Yazı Detayı
28 Mart 2018 - Çarşamba 01:54
 
ÇÖL ÇOCUKLARI !
Tülay Sözeri
 
 

   Çölün ortasında bir çocuk.
   Elinde kendisinden büyük poşet bir çanta. Aç susuz bir şekilde Suriye’den Ürdün’e ulaşmak için kocaman bir çölü ailesiyle birlikte yürüyerek geçmeye çalışıyor. Tehlikelerle dolu vahşi bir çölde yapayalnız, çaresizce yürüyor. Kısacık hayatında adaletsizliğin, bozuk düzenin, menfaat ilişkilerinin tam göbeğinde oturduğunun farkında bile değil.

   Keşke olabilse, keşke o masumluğuyla vicdanlarımızı yerle bir etse, taş üstünde taş bırakmasa, Yaşadığı coğrafyanın acımasızlığını bu yaşında yaşamaya mahkûm edilen binlerce çocuk gibi bu dünyanın kahrını çekmesinin kime ne faydası olacağını bize bir anlatabilse. “Ey saygıdeğer büyüklerim! Ağbilerim, ablalarım! İsteğiniz üzerine bu yaşımda ölümle yaşam arasında gidip gidip geliyorum. . Bu halimle sizi rahatsız ediyorsam eğer ne mutlu bana. Size memnuniyetimin ödülü olarak kalbimin ağırlığını bırakıyorum, almam gereken her nefesi bırakıyorum, varlığımla sizi sıkıntıya soktuysam eğer özürlerimi bırakıyorum. Bir yerine iki nefes alın, bir yerine iki kez yaşayın, benim ömrüm sizde yaşasın, benim ruhum sizde dolsun taşsın, uykularınızda çoğalayım, rüyalarınızda yaşlanayım” dese, keşke dese de, vicdanlarımızın kafasını gözünü hiç acımadan yarsa.

   Profesyonel bir fotoğrafçının objektifine takıldığı için var olduğunu, bilgisayar ekranlarından, gazete manşetlerinden hayatımıza servis edildiğini, savaşın tüm acımasızlığını somutlaştırdığı için bir an önce atılması gereken eşyaların arasına istiflendiğini anlamadan öldüğüne yansa ne iyi olurdu değil mi? . Ama o bunu yapamaz ki, o isyan edemez ki. O kadar masumdur ki, bizlerin günahlarının hesabının neden kendisinin verdiğini anlatamaz, onlara biçtiğimiz rolün neden ölüm olduğunu da idrak edemez ki.

   Bilmiyor ki akıl, vicdan yoksunu zavallılar tarafından yeniden oluşturulan yenidünya düzeninde nerede yer alacağı çoktan belirlenmiştir. O bir çöl çocuğu, mezar çocuğu olabilir. Teknelerden okyanusa düşebilir, azgın dalgalarda boğulabilir, balıklara yem olabilir, şanslıysa eğer bedeni parça parça olmadan kıyılara vurup, toplu mezarlarda yerini yurdunu alabilir. Bombaların yağdığı kentlerde küle dönebilir, ağır silahlardan atılan kurşunlarla vurulabilir, kana bulanmış oyuncaklarıyla birlikte gömülebilir.

   Şimdi bunları okurken, bu karamsar yazarın, ne kadar da acımasız olduğunu düşünebilir, zaten bu kadar zor bir hayat yaşıyorken, biraz kafanızı dağıtıp, bir keyif kahvesi içmeye hazırlanmışken size sunduğum bu canlar hoşunuza gitmeyebilir. Usta oyuncularının alkışlandığı arenalarda bir toz zerreciği kadar bile olamayan bu zavallı yavrucakları unutmaya çoktan hazırlanmış hafızalarımızın bir an olsun şahlanması karşısında içiniz alev topuna dönebilir.

   Ne diyeyim, size haklısınız demeyi çok isterdim. Aldırmayın bunlara, dünya halleridir, normaldir, gelir geçer , yemeklerden sonra bir ağrı kesici(organik olsun ama) alın, bir şeyciğiniz kalmaz diye sizi teselli etmeyi çok arzulardım. Ama, maalesef affınıza sığınarak bunu yapamayacağımı bilgilerinize ve takdirlerinize arz ederim sevgili okuyucularım. Bunca çocuk yüzleştiği bu zalimliğin sarsıntısıyla baş etmeye çalışırken uykularımız kaçmalı, içimiz uyusa da ruhumuz uyumamalı, her uyduğumuzda vahşi bir kedi sağımızı solumuzu tırmalamalı, tırmalamalı ki rahat uyumayalım, beyin fonksiyonlarımızın sadece “ne yiyelim, ne içelim, ne seyredelim”lerle sınırlı olmadığını anlayalım. Biz ne yaptık ki, suçsuzum hâkim bey demeyelim. Bu zalim düzeni yaratanlar kadar bizlerin de sustuğumuz için, seyirci olduğumuz için suçlu olduğunu unutmayalım. Unutmayalım ki, bir şeyler değişsin, bir şeyler yeniden var olsun. Buna gücümüz var, hem de hiç tahmin edemeyeceğimiz kadar.

 
Etiketler: ÇÖL, ÇOCUKLARI, !,
Yorumlar
Haber Yazılımı