Yazı Detayı
20 Mart 2017 - Pazartesi 21:18
 
İLETİŞİM BECERİSİ ..
Tülay Sözeri
 
 

Büyük bir üniversitenin amfisi. İletişim fakültesi son sınıf öğrencileri iletişim becerileri dersinin final sınavına girmek üzeredirler. Günlerce sınava hazırlamış öğrenciler heyecanlıdır. Kolay değildir elbette. O ana kadar ciltler dolusu kitap okudukları, yüzlerce saat ders gördükleri, uykusuz kaldıkları bir dersin son sınavı kaderlerini belirleyecektir. Sınav saatinden çok önce amfiye gelmiş genç, güler yüzlü, zeki bakışlarındaki pırıltılarla istisnasız herkesi etkileyebilecek güçteki hoca, öğrencilerin yerlerine oturmasını beklemektedir. Sınav saatine gelince kapıyı kapatıp, sınav sorularının yer aldığı kâğıtları dağıtmaya başlar Kâğıdı heyecanla okuyan öğrencilerin hepsinin yüzünde aynı ifade vardır. Büyük bir şaşkınlık.

Amfide önlenemez bir uğultu başlar. Öğrenciler birbirlerine,nasıl yani, soruyu doğru mu okuyoruz diye sormaktadırlar. Kağıtta100 puan değerinde tek bir soru vardır. Öğrenim gördüğünüz sürece üniversite koridorunda paspas yapan müstahdemin adı nedir?

“Hocam” der gençlerden birisi, “Soruda bir yanlışlık yok değil mi? Şimdi biz bu soruyu doğru cevaplandırırsak dersi geçiyor muyuz?" .Öğrencilerin şaşkınlığına hazırlıklı olan hoca “Evet” diye yanıtlar öğrenciyi. “Bu soruyu doğru yanıtlayanlar dersi doğrudan geçecek” der ve sınıfı terk eder. Amfinin önünde, gençlerin panik içinde birbirlerinden medet ummalarını eğlenerek dinler. Sınavın son saniyelerinde sınıfa girerek kağıtların kendisine teslim edilmesini bekler. Kağıdını teslim eden gençlerin çoğunda mahcup ve üzüntülü bir yüz ifadesi vardır. Kağıtları okuyan hoca en az yüz öğrencinin katıldığı sınavda tek bir öğrencinin bile müstahdemin adını tam da beklediği gibi bilmediğini görür.

Sadece tek bir kağıtta “Hocam bu soruyu sorduğunuz için teşekkür ederim. Şu ana kadar bu fakültede yüzlerce sınava girdim, ama kendimi bu kadar sorguya çektiğim , hayatım boyunca unutamayacağım bir soruyla karşılaşmadım. Okulda 5.nci senemdeyim. Her gün yanından gelip geçtiğim bu kadının yüzüne bir kez bile bakmadığımı, ona günaydın demediğimi, kadıncağızı elindeki paspas gibi bir eşya yerine koyduğumu fark ettim. Neden böyle davrandım biliyor musunuz? Çünkü benim bu kadınla bir menfaat ilişkim yok. Bana faydası olmayacağını düşündüğüm birisi. Ve ben şimdi anladım ki, menfaat ilişkim olmayan hiç kimse benim için değerli ve önemli değilmiş. Şimdi bu dersten kalacağım, ki, bunu da sonuna kadar hak ediyorum. Ama ne olursa olsun, bu gerçeğin farkına şimdi vardığım için çok şanslıyım. Ya hiç fark etmeseydim.Bunun için size ayrıca teşekkür etmek istiyorum” notunu okuyan hoca öğrenciye 100 puan verir.

İletişim fakültesinden mezun olacak bir kişinin toplumun her katmanıyla iletişim halinde olması gerektiğini öğrencilerin kafasına kazıyan hoca da amacına ulaşmış olur. Ve o günden sonra müstahdem kadın, fakültenin en önemli kişisidir artık. Bölümün tüm öğrencileri akın akın kadının yanına gider ve kadının gözlerinin içine bakarak onunla sohbet ederler. Kadın bunun için hocaya teşekkür ederken “Hocam bu kadar yıldır bu fakültede paspas yaparım, beni ne gören oldu, ne de dinleyen.Ama şimdi sayenizde beni fark ettiler. Kendimi hiç bu kadar değerli ve insan hmemiştim.Allah sizden razı olsun” derken gözyaşlarını tutamaz.

Bu anekdotu ilk kez okuduğumda, kendimi öğrencilerin yerine koydum, tıpkı onlar gibi kendimi sorgulamaya başladım.Sağlıklı bir iletişim nedir? Kendimizle olan iletişim mi yoksa etrafımızla kurduğumuz iletişim mi, biz mi yoksa başkaları mı daha önemlidir? Kim kimden daha değerlidir? Kim daha çok ilgiyi hak eder ya da etmez?

 
Etiketler: İLETİŞİM, BECERİSİ, ..,
Yorumlar
Haber Yazılımı