Yazı Detayı
23 Ağustos 2015 - Pazar 21:51
 
İHANET !..
Sevda Aksoy
 
 

Dünya her çağda hem de bütün kirliliklere rağmen aynı akışında dönmeye devam etmiş.

Doğada bu akışa eşlik eder olmuş tüm samimiyeti ile.İnsan dışındaki bütün canlılar, karnını doyurmak dışında pekte beklentisi olmamış bu kirli dünyadan. Oysa insan, insanın düşünme kapasitesi geliştikçe içinde bulunduğu gezegen her gün biriz daha kirlenecekmiş.

Tapınaklar, saraylar,köşkler kurulup, kurulup dağılmış.İhanet denen kötü duygu insan benliğini öyle bir kaplamış ki, yılanları, çayanları bırak şeytan dahi şaşırıp kalmış. İlk ihanet Adem'le başlasa da, Habil ve Kabil kardeşlerde boyutunu büyütmüş. İlk kan düşmüş toprağa.

Kardeşin kardeşe ihaneti, Ademinkinden vahşi imiş. Toprak şaşırmış. Gül, lale, sümbül şaşırmış. Doğa kanı sevmezmiş. Bir kere kan kokusu koklamış insan durmazmış artık. İnsan beyni açıktan öldürmenin utancını yaşamış. Gizli öldürmek daha da utançsızmış. Ve böylece hainlik doğmuş.

Tarihin en büyük haini olarak adledilen Brütüs, Jül Sezar'a yaptığı suikastle O'nu öldürmüştür. Sezar'ın çok güçlenmesinden endişe ederek bu ihaneti gerçekleştiren Brütüs, suikast gerçekleştikten sonra düştüğü ikilem sebebiyle şehirden kaçtı. Sonrasında Roma'ya karşı ayaklandı ancak kaybetti ve sonucunda intihar etti.

Bazı kaynaklar Brütüs'ün Sezar'ın oğlu, bazıları ise yeğeni olduğunu söyler. Bu örnekte insan bencilliğinin ne üst seviyelere çıktığını görebiliyoruz. Bu yine iyi, ya hırsı uğruna ülkeleri savaşa sürükleyen hainlikler. En kötüsü de en affedilmezi de budur. Denizler, ırmaklar, dağlar taşlar kan deryası olacakmış. Bir kişi beden gücü ile kaç kişi öldüre bilir ki, oysa hainlikle koca, koca şehirler ülkeler çökertir.

 Mesela, Efialtes'in kötü ünü milattan önce 480 yılında kendi ülkesini Perslere satarak başlamıştır. Termopylae Savaşı sırasında Pers ordusuna dar bir geçitin yolunu göstererek Spartalıları pusuya düşürmüştür. Ödül bekleyerek yaptığı bu hainliğin karşılığı ise Pers İmparatorunun başını alması olmuştur.

***

Bugün bile adı ihanet ve kabusla eşdeğerdir. Hainlik edenler kendileri için güzel hayaller kursa da aslında beklediklerinin aksine canlarıyla ödemişler hainliğin bedelini. Hepimiz hayatımızın çeşitli devrelerinde düşmanla uyuruz farkında olmadan, Ülkesine ihanet etmeden önce, Quisling ülkesi Norveç'te savunma bakanı olarak görev yapıyordu. Kukla görev yapan Norveç Faşist Partisi'ni kurup, Almanlarla işbirliği yaparak iktidara geldi. Ancak Nazi Almanya'sı 1945 itibariyle dağılınca Quisling de iktidardan düştü. Çok sayıda yolsuzluk ve cinayetin arkasındaki isim olarak, ülkeye ihanetten idam edildi.

Dedik ya, can alanda can verir bir gün. Bu kaçınılmaz sondur. İhanet ve kötülük din, dil ırk renk ayrımı yapmazmış.

Mesela, Afro-Amerikan bir köle olan Armistead, 1781 yılında Amerika için casusluğa başlamıştır. O, İngiliz casusu gibi davranarak dönemin İngiliz generalleri Arnold ve Cornwallis'in güvenlerini kazanmış, İngilizlerin savaş stratejileri için bilgi toplayıp, Amerika'nın savaşı kazanmasında önemli bir etken olmuştur. İhanet kadın erkek ayrımıda yapmazmış. Her ihanetin içinde mutlaka bir kadın varmış. Erkeklerin kadınlara olan zaafı, ihanetlerin gizli güçlerini kadınlardan yapmasına zemin hazırlarmış.

Mesela, dünyanın en fazla hakarete uğrayan kadını olan Dona Marina, kendi toplumuna -Meksika- ihanet ederek İspanyol işgalcilerin topraklarında egemenlik kurmalarına yardımcı olmuştur. Eski bir köle olan ve Hernando Cortes'in (Meksika'yı işgal eden kişi) çevirmeni, aynı zamanda da sevgilisidir. Dona Marino, Nahuatl (Aztek dili) ı ve Maya dilini konuşabilmesi sayesinde tarihin seyrini değiştiren kişilerden biri olmuştur. Söylenene göre Dona Marina yaptığı çevirilerle işgal sürecini getirmiştir. Bugün bile La Malinche, Meksika'da hain anlamına gelmektedir.

Bu örnekler saymakla bitmez.

Dünyayı ihanet cennetine çevirenlerin tek derdi daha çok para ve daha çok güçtür. Bu zihniyette olan bir avuç insan, dünyayı kan deryasına çevirmiştir. İnsanla, insanın, kardeşle, kardeşin arasına girip, din,dil, ırk ayrıştırması ile kendilerine muazzam saraylar kurmuş, toprak kan içinde iken onlar lüks içinde bir müddet yaşamışlardır. İhanetçilerin yüzlerindeki maske, öyle sahicidir ki, masum insanlar bunun sahici olduğundan kendini alamazlar. Oysa onların türküleri, şiirleri, aşkları, dostluk bağları yoktur. Vicdanları değerleri yoktur. Gülleri, kır çiçekleri yoktur. Elerinde zambakları, heybelerinde bir avuç zehir taşırlar. Ellerindeki tek silahları kötülüktür.

Nereye girseler orayı kanlı bir savaş alır. Sis bulutu çöker. Bu canilere karşı safları sıklaştırmaktır yaşamak. Direnmek, zayıf düşmemektir karşılarında. İki insan birbirini gerçekten, ama gerçekten severse onları hiç bir güç ayıramaz. Ben bu kadar anlata bildim. Siz daha derin anlayın. Barış içinde yaşamak varken ölüm neden kaderimiz olsun. Hem de kötüler daha rahat yaşasın diye..

 
Etiketler: İHANET,
Yorumlar
Haber Yazılımı