Yazı Detayı
07 Kasım 2017 - Salı 11:44
 
ESTONYA FERİBOTU SENDROMU
Tülay Sözeri
 
 

Modern deniz tarihinin en büyük kazası 28 Eylül 1994 yılında Baltık Denizi’nde yaşandı. 1980 yılında Almanya Mayer Werft tersanesinde inşa edilen Estonya Feribotu’nun batmasıyla 852 yolcu öldü.137 kişi bu kazadan kurtuldu. Kıyıya yakın bir mesafede su alması nedeniyle yatarak batan feribot, sadece gemi mühendisleri tarafından değil aynı zamanda kazada ölümlerin nedeni açısından davranış psikolojisi uzmanlarınca da yıllarca incelendi. İnsan davranış psikolojisi uzmanları bu kazada ölen 852 yolcunun neden kurtulamadıklarını araştırdı. Aileleriyle görüşüp geçmişlerini incelediler. Ölenlerin yüzde 98’inin çok iyi yüzme bildiklerini belirleyen uzmanlar son olarak kazadan kurtulanlarla görüştüler. Ortaya çıkan sonuç şuydu: Feribot 28 Eylül’de gece saat 00.50’de sert dalgalar nedeniyle su almaya başladı. Feribota giren sular 50 santim yüksekliğe ulaştı ve feribot yan yatmaya başladı. Su miktarının artmasıyla birlikte tahliye işlemi başladı. Ancak 987 yolcudan sadece 137’si su almaya başlar başlamaz hemen feribotu terk etti. Geri kalan 852 yolcu ise, gemi kaptanının “panik yapmayın dünyanın en güçlü feribotundasınız” sözlerine kanarak su boşaltma işlemini izlediler. Saatler ilerledikçe feribot daha da yan yattı ama 852 yolcu izlemeye devam etti. Sonunda saatler 01.50’yi gösterirken tamamen yan yatarak sulara gömüldü. Feribotun su aldığını ve yan yatmaya başladığını görmelerine rağmen son saniyeye kadar rahat rahat batışı izleyenler psikoloji ders kitaplarında “Estonya Feribotu Sendromu” olarak yer almıştır. Halen o insanların davranış şekillerine psikoloji ilmi mantıklı bir izah getirememişlerdir.

Aynı davranış özellikleri, ABD’de 11 Eylül 2001’de ikiz kulelere yapılan saldırı sırasında binaların tahliyesi esnasında da gözlemlenmiştir. Güvenlik görevlilerince, binadan kaçmak isteyenlere herhangi bir tehlike olmadığını, kurtarma ekiplerini beklemeleri söylenerek insanlar yerlerine gönderilmiştir. Çok değil, bir on dakika sonra her iki kulede yıkılmış, hızlı bir şekilde hareket edilseydi belki de kurtulabilecek yüzlerce insan hayatını kaybetmiştir.

Tesadüfen bir internet sitesinde rastladığım bu bilginin ışığında Türkiye gerçeğine baktığımda, adını koyamadığım psikolojinin tam da bu ruh hali olduğunu fark ettim. Şu an sanki her şey yolundaymış gibi yaşıyoruz. Sanki özgürlüğümüzden hiç mahrum olmamış, insani haklarımız elimizden alınmamış, nasıl yaşayacağımıza hiç müdahale edilmemiş gibi günümüzü gün etmenin yollarını arıyoruz. Bankalardan krediler çekip, bol sıfırlı daireler, son model arabalar alıyoruz. Seyahat şirketlerinin önümüzdeki 6 aylık yurt dışı programları neredeyse dolmak üzere. Ardı ardına açılan, lüks markalarla dolu alış veriş merkezlerine maşallah hiçbir itirazımız yok. Yoğun çalışma saatlerimizin intikamını sadece para ile almaya öyle bir odaklanmışız ki, etrafımızda neler olup bittiğini bile takip edemez durumdayız.

Nereden geliyor bu değirmenin suyu diyebilen insanları sindirebilmek için vicdanlarımızı uyutuyor, korku denizlerinde kayboluyoruz. Tecrit odaları yaratıyoruz birbirimiz için. Kim önce yok olacak oyununda, tek, tek yok oluyor nefesler, tek tek siliniyor çaresiz yüzler. Ama ağlayarak ama aldırmayarak, düştüğümüz yollarda yok olup gitmek istemiyorsak eğer, içinde bulunduğumuz cehennemden bir anda olsa kurtulup bir etrafınıza bakmamız gerekiyor. Bakalım neler neler göreceksiniz.

 
Etiketler: ESTONYA, FERİBOTU, SENDROMU,
Yorumlar
Haber Yazılımı