Yazı Detayı
10 Mart 2014 - Pazartesi 01:02
 
ERENLER DEMİ !..
Leyla Yargı Mantar
 
 

    Kimsenin seçimi değildi “o olmak”,“bu olmak”, “şu olmak”, “bir yerlere ait olmak.” Anadolu’nun 1 km önceki köyünde doğmuş olsaydın Sünni olacaktın. Filanca mahallesinde doğmuş olsaydın Çerkez. beriki köyde doğsaydın Göçmen. Leylekler seni iki köy öteye götürseydiKürt. Ama sen, yan komşuda doğdun ve Alevi oldun. “Sen alevisin” dediler, daha sen ne olduğunu bile bilmezken. Daha sonrada “o alevi” diyeceklerdi hep. Çünkü senin dedelerine, annene ve babana da alevi demişlerdi. Kimileri için “o olmak”, “bu olmak”, “şu olmak” bir avantajiken; senin alevi olman, hep yolun kıyısında yürümeni gerektirecekti. Ve doğduğun gün başladı senin hesabın. Tüm ataların gibi…Tarih boyunca bazen çok kanlıydı ödediğin hesaplar. Acımasızdı. Bazen akıl ve vicdan dışı dışlamalara maruz kalacaktın. Çoğu zamanda hak etmediğin halde. “ötekileştirilecektin”, “öteki insanlar” tarafından. Nedeni ise;“sen bir aleviydin”.

 

   Soruyorum! Hz. Ali’yi sevenlere alevi diyorlarsa, Hz. Ali’yi sevmeyen var mı? Yezit sevmeyene alevi diyorlarsa, yezidi seven var mı? Hz. Hüseyin yasını tutana alevi diyorlarsa, onun yasını tutmayan var mı? Ehli beyti kim sevmez ki. Onları sevmek, onlara bağlılık Alevilikse “ben dünden aleviyim.” Onların yaşantısını örnek almak, gittiği yoldan gitmeyi arzulamak Alevilikse“ben zaten aleviyim.” Yüzyıllarca Alevilere haksızlık yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Alevilere olan keskin önyargılar hep olmuştur olmasına da, beni şaşırtan şey adına övünerek “uzay çağı” dediğimiz 21 yüzyılda bunun haladevam ediyor olmasıdır. Alevilere çok büyük haksızlıklar yapılıyor. Haksızlık denildiğinde kurşun adresi hiç şaşırmadan Alevileri buluyor. “O alevi” denilerek bir yerlere getirilmiyor veya gelmeleri engelleniyor. Kapalı kapılar arkasında alevi oldukları için gıyaben yargılanıyorlar. Haklarında haksızlıklarla dolu bir dünya kulis yapılıyor. Adamlar camiye gitse yakıştırılmıyor, gitmese eleştiriliyor. Birçok “mış’larımız” var onlar hakkında. Hz. Ali’yi Peygamberimizden üstün tutuyorlarmış. Mum söndürüp namahrem işler yapıyorlarmış. Abdest almaz,  namaz kılmazlarmış. Oruç tutmazlarmış. Mış, mış,mışşşş...

 

   Aleviliği kendi “mış’larına” göreyorumlayan bir kısım “mış beyinli”insanların, hatta kurumların olduğunu hepimiz biliyoruz. O dar kafalı şahıslara göre aleviler; kendine has inanç sistemi olan ve ibadetlerini yerine getirmeyen insanlardır. Sanki sorgulamak onların vazifesiymiş gibi…Kendinde bu cüreti bulanlaradır sözüm. Her türlü inanç ayrımcılığı yapanlaradır sözüm. Kimlik kavgası çıkararak kardeşi kardeşe vurduranladır sözüm. Aleviler hakkında hakaret dolu, nefret dolu sözler söyleyerek kul hakkı aldığının farkında olmayan zavallı insanlaradır sözüm. Takvanın kimde olduğunu bilmeyen fakat kendinde olduğunu zannederek orda-burda“yahu! o alevi” diye atıfta bulunanlaradır sözüm. Ve bu “sürü psikolojisiyle” birçok kişiyi de peşine takıp, kazdığı günah çukuruna çekenleredir sözüm. Senin Peygamberin önüne geçirdiğini söyleyerek yargıladığın birçok alevi çocuğunun adını Muhammet Ali koyuyor. Senin “mum söndürme” diyerek karaladığın meclise bak kimler geliyor? İftira attığın o meclise bak nasıl başlanıyor?

Allah…Allah….

Muhammed Mustafa’nındır bu seccade

Aliyyel Mürteza’nındır bu seccade

Hatice-i Kübra, Fatıma-yi Zehra’nındır bu seccade

On iki İmamlarındır bu seccade

Pîrimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nindir bu seccade

Cem birliğine, sohbet sırrına, evliya keremine

Hü diyelim, Allah eyvallah

   Allah adıyla başlanan, Muhammet adıyla devam eden, Hz Ali adıyla bitirilen, içinde dua, deyiş, tevhid içeren bir meclisi karalayanları kınıyorum. Peygamberimizin (SAV) miraçtan dönerken kırklar semahına yani ilk semaha katıldığı ise rivayetler arasındadır.“Ya kırdığın gönlü Allah seviyorsa? Bilemezsin. Bilseydin ödün kopardı. Dokunamazdın.” demiş Hz. Mevlana. Ya sen! O meclise kimlerin geldiğini bir bilseydin. O semahı Peygamberimizin (SAV) bağışladığını bilseydin, eminim ki konuşmazdın ya da konuşan o dilini kökünden keserdin değil mi?

 

   Her hangi bir yerde, her hangi bir insan olmaktan daha zorduralevi olmak. Çünkü insan olmanın zorluklarının yanında “mış’lardan” doğan türlü türlü zorlukları göğüslemek zorundadır aleviler. Bu arada Acımasız iftiralar karşısında ayrımcılığı dillendirirken ayrımcılıkla suçlanan kişilerdir aleviler. Çoğu zaman susmaktır Alevilik. Gizlemektir. Mesela sevdiğin kızı alamamaktır. Ağzına gelen “hayır, o öyle değil” haykırışlarını yutkunmaktır çoğu zaman. Sınıfı olmayan vatandaşlıktır alevi olmak.Biraz yok sayılmaktır. Aldığın hizmette de, verdiğin hizmette de “o alevi” diyerek her türlü tavra hedef olmaktır alevi olmak. Velhasıl zordur alevi olmak. Zordur kendi öz yurdunda “öteki” olmak.

 

   Saygı ve sevgilerimi sunarken Alevi Kültürüne (Anadolu-Bektaşi Aleviliği) sahip çıkılmalı diyorum. Bu kültür bizim. Semah bizim. Mevlam…Mevlam…diye başlayan türküler bizim. Cem bizim.“Bismişah…Hak, Muhammed, Ali ” diye başlayan Gülbenk’ler bizim. Hacı Bayramı Veli ve onun damadı Hacı Bektaşi Veli bizim. Ve onların hocası Anadolu Erenlerinin de Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi bizim. Yunus bizim. Taptuk Emre bizim. …Hepsi bizim, hepsi de buram buram Anadolu kokuyor.

 

Leyla YARGI MANTAR

yargimantar@hotmail.com

 
Etiketler: ERENLER, DEMİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı