Yazı Detayı
24 Haziran 2019 - Pazartesi 12:37
 
DİDEROT ETKİSİ!
Tülay Sözeri
 
 

Fransa’nın 18. Yüzyıl yazarlarından olan aydınlanma filozofu Denis Diderot, büyük bir borç bataklığına düşer. Onun bu perişan hali, Rus Çariçesi Katerina’nın kulağına kadar gider. Çariçe, bu bataklıktan kurtulması için Diderot’a nazik bir teklif sunar. Diderot’nun kütüphanesini satın alır ve kendisine tekrar hediye eder. Hediye ettiği kütüphanede çalışması ve kitap yazmaya devam etmesi için de Diderot’a 25 yıllık maaşını peşin öder. Tabii ki bu peşin ödeme, Diderot için hiç beklenmedik bir anda bir servete sahip olma anlamına gelir.

Artık Diderot, bütün borçlarından kurtulmuş ve rahatlamıştır. Bir gün bir arkadaşı ona kadife bir sabahlık hediye eder. Ve her ne olursa işte bundan sonra olur. Filozof sabahlığını giyinir. Çalışma masasına kurulur ve iştahla çalışırken birden bire bu muhteşem sabahlığı ile çalışma masasının birbirine uyuşmadığını düşünür. Kasasındaki yüklü miktar nakdin sarhoşluğuyla derhal, çalışma masasını değiştirmek üzere çıkar ve harika bir çalışma masası alır. Artık sabahlık ve çalışma masası uyumludur.. Fakat bir de ne görsün? Yerdeki eski halı, ne sabahlığına ne de çalışma masasına yakışıyordur. Koşar ve kasasındaki paraya da kendisine de layık yakışacak bir halı alır. Yine de içini kemiren bir şeyler vardır. Çünkü evin koltukları, dolapları, sandalyeleri, duvar resimleri ve duvar halısı, odanın süslemeleri artık birbiriyle uyumsuz ve hafif kalır. Her şey gözüne batmaya başlamıştır artık…

Gel zaman, git zaman Diderot, evin bütün eşyalarını iğneden ipliğe değiştirir . Diderot’un durumu idrak etmesi fazla zaman almaz. Başladığı noktaya dönüşünün hırslarından kaynaklandığının farkına varır.Sonuçta, yazarın bu konu üzerine kaleme aldığı meşhur eseri “Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık” adlı eser ortaya çıkar. Yazar, ardında tarihe geçecek özlü bir söz bırakır. “Eski sabahlığımın efendisi iken yenisinin kölesi oldum.”

1713 yılında Fransa’da doğan ünlü düşünürün, kitabı yazmasının üzerinden 300 yıl geçmesine rağmen, 21 yüzyılda da durumumuz çok parlak görünmüyor. Globalleşen dünyanın, yeni yükselen değeri tüketim çılgınlığı hepimizi ele geçirmiş durumda. Sahip olma çılgınlığı, daha da fazlasına sahip olma isteği, her geçen gün artan kredi kartı harcamalarımız, sevmediğimiz işlerde, sırf bu isteğimizi doyurmak için çalışmalarımız çağımızın en büyük handikabı. Savaşlarımızın temelinde yatan en önemli dürtü, sahip olduklarımızla, zenginliğimizle gözleri kamaştırmak. Kimseyi düşünmeden, gün geçtikçe kaynakları azalan dünyamıza , kendimize, çevremize ihanet ederek tüketim çılgınlığına kapılmış gidiyoruz. Türkiye’de, dünyada bir örneği görülmeyecek şeklide bankacılık ve inşaat sektörünün büyüyor olması bu alışkanlığımızın en temel göstergesi.

Artık birbirine tıpatıp benzeyen evlerimiz, bir başkasından ayırt edilmeyecek stilimiz, kapitalist sistemin dayadığı , kendimizi almak mecburiyetinde olduğumuz, kıyafetlerimiz, kitaplarımız, şarkılarımız, arabalarımız var. İçeriğini sorgulamadan, bizimle bir ilgisi olup olmadığını umursamadığımız tuhaf değerlerimiz ve bu tuhaf değerlerimizin yepyeni aktörleri var. İzlediğinizde insana yaşamı sorgulatan, genç yaşında yaşadığı kayıplara rağmen baş tacı ettiğimiz, kendisini yok ederken, yanında bizi de götürmesine tepkisiz kaldığımız yeni rol modellerimize verdiğimiz tepkiler insani duygularımızı çoktan kaybettiğimiz gösteriyor. Çocuklarımızı uzak tutamadığımız , kendimizi dahil olmaktan alamadığımız , içinde yer almayanları dışladığımız bu sistemi sorgulamadığımız sürece, hak etmediğimiz bir yaşam bizi bekliyor olacak. Bir mum gibi erirken, yok olmamak için direnirken sarıldığımız çöplüğün büyük bir boşluk olduğunu anlayana kadar da iş işten geçmiş olacak.

Gelin bu işi sona gelmeden yapalım. Soralım, sorgulayalım. Aldıklarımızın ihtiyaçtan mı yoksa, boşuna mı aldığımızı ölçelim biçelim. Gerçek kahramanları alkışlayalım, sahtelerine de gerçekliğin ne olduğunu anlatalım. Parayı tanrılaştırmayalım, varlığı yüceltmeyelim,hiçliğin büyük bir hazine olduğunun farkına varalım. Ne dersiniz?

Sözü fazla uzatmadan Diderot’a bırakarak, farkındalığınızın olduğu güzel günler diliyorum.

“Dostlarım, eski dostlarınızı muhafaza ediniz. Varsıllığın size dokunmasından sakınınız. Benim durumum size ibret olsun. Yoksulluğun kendine has özgürlükleri vardır, zenginliğin de mahzurları… Hepsi bu değil dostlarım. Lüksün tahribatına, sürekli artan lüksün neticelerine bakın. Eski robdöşambrım, etrafımdaki diğer döküntülerle uyum içindeydi. Hasır bir sandalye; tahta bir masa; birkaç kitabı taşıyan bir eski kitaplık; çerçevesiz, isli birkaç gravür; bu gravürlerin arasında havaya kalkmış birkaç sıva parçası, bütün bunlar eski robdöşambrımla ahenkliydi. Şimdi her şey bozuldu, uyum, birlik ve güzellik yok oldu!

 
Etiketler: DİDEROT, ETKİSİ!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
12 Eylül 2019
BİR AVUÇ GÖKYÜZÜ
05 Eylül 2019
EYMEN'İN KUL HAKKI
25 Ağustos 2019
ERKEK OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
05 Ağustos 2019
NERELERDESİN ?
29 Temmuz 2019
SUS RUHUM !..
22 Temmuz 2019
MAĞARA ALEGORİSİ !..
16 Temmuz 2019
BEYNİMİZDEKİ AKREPLER
10 Temmuz 2019
MÜKEMMEL DUYGULAR
01 Temmuz 2019
BİR NEFES BİR HAYAT
17 Haziran 2019
MUTSUZ İNSANLARLA YAŞAMAYI ÖĞRENMEK !..
10 Haziran 2019
DÜŞÜYORUM, O HALDE VARIM!
25 Mayıs 2019
HABİL ve KABİL KARDEŞLER
18 Mayıs 2019
GÜNAYDIN ! NASILSINIZ ?
11 Mayıs 2019
GUERNİCA TABLOSU
04 Mayıs 2019
UMUDA YOLCULUK !..
25 Nisan 2019
SAKLAMBAÇ OYNAMAK...
18 Nisan 2019
DORİAN GRAY'İN PORTRESİ
22 Mayıs 2018
HARESE
28 Mart 2018
ÇÖL ÇOCUKLARI !
20 Mart 2018
UBUNTU FELSEFESİ
13 Mart 2018
İNSANLIĞA VEDA !
06 Mart 2018
KELEBEK TAKİBİ ..
21 Kasım 2017
YÜZLEŞMEK !..
14 Kasım 2017
İNSANIN KARANLIK YÜZÜ
07 Kasım 2017
ESTONYA FERİBOTU SENDROMU
31 Ekim 2017
ADALETİN BU MU DÜNYA?
25 Ekim 2017
UNUTULMUŞ GENÇLİK !..
18 Ekim 2017
KUYRUKLU YILDIZ TANRILARI
12 Ekim 2017
ÖNYARGISIZ YAŞAMAK !..
13 Haziran 2017
FARKEDİLMEK !..
01 Haziran 2017
BİR DÜŞ GÖRDÜM
25 Mayıs 2017
DÖNÜŞÜM
04 Mayıs 2017
KUĞU OLMAK ..
24 Nisan 2017
GEMİSİNİ KURTARAMAYAN KAPTAN!
12 Nisan 2017
BİR FİL HİKAYESİ !
30 Mart 2017
DUYGULARIN ENERJİSİ
20 Mart 2017
İLETİŞİM BECERİSİ ..
15 Mart 2017
ÖLMEYE YATMAK !..
13 Mart 2017
MUTLU HALKLAR
09 Mart 2017
PANDORANIN KUTUSU
23 Şubat 2017
SİSAL BİTKİSİ
20 Şubat 2017
GUGUK KUŞU
16 Şubat 2017
HUZURLU OLMAK
02 Şubat 2017
TAMAMLANMAK !
31 Ocak 2017
SAKLI KENTLER !..
23 Ocak 2017
MUCİZELERLE TANIŞMAK
20 Ocak 2017
BEDENİM ve BEN !
16 Ocak 2017
GİTMEK !..
09 Ocak 2017
PORTAKAL KABUKLARI
03 Ocak 2017
MUTLU YILLAR !
30 Aralık 2016
KÜÇÜK BİR ARI
26 Aralık 2016
AVCINIZ KİM?
22 Aralık 2016
MİSAFİR ODALARI
19 Aralık 2016
FOTOĞRAFI OLMAYAN ÇOCUKLAR
14 Aralık 2016
MEKTUBUNUZ VAR !..
12 Aralık 2016
ATLANTİS ŞEHRİ !
07 Aralık 2016
AMİPLERİN DANSI !..
05 Aralık 2016
HIZLI YAŞAMLAR
Haber Yazılımı