Yazı Detayı
08 Temmuz 2014 - Salı 00:46
 
EDEP YA HU!..
Sevda Aksoy
 
 

12 imam, sanki 12' side gelirdi o günlerdе. Hz. Ali, Hz. Hasan , Hz. Hüseyin, Zeynel Abidin, Cafer'i Sadık. Ve hepsi. Muharrem ayının, genelde yaz sıcağına vuran susuz günlerinde, hepimiz birleşir idik. Şırıl, şırıl akan dereleri olurduk, hak'ka yürüyen.
Aynanın üstüne siyah bir bez çekilirdi. İğneler, iplikler kaldırılırdı ortalıktan. Gelinler, allı,yeşilli giyinmez,kızlar siyah perçemini taramaz idi. Erkekler tıraş olmaz, banyo kapısı açılmazdı. Kara gözler sürmesiz bakardı. Saz çalınmaz, türkü söylenmez idi. Pilli radyo kaldırılıp, tahtadan, eski gömme dolaba yerleştirilirdi. Kara yağız delikanlılar, allı turnaya, nazlı yare selam söyle, hak aşkına.
Sanki evren siyaha dönerdi, o günlerde. Yedi iklim dört köşe yasa boğulurdu da, gökteki kuş çırpacak olsa, neşe ile kanadını, bütün gözler semaya çevrilirdi. Koskoca alem, yanar tutuşurdu, nenemin, yemenisinin üstüne sardığı kat kat sargılı başını, aldığında ellerinin arasına. Söylediği zazaca ağıtta. Taş kesilirdi, dururdu, deli deli esen seher yelleri.Ta uzaklardan gelirdi de içimize otururdu, onca masumların susuz dudaklarındaki ah!.kerpiç evin, tahta merdivenleri derin bir yasa çekerdi kendini.Ne zaman ki,gözden bir damla yaş dökülse,baki dünyada olan sabilerin, susuz dudaklarına inermiş.
Çocuktuk,çok anlamazdık, olup biteni, ama çocuklar susuz kalmasın diye, ağlamaya çalışırdık. Sonra, büyüyünce anladık karlı kış gecelerinde, gaz lambalarının, ince ışıklı gölgesinde, zalimliğin ne denli sonsuz olduğunu. Yine o günlerde,kadın kimmiş,erkek kimmiş bilinmezdi.Bir yürek bir beyin,beden nedense hiç görülmezdi. Deniz, derya, bir avuç tuz bile etmezdi, içinde bedensel farklılık.
Oysa ne çok duymuştuk, eline, beline, diline sahip ol cümlesini. Ama, bel nedir niye söylenmiştir ,düşünmemiştik bile. Bizim için bu cümle, sadece tek anlamdı, iyi insan olmak. Sonra, kış aylarının dem sofralarında, kendi ellerimizle yaptığımız kara üzümden gelen şarabın büyüsünde, aşk ile söylenen türkülerin, içinde geçerdi, bir garip gizlilikle kadın.


Bir ela gözlünün derdi var bende denirdi, bir siyah perçemini dökme yüzüne. Ok olurdu bazen, kipriklerini yarin can evine atan. Böyle büyük saygı, içinde anlatılırdı, kadına duyulan Sevda.
Ne cinsiyeti sözcüklere dökülürdü, ne de kadınlığı hatırlatılırdı özüne. Erkekler ne ise, kadında oydu. Sonra, koca şehirlerin tam ortasında ayrıldı kadınlarla erkekler. Erkekler kadınların beyinlerini ve kalplerini söküp aldılar. Maketti kadınlar artık. Ne düşünecek hisleri nede direnecek güçleri vardı. Sadece bedenleri vardı orta yerde.
Kadın dediler adına. Dinsel ve cinsel bir obje yerleştirdiler üstüne .Artık maketten bir kobay idi. Erkeklerin her biri, düşündükleri şeyi, onların üzerinden deneyecekti. Biri örtü attı kafasına, diğeri, ojelerini sildi, bir başkası, uzun giydirdi, diğeri kısa. Sürmesini sildi bir başkası, biri dokunursam bozulur mu orucum dedi, öbürü daha dokunmadan tahrik oluyorum dedi. Bütün günahları, cezaları yıktılar öylece duran makete.


Bazen siyasetçilerin seçim afişi, bazen ışıltılı gecelerin mezesi, dostlar, birbirlerine jest olsun diye ısmarladılar, hediye paketi niyetine. Savaşlarda eskiden, erkekçe kılıç sallayanlar, tecavüz etmekte gördüler galip olmayı kadına. Cennete gitmenin tek anahtarı, cihadın kurbanları oldu sonunda.
Peki neydi kadın: insandı önce, bacı idi, nazlı yardı. En önemlisi, insanlığın anası idi. Farkında mısınız beyler, ne zaman ki kadını yok ettiniz, anaları yok ettiniz, anaları yok etmek insanlığı yok etmektir. Aslında bu hazırlanan son sizin sonunuz..

EDEP YA HU! EDEP ARTIK..

 
Etiketler: EDEP, YA, HU
Yorumlar
Haber Yazılımı