Yazı Detayı
05 Aralık 2016 - Pazartesi 09:37
 
HIZLI YAŞAMLAR
Tülay Sözeri
 
 

Çok hızlı bir zamandayız. Toprak da , deniz de  yaşamlar da bir yerden bir yere akıp gidiyor. Görünen  her şey yeni bir dalganın kıvrımında. Bitmeler, başlamalar, yok olmalar, var olmalar dalgaların tepesinden aşağıya hızla sahillere vuruyor.  İçimizde  zaman tomurcukları doğuyor, ana rahminde yeni bir hayat olmaya çabalayan bir embriyo gibi baş döndürücü bir hızla  yaşamlarımıza yerleşiyor.

Bebekler büyüyor,  bebekler  yaşlanıyor, her gün milyarlarca   varlık yaşama merhaba diyor, milyarlarca varlık yaşama elveda diyor. Belki çok şey oluyor zamanda, belki de hiçbir şey olmuyor. Belki her şey bir yanılsamadan ibaret,gerçek dediğimiz bir çok şey yalın, katışıksız  bir  yalandan başka bir şey değil.

Hızlı yaşamak , çağımızın  sinsi bir hastalığı,modern insanın  çöküşüdür. İnsanoğlunu yaratıcılığını,düşünmesini   unutması için kurulmuş bir tuzaktır.  Her gün değişen yenilenen yüzlere, yeni görevlere hizmet edilmek üzere türetilmiş değerlere, her gün bir başkası kurulan sahnelere, değişen aktörlere, yüzlerde sallanan maskelere alışmasını sağlayan bir illüzyondur. Gelişim ve değişim maskesi altında, her gün binlercesi yok olan insan yüzlerini  duvarlara bir tablo gibi asmayı, bu yüzlerde başka yaşamları kurmayı, yeni zaman Tanrılarının sundukları sahte gökkuşağında insan olmaya unutmayı sıradanlaştıran güçlü bir silahtır.

Bu  döngüde kaybolmamak ,  silik yüzlerimizi biraz daha görünür kılmak  , nefeslerimizin  dahi kayıt altına alındığını düşünmemek için  yeni yaşam alanları yaratıyoruz kendimize. Birbirimize dokunmadan, yan yana olmamıza rağmen birbirimizi görmeden, kitap ayraçları gibi aramıza konan yabancılaşmayı reddetmeden  akıyoruz  zamanın içinde. Ruhumuzun kırıntılarını , kış sabahlarında aç kalmış yırtıcı kuşlara atıyoruz yem olsun diye. En pahalı temizleyicilerle ak pak olan bedenimiz üşümüyor, ruhumuzun üşüdüğü kadar.Bir hız, bir kıyamet kopup gidiyor yaşamlarımızdan, bir mum alevi kadar kısa  zavallı ömrümüz sökülüp atılıyor zamandan.Ne bir iz kalıyor geriye ne de bir an.

Böyle anlarda içimden bir ses, “Canım boşuna uğraşma.Akıntıya kürek çekme. Kaçamazsın yalan bildiklerinden, saklanamazsın  gerçeklerinden. Elindeki  kartlar bu işine gelirse, ya oyunda kalacaksın , ya da bu oyunu terk edeceksin” diyor. “Kovalanan ne peki ?”diye soru soruyorum bu sese, “Mutluluk mu?  Bir parça huzur mu?  Mutluluk , ağızda eriyen akide  şekeri gibi. Anlık ve kısa. Sana şimdilik bu anlar yetiyor gibi görünse de peki ya sonrası? İkinci boyut mutluluk yani daha anlamlı, daha uzun ve kalıcı olmaya çalışan anlar,ama bunun da sonu yok, hep daha sonrası, daha fazla isteği olmayacak mı hayatında? Kovala dur mutluluğu eğer enerjin varsa , eğer yoksa  köklen oturduğun koltuğa, izle HD ekran televizyonlardan  ayyuka çıkan günahları, yakala  gürültüyle  akıp giden zamanı.Hızlan hızlanabildiğin kadar, keyiflen keyiflenebildiğin  kadar.

 
Etiketler: HIZLI, YAŞAMLAR
Yorumlar
Haber Yazılımı