sürelerini Durdurduğuna İlişkin Görüş

Bu görüşe göre aslıda hüküm ilk bakışta usul hukukuna ilişkin süreleri durduruyor gibi gözüküyor yani “ibraz” ve özel hukuktaki “bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreleri de durdurmaktadır. Bu sebeple doktrinde, çekte ibraz sürelerinin de hükmün kapsamında olduğu, 13/03/2020 ilâ 30/04/2020 tarihleri arasında, bu tarihler de dahil olmak üzere, anılan sürelerin durduğu kanaatine varılıyor.

Yani karşımıza Covid-19’dan sonra ne olacak sorusu çıkıyor? Bu sorunun cevabını da zaten kanun koyucular ek geçici maddeler ile açıklamış bulunmaktadır. Kısaca uzun kanun maddelerine eklenen geçici ek maddeleri özetlersem şu durumlar ortaya çıkıyor;

Sürelerin durduğunu kabul edersek;

-Geçici madde sonrasında gerçekleşecek olan ibraz süresi, aynı zamanda alacaklı olan hamilin ibraz olanağının bulunduğu zaman aralığını göstermektedir.

- Yani bu sürenin durması ve işlememesi sonucunda ibrazın da mümkün olmaması durumunu meydana getirecektir.

- O zaman, sürelerin durduğu şu dönemde, ibraz süresinden önce çekin muhataba ibrazı ile ödeme alınmaya çalışılmasının da mümkün olmadığı sonucuna varılacaktır.

Sonuç olarak bu görüş kabul edilirse, 13/03/2020 ile 30/04/2020 tarihleri arasında ve bu tarihler de dahil olmak üzere, çek hamilleri çekleri bankaya ibraz edemeyecekler; ibraz etseler bile bankalar karşılığını ödeyemeyecek yahut karşılık bulunmuyorsa karşılıksızdır işlemi yapamayacak; ödenmesi zorunlu asgari tutarın (2.225.-TL) (ÇekK m. 3/3) ödemesini gerçekleştiremeyeceklerdir.

     Öte yandan, bu görüşün kabulü halinde Mayıs ayında ibraz edilecek ve karşılıksızdır işlemi yapılacak çekler için ÇekK m. 5’ te düzenlenen suçun oluşup oluşmadığı da ayrı bir tartışma konusu olacaktır.

 

2) 7226 Sayılı Kanun’un Çekte İbraz Sürelerini Durdurmadığına İlişkin Görüş

Bu durum ise amacı COVID -19 salgını süresince hak sahiplerinin kayba uğramamasını temin etmek olan düzenlemedir.

Ancak, tam ters sonuçlar doğurmasına, yani hak kayıpları yaratmasına sebep olabileceği aşikardır. Yani duran bir süre durumunda, içinde bir dava dilekçesi yahut delil ibrazı yapıldığı takdirde bunun geçersiz olduğu ve süreler işlemeye başladıktan sonra tekrar yapılması gerektiği açıkça söylenmese de çek hukukundaki özellik arz eden durum gereği çeklerin ibrazının geçersiz olduğu ve Mayıs ayında yeniden ibraz edilmesi gerektiği sonucuna varılacaktır.

Hali hazırda çek ödemelerinin ülke çapında Mayıs ayına kadar durdurulması, zaten nakit akışında büyük sorunlar olan piyasamızın daha büyük krize girmesine sebep olabilecektir. Bunun yanında mevcut banka uygulamasının halen Türk Ticaret Kanunu ve Çek kanunumuz düzleminde gittiği göz önüne alındığında, çeklerini şu an ibraz etmeyip veya edemeyip, Mayıs ayında ibraz edecek hamillerin, ibraz süresinin dolduğu savunmasıyla karşılaşmaları olasıdır.

Tüm bunlar göz önüne alındığında kanun koyucularımızın, çeklerin ödenmemesinin salgın şartlarına uygun imkân vermeyecek ve hukuki güvenlik ilkesini zedelemeyecek şekilde açıkça düzenlemesi yerinde olacaktır.

Belirtmek gerekir ki bu görüşün kabulü halinde çek ibrazı yapılabilirse de 22/03/2020 tarihli ve 31076 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan 2279 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile icra ve iflas takiplerinin durdurulmasına karar verildiğinden, çekin karşılıksız çıkması durumunda icra takibi yapılması mümkün olmayacaktır.

Sonuç olarak, COVID-19 nedeniyle hak kayıplarını önlemek amacıyla ve çekin piyasada çok kullanılan bir araç olduğu nazara alındığında, düzenlemenin yarattığı belirsizliğin kanun koyucu tarafından bir an önce giderilmesi faydalı olacaktır.

 
Etiketler: ÇEK, DÜZENLEMESİ, HAKKINDA..,
Yorumlar
Haber Yazılımı