Yazı Detayı
04 Ağustos 2013 - Pazar 23:34
 
İKİ SAVUNMA TEK VATAN!
Güner Gümüşay
gunergumusay@mynet.com
 
 

Birisi emekli diğeri henüz mesleğinin ilk yıllarını yaşarken Silivri de yolları kesişen iki Türk subayının savunmalarından birer bölüm sunuyorum:

İlki Emekli Binbaşı  Levent   Bektaş’ın  savunması:

“ Yaşıtlarım sokak ortasında top peşinde koştururken 14 yaşında girdiğim bu mukaddes yuvadan 41 yaşında onurumla ve çok başarılı görev geçmişiyle 2007 yılında emekli oldum. Göreve başlarken gelebilecek her türlü tehlike ve tehdide karşı vatanımı ve milletimi korumaya namusum ve şerefim üzerine and içtiğim ülkeme ve vatandaşlarıma olan sorumluluğumu ,aile ve sosyal hayatımı bir tarafa bırakarak büyük bir özveriyle hiç aksatmadan  18 yıl boyunca yerine getirdim.

Bizlerin dünya görüşü vatan sevgisi , 14 yaşında girdiğimiz askeri okullarda şekillenmiştir.

Burada bizlere verilen en temel değer :”Vatanını, Milletini ailenden , eşinden , çocuklarından daha çok seveceksin. Canından daha fazla seveceksin. Gerekirse canını  feda etmek için hiçbir şekilde tereddüt etmeyeceksin.” oldu. Bu temel prensiple büyüyüp yetişen bizler: her biri bir insan hayatına mal olabilecek görevlerimizi büyük bir şehadet sarhoşluğuyla yerine getirdik.

Gözlerimize baktığınızda, yüzlerimizde vatana ve millete  hizmet dışında bir ifadenin mevcut olmadığını anlarsınız. Böyle güzide bir topluluğun düzene karşı olması mümkün müdür? Kollarında silah arkadaşlarını  vatan toprağına emanet etmiş bu güzide topluluğa iftira atanları Allaha havale ediyorum  hiçbir hakkımı da helal etmiyorum bu şahıslara.

Anamın, babamın, eşimin ve çocuğumun hayatından çalınan bu değerli yılların hesabını kim verecek?

Ben oğluma baban “terörist” dedirtmem, dedirtmeyeceğim çünkü anamın ak sütü gibi tertemizim.

Bize atılan iftiralar karşısında yargılanmamak gibi bir isteğimiz olamaz. Tüm iddiaların yüce Türk adaleti önünde, yüce Türk milleti adına açıklığa kavuşmasını istiyorum. Bu salondaki şerefli subaylar olarak yüce Türk adaletine ve heyetinize emanetiz.Vatan bizim anamız devlet babamızdır.Bizi  asın ama devleti yıkmakla  yargılamayın. “

İkincisi Deniz İkmal Teğmen Sezgin Demirel’in ifadesi

“Bizler Türk subayları olarak baba parasıyla eğitim almadık. Türk milletinin kısıtlı kaynaklarıyla bizlere sağlanan imkanlarla hergün  şükrederek yetiştirildik.

Bizlerin üzerinde her akşam evine bir somun ekmekten fazlasını götüremediği halde  devlete vergisini son kuruşuna kadar ödeyen vatandaşların, şehit evlatlarının tabutu başında:  “Vatan sağolsun. Bir evladım daha var. Oda bu vatana feda olsun “ diye ağlayan şehit anasının şehit evladının tabutu başında:”Oğlumun yarım kalan vatan borcunu ben tamamlayacağım” diye haykıran şehit babasının hakkı vardır.

Bu yük ölene kadar her birimizin omuzlarındadır ve işte bu mesuliyet yükü her şeyden ölümden bile ağırdır. Omuzlarımızda bu yük, aklımızda Harbiye’ye girerken ettiğimiz yemin varken,Yüce Türk Milletini ve Türkiye Cumhuriyetini korumak için canımız pahasına mücadele edeceğimize and içmişken, vatan haini teröristlerle aynı kefeye konmak, aynı suçlamaya maruz kalmak, nefes aldığım her an ruhumu yakmaktadır ve karşınızda bu yangının acısıyla haykırıyorum. Ben kutsal Harbiye’de yetişmiş  Türk Ordusunun şerefli bir subayıyım ben terörist değilim.”

 

Hizbullahçıların salınıverildiği; Bebek Katiliyle Yeni Anayasa yapma çabalarına girişildiği zamanlarda; TSK,Gazeteciler ve Bilim adamlarına, Milletvekillerine uzun tutukluluk ve ağır ceza talepleri yankılanıyor Silivri’de .İktidar korkudan Silivri’yi yalıtmış bulunmakta. Suriye sınırını korumakta aciz kalan hükümet Silivri’yi geçilmez kılmıştır.Çünkü kendisi için asıl cephenin Silivri cephesi olduğu; Suriye cephesi olmadığı düşünülmektedir.

Üstelik 19 Ekim 2009 günü 34 PKK ‘lının ayağına çadır mahkemeleriyle Türk adaletini götürüp; teröristleri salıverenler; Yukarıdaki ifadelerin sahibi Türk subayları ve silah arkadaşlarına  aynı adaleti reva görmemekteler. Neden mi? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin güzide subayları Abdullah ÖCALAN ‘la barış takasının malzemesi olmuştur da ondan. Üstelik Milli Güvenliğimiz ve ülkenin geleceği pahasına ki:  TSK’ ın istihbarat olarak zayıflatıldığı davalarda; Delil adına; üzerinde yıllarca ve titizlikle çalışılmış savaş planları,mahkeme salonunda kelimesi  kelimesine anlatılmıştır.Bundan sonra Yunanistan; Trakya ve Ege savunma planlarını gözden geçirerek geliştirmiş ve TSK ya üstün duruma gelmiştir.

Kendi gemisini sonarını silahını yapabilecek kıvama gelen ve ABD den gittikce uzaklaşarak; bölgesinde çıkar gruplarına engel olabilecek bir Türk Deniz Kuvvetlerini yıkmakla işe başlanıldı. Akdeniz Ege ve Karadeniz de ulusal çıkarlarını ön plana taşımaya başlayan Türk Deniz Kuvvetlerinin komuta kademesinin neredeyse tamamı iftiralarla hapse atılmıştır. Yunanistan ve Rumlara denizlerde göz açtırılmazken;2013 şubat ayı itibariyle Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi petrol ve gaz ruhsatları almaya başlamış; Bu bölgede ABD ve İsrail’le ortak deniz ve hava tatbikatları düzenlemiştir.

Ne pahasına; askeri vesayetten kurtulunup; sivil vesayete geçilme pahasına, Ordumuzun “kağıttan kaplan” olduğunun söylenmesi pahasına, BDP milletvekillerinin Genelkurmay başkanımız şahsında ordumuzu “onbaşılar” olarak aşağılama pahasına, Asker milletten zelil asker  yaratılmak pahasına.

Şimdi de ileri demokrasi ülkesi, dünya ülkesi Türkiye’de: Erdoğan’ın  Ülkeyi açık bir cezaevine çevirmek istediği  uygulamalarıyla ; Silivri’ye gidecek halka engel olunmak istenmektedir. Alın size ileri demokrasi  alın size en iyi vesayet. Artık sivil vesayet mi dersiniz tarikat vesayeti mi dersiniz; ya da yetmez ama evet mi dersiniz orasını siz bilirsiniz. Çünkü herkes layık olduğunca yönetilir.

Elbette boşlukları dolduracak güce sahiptir bu millet. Ama sağ olsunlar herkesle stratejik derinliğe daldığımız  şu günlerde Türk subayının herhangi bir savaşa girmeden verdiği subay ve kurmay kaybı;günümüz itibariyle dünya harp tarihine girecek boyutlardadır.

Bunu en açık şekliyle TSK da en son yapılan atamalarda ve  terfi ettiğinde; hemen kuvvet komutanı yapılmak zorunda olan paşa terfilerinde gördük.

 
Etiketler: İKİ, SAVUNMA, TEK, VATAN
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Mayıs 2017
EMEK
09 Mart 2017
BİR BAVULA SIĞDIRILAN HAYATLAR
07 Ocak 2017
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖZEL TOPLU TAŞIMA ARACI
01 Ocak 2017
MÜTEAHHİT'İN ÖLÜMÜ !..
14 Kasım 2016
ANKARA'NIN TAŞINA BAK!
01 Kasım 2016
LORENZ EĞRİSİ ve PASTA
26 Ekim 2016
FİİLİ DURUM !..
25 Ağustos 2016
MUHALEFET GÖREVE !..
19 Ağustos 2016
BİTTİ Mİ ?
01 Temmuz 2016
ETİMESGUT'UN MARKALARI !
10 Nisan 2016
'MERKEZ' 2 MAYIS'TA MECLİSE GELECEK Mİ?
05 Nisan 2016
ETİMESGUZ TAZİYE ÇADIRLARI
12 Ocak 2016
KANKA'YA "KABUL", ETİMESGUTLUYA "RED"
24 Aralık 2015
"PAMFİLYA'LI" SEN DE KUCAKTASIN ARTIK!
10 Mayıs 2015
DEVLET'E İHTİYAÇ VAR !
27 Ekim 2014
29 EKİM: YAPRAKLAR DÖKÜLÜRKEN
11 Eylül 2014
FESTİVALİN ARDINDAN
29 Ağustos 2014
ETİMESGUT FESTİVALİ BAŞLIYOR
11 Ağustos 2014
NASİP MİŞ!..
08 Ağustos 2014
YA.. NÂSİP !..
30 Temmuz 2014
*FULLER FULLEDİ
18 Mayıs 2014
UMURSAMAYALIM MI ?
21 Mart 2014
CHP'DEN YORULAN SOSYAL DEMOKRATLAR
01 Şubat 2014
MEÇHUL DOSTLAR KİMDEN YANA?
07 Ocak 2014
SİZ NE YAPTINIZ?
28 Aralık 2013
ADAY ADAYLARI ELDE KALDI!
13 Aralık 2013
AKP İKTİDARININ İSTANBUL VURGUSU
29 Kasım 2013
PLASEBO ETKİSİ!
10 Kasım 2013
HANNOVER'DEN MARŞANDİZ'E..
27 Ekim 2013
ALGILADIKLARIMIZ ve MEDYA DENETİMİ
15 Eylül 2013
ÇÖP HASTANELER!
25 Ağustos 2013
DEĞERLİ YALNIZLIĞIM!
28 Temmuz 2013
Hükümete Rağmen ATO Seçimleri
14 Temmuz 2013
Mücadele PKK İle Değil!
07 Temmuz 2013
BOP'DAN BOK'A ABD
02 Temmuz 2013
ODTÜ'de MEZUNİYET: GURUR ve ÜMİT
17 Haziran 2013
Tarihi Yeniden İhya Etmek
09 Haziran 2013
TOPLUMUN MUHALEFETİ
Haber Yazılımı