301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
14 Ağustos 2013 - Çarşamba 00:52
 
İLMİ SİYASET..
Leyla Yargı Mantar
 
 

Çok eski zamanlarda ülkeye nam salmış bir okul varmış. Bu okuldan mezun olmak çok zormuş. Bu okula bir genç girmiş ve çok başarılı olmuş. Hatta okulu birincilikle bitirmiş. Hocaları bu gence mezun olmadan önce demişler ki:

-“Sen çok başarılı bir öğrencisin, fakat bizim ilim siyaset diye bir dersimiz daha var. Bu dersi alıp almamak ise, tamamen senin isteğine bağlı.

Öğrenci ise: “Hayır, ben okumak istemiyorum diyerek ayrılmış okuldan. O zamanlar araç falan yok, giderken karşısına bir köy çıkmış. Köye vardığında köylüler hoş geldin yabancı” diyerek köy odasından bir yatak vermişler. Genç, gece orda kaldıktan sonra ertesi gün köylülerle birlikte camiye gitmiş.

Hoca anlatıyormuş camide. …"Şunu yapmazsanız yanarsınız, bunu yapmazsanız şöyle olursunuz, böyle olursunuz”Bizim genç hocaya müdahale etmiş;

Hoca efendi, anlattıkların doğru değil, sen yalan konuşuyorsundemiş. Hoca bakmış köylünün gözünde itibarı düşecek ey cemaat aramıza nifak tohumu saçmak için gelmiş, katli vaciptir” diyerek cemaati bizim gencin üzerine kışkırtmış. Bizim genç zor kurtulmuş köylünün elinden ve hemen okula geri dönmüş. Okulda hocaları genci karşılarında görünce neden geldin? demişler. Bizim genç“ilmi siyaset dersi almaya” demiş.

Biliyorduk geri geleceğini, ama bu kadar erken olacağını tahmin etmemiştik demişler. Neyse bizim genç ilmi siyaset dersini de okumuş ve tekrar ayrılmış okuldan. Tekrar aynı köye gitmiş ama bu sefer sakal bırakmış, tipini değiştirmiş. Bu sefer köyün girişinde çok ünlü bir okuldan mezun olduğunu söylemeyi ihmal etmemiş. Köyün ileri gelenleri tarafından hürmetle karşılanmış ve köyün en güzel evinde misafir edilmiş. Ertesi gün tekrar köylülerle birlikte tekrar camiye gitmiş. Yine aynı hoca ve aynışeyleri konuşuyor. Köylüler gence kendi hocalarını nasıl bulduklarını sormuş.

Genç; valla sizin hoca gibi hoca zor bulunur. Diyorum ki sizin hocanın sakalından bir tel koparan cennete gider.Köylüler hocanın sakalından bir tel koparabilmek için hocaya saldırmışlar. Hoca köylülerin altında eziliyor..başınışöyle bir yukarıya kaldırmış ve Genceşöyle seslenmiş“seni tanıdım demiş, sen geçenlerde buraya gelen kişisin ama ilmi siyaset okumuşsun demiş.

Hepimizin ağzına persenk olmuş “ilmi siyaset”. Çok iyi bir şeymiş, çok matahmış gibi üstelik sonradan öğretilir.Benim kastım ülke siyaseti değil elbette. Zaten çok da ilgi alanıma girmez. Coğrafyamızın bir özelliği olsa gerek ki konu siyaset olunca “ağzı olan konuşuyor.”Üstelik bilen bilmeyen herkesin konuşmasından da sıkılmış durumdayım. Bırakalım ülke siyasetini konusunda uzman, siyasetin ilmini alan insanlar yapsın. Benim derdim, laçkalaşan insanlar arası ilişkilerden dolayı yaşanan ilmi siyaset.

Birbirimizi kandırmanın adına ilmi siyaset dedik. Boşboğazlığın kol gezdiği ilişkiler içinde yıpranırken dedikodunun adına modern bir isim bulduk; ilmi siyaset dedik. Rakip görülen şahsı her türlü yıpratmayı mubah sayarak kul hakkını vacip gördük.Lafı dolandırıp, uzun uzun konuşmalar yaparken kafa karıştırdık. Kimsenin anlamayacağı şeyler geveleyerek laf kalabalığı yaptık. Laf cambazlığının adına ilmi siyaset derken ne bir şey anlattık, ne de anlaşıldık.

İlmi siyaset, nedir biliyor musunuz? “Aba altından sopa göstermektir.” “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” demektir. Söylenebilecek her şeyi söyleyip, sonrada “yanlış anlama” diye kıvırmaktır. Kendi isteklerini sıraladıktan sonra “ben bunların hepsini, kendim için değil, senin için istiyorum” diye iyilik timsali görünmektir.İnsanları birbirine düşürerek, kardeşi kardeşe kırdırmaktır. İnsanların gözünde birilerinin itibarını yerle bir etmektir. Yolunda doğruca giden birine çelme takmaktır. Karşısındakine kötülük yapmak için diş bilemektir.Evi soyduktan sonra ev sahibini suçlu çıkaran hırsızdır ilmi siyaset. Samimiyetsizliktir. İma etmektir. Kırmaktır. Dökmektir.

Siyaset, at terbiyecisi anlamına gelen seyis kelimesinin kökünden türemiştir. Seyis atla ilgili her şeyi bilen, onun fıtratına uygun davranan, terbiyesi ve ehlileştirilmesi konusunda ölçüyü kaçırmayan ve atı en iyi şekilde eğiten kişidir. Ve ata en adaletli davranması gereken kişidir. Aksi şekilde davranan bir seyis ise, ata işkence eder, atı daha hırçın yaparak amacından uzaklaşır. Yani ilmi siyaset sadece siyasetçileri ilgilendirmez. Hepimizin işidir ilmi siyaset. Hepimiz bu hayatta birer seyisiz, siyasetçiyiz. Bırakalım başkalarının atını, kısrağını herkes kendi içinde ki hırçın atı eğitsin. Önce kendine iyi davransın, kendini ehlileştirsin. En adaletli kendine davransın ki önce vicdanına verecek hesabı olmasın. Saygılarımla.

 
Etiketler: İLMİ, SİYASET
Yorumlar
Haber Yazılımı