Yazı Detayı
13 Mart 2018 - Salı 13:52
 
İNSANLIĞA VEDA !
Tülay Sözeri
 
 

Geçtiğimiz pazar günü gencecik, pırıl pırıl, yaşam dolu 11 insanımız öldü. Bekarlığa veda partisine Dubai’ye gitmiş sekiz kız arkadaş, 2 pilot ve bir kabin amiri uçaklarının düşmesi sonucunda hayata veda etti. Mina’nın babası, Türkiye’nin sayılı zenginlerinden birisi Mustafa Başarandı. Mina iyi eğitim almış, babasının işlerini devralmaya hazırlanan, cıvıl cıvıl bir genç kız. Onun da, diğer arkadaşlarının da hepimiz gibi hayalleri vardı, hayattan beklentileri, bunun için çaba harcayacak heyecanları vardı. Ama olmadı, olamadı. Ölüm onları en hazırlıksızlık olduğu bir anda, tam da yaşam döngülerinin keskinleştiği bir zamanda yakaladı, aramızdan aldı götürdü.

Ölüm hayatın bir gerçeği. Ölüm olduğu için yaşam bu kadar değerli. Genç yaşlı, zengin fakir ayrım gözetmeksizin bu gerçeği elbette bir gün hepimiz yaşayacağız. Ama bu genç insanların ölümünde başka bir gerçeklik daha var. Öyle bir gerçeklik ki bu , tanık olduğunuz anda tüyleriniz ürperiyor, içiniz donuyor. Kendisinden üstün gördüğü kişilere karşı verilen tepki gerçekten dehşet verici. Ölen gençlerin zenginliği, başarıları, standart üstü yaşamlarına duyulan öfkenin, kinin bu kadar fütursuzca açığa çıkması , hepsi birbirinden değerli genç insanlarımızın ölümünü bile unutturdu. Bu nasıl bir vahşilik, nasıl bir nefrettir, bir kez olsun karşılaşmadıkları, bir kelamının olmadığı bu gençlere karşı bu nasıl bir önyargıdır, anlamak gerçekten çok güç.

Acaba biz hangi ara bu hale geldik? Nasıl cehaletin kucağına bu kadar düşüncesizce oturabildik? Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğmak ne zaman suç oldu? Bu gençlerin ailelerinin perişanlığı, üzüntüleri hepimiz gibi derin ve içten değil mi? Ölüm karşısında herkes eşit değil mi ki, oturup bu gerçekliği düşünecek yerde, kendini savunamayacak insanlar yerden yere vuruluyor?

Dünyada varoluşumuz bu kadar tesadüfken, milyonda bir ihtimalle yaşama şansı verilmişken, biz kim oluyoruz da kendilerine düşen yaşam şansını değerlendiren bu gençleri eleştirebiliyoruz? Nereden biliyoruz kimin neyi ne ölçüde ne kadar içten yaşayabildiğini? Aynı imkânlara, zenginliğe sahip olabilselerdi, başka türlü hayatları olan insanların farkında olabilecekler miydi acaba ?

İnsan duyguları evrenseldir. Hepimizin yaşam kaynağı aynı. Yüce Yaratıcının yansımalarıyız. Yolumuz ayrı olsa da, kader yollarımız için ayrı bir yazılım yazılmış olsa da, hepimiz aynı amaca hizmet ediyoruz. O da insan olmanın gereğini yerine getirmek, şartlar ne olursa olsun mücadeleyi bırakmamak, Anamızı, babamızı , coğrafyamızı seçememek insan olma yolunda deneyim kazanma tecrübelerimizi yaşamamıza engel değil. Bu eşitsizliği bir şansa çevirmek, zorluklarla baş edebilmek kişisel çabalarımızla mümkün. Sadece biz kendimizi bilir, kendi yolumuzla ilgili kararlar alabiliriz. Bazen yanılırız, kalkarız düşeriz, ama eninde sonunda yolumuza devam ederiz.

Bu gençlerin de yürüdüğü bir yol vardı. Bir eşti, anneydi, sevgiliydi, evlattı, ablaydı, kardeşti. Varlıklı olmaları bu kimlikleri yaşamalarına, zaman zaman endişe kaygı duymalarına, sevinmelerine üzülmelerine engel değil ki? Belki bizden daha fazla imkânlara sahiptiler ama bizden fazla değildiler, hepimiz gibiydiler, sarıp sarmalanacak güçsüzlükteydiler. Şimdi biz yaşıyoruz, onlarsa öldüler. Ölümleriyle insanlığa nasıl veda ettiğimizi bizlere gösterdiler. İyi ki bunu bilmediler. En büyük adaletsizliğin kendilerini yapıldığına görmediler. Ölümlerinin bayram seyran olduğuna şahit olmadılar. Huzurla uyuyun çocuklar demek varken, arkalarından konuşanların günahlarıyla yüzleşmediler. İyi ki, iyi ki bizi tanımadılar.

 
Etiketler: İNSANLIĞA, VEDA, !,
Yorumlar
Haber Yazılımı