Yazı Detayı
16 Ocak 2017 - Pazartesi 21:23
 
GİTMEK !..
Tülay Sözeri
 
 

Bugünlerde kiminle konuşsam, hep gitmekten bahsediyor.Yaşadığımız umutsuz günlerden kendimizi nasıl koruyacağımızı bilemediğimizden aklımıza gelen tek şey ne yazık ki gitmek oluyor. Şu anki araştırmalar, özellikle gençlerin, şu ana kadar hiç olmadığı kadar rekor sayılabilecek bir oranda yurt dışı eğitim programlarına , orta yaş sayılabilecek kişilerinde çoğunlukla Avrupa ülkelerine ve okyanus ötesi ülkelere iltica talebinde bulunduklarını göstermektedir.

İnsanımızı gitmeye en çok zorlayan husus temel insani değerlerimizin hızla yok edilmesidir. En temel hakkı olan yaşama hakkının her an elinden alınabileceği , bundan da kimsenin sorumlu tutulamayacağı duygusudur. Hızla toplum geneline yayılan kayıp duygularıyla baş edememesi, insanın en temel ihtiyacı olan güven duygusunun geri gelmeyecek şekilde kaybetmesidir.

Kuralsızlığın baş tacı edildiği bu dönemde nasıl ayakta kalabileceğini bilememesi, farklılıklara hoşgörüsü olamayan bir toplumun yaptığı baskılara direnememesidir.

Emeğinin ve çalışmanın hakkını alamamasının kırgınlığıdır. Yıllarca dişiyle tırnağıyla elde ettiği imkânlara, bir başkasının zahmetsizce, haksızca kavuşmasına isyanıdır.

Sabah evden uğurladığı evladının, eşinin, yakınlarının akşam saatlerinde cansız bedenini teslim alan bir çok ailenin yaşadığı acıları derinden hissetmesi, tüm bu ölümlere bayram eden, insanlığını kaybetmiş bir kitlenin acımasızlığı karşısında ne yapacağını bilememesidir

Bu konunun sıklıkla açıldığı dost meclislerinde aklıma gelen en önemli soru, gitmemizin sorunu ne kadar çözeceği sorusudur. Gidilen ülkede ne kadar sahipleneceğimizi, ikinci vatandaş olarak yaşamanın bizi ne kadar tatmin edeceğini düşünüyor muyuz acaba ? Ülkesinde kendisine bakış açısının , yalnızca kişisel farklılarına göre olmasına rağmen, diğer ülkelerde mülteci olarak yaşamamızın keskin bir yabancılaşma duygusunu da beraber getireceğinin ne kadar farkındayız?

Gitmek yerine neden kalarak soruna çare aramayı düşünmeyiz de, sadece kendimizi ve çocuklarımızı garanti altına almaya çabalamaktayız? Diğer çocuklar , diğer insanlar o kadar önemli değil midir? Olan biten de bizim hiç mi sorumluluğumuz bulunmamaktadır? Yıllardır düzenin uslu çocuğu olmaktan başka ne yaptığımızı neden sorgulamamaktayız? Üstümüze düşen sorumluluğu almak zor da , köklerimizin bulunduğu toprakları terk etmek daha mı kolay? Bu tepkimiz de geçmişte yaptığımız eylemlerimiz gibi değil midir? İzle ama dokunma, bak ama görme, duy ama işitme değil midir bizi kısaca özetleyen.

Şu an bu ülkede yaşayan her kişi bir umuttur. Şu dakikada doğan her çocuk, geleceğimizi kuracak kilometre taşıdır. Gitmek değil, kalmak gelişme sağlayacaktır. Kaçmak değil, mücadele etmek bizi kurtaracaktır. Bu toprakların geçmişi hiçbir ülkeye benzememektedir. Savaşçı ruhumuz bir karış toprağımızı bile vermemek için milyonlarca can feda etmiştir. Çanakkale savaşında bir çok ana elinde kalmış tek çocuğunu bile kınalayıp vatan için savaşa göndermemiş midir? O ananın yaşadıkları bizim şu an yaşadıklarımızdan daha mı hafiftir, daha mı kabul edilebilirdir? Sorunsuz bir şekilde yaşamak değildir asıl olan. Önemli olan bizim bu zor günlerde ne yapıp ettiğimizdir. Unutmayalım ki, keskin bir dönemeçte olduğumuz bu dönemde yapıp ettiklerimiz geleceğimizi belirleyecektir. Ya bu sınavdan geçeceğiz ya da kalacağız , sonuçlarına da hep birlikte katlanacağız.

 
Etiketler: GİTMEK,
Yorumlar
Haber Yazılımı