Yazı Detayı
15 Mayıs 2014 - Perşembe 22:30
 
İŞÇİLİK DEĞİL KÖLELİK !
Sevda Aksoy
 
 

Kapitalizmin bir ülkede tıkır, tıkır işlediğini anlamak için işçi sınıf'ına bakmamız yeterlidir.

Aradan geçen onca yıl, patişahlık rejiminden sonra ne işçi sınıfı birleşebildi ne de burjuvanın gözü doydu.

Kapitalizm sinsidir. Öncelikle insanların ruhunu teslim alır,bir tane kitabı vardır bu sistemin. Koca bir Ülkenin o kitaba inanmasını ister. Herkesin aynı şeyleri, öğrenmesini ve tek tip insan türü yetiştirmektir tek derdi.!.  Kitap çıkaranları hiç sevmez bu sistem.

O açıdandır ki, bu sistemle yönetilen ülkelerin, yazarlarının ikinci adresleridir mapushaneler. Ve işçi sınıf'ına ne kitap okuyacak kadar çok zaman, nede kitap alacak kadar maaş verilir. Çok okursan çok öğrenirsin,öğrenirsen sorgularsın. ''Beynini tutsak edemeyecekler'' İşte tamda bu sebepten cahil İnsan makbul insandır.

Bu sisteme göre. Seni sermayeye köle yapacak önce, eline verdiği banka kartında, faizlerle, maaşın ve ocağındaki aşın arasında hesap makinası olacaksın. Bırak okumayı düşünmeye bile fırsatın olmayacak artık. Eski çağlarda köleler zincire vurulurmuş kaçmasınlar diye. Bu zamandaki köleleri ise zincir'e vurmaya dahi gerek yok. Zincirdeki köllerin bedenleri tutsaktı beyinleri Özgür. Günüzdeki kölelerin ise, beyinleri tutsak bedenleri özgür. Kadrosuz sendikasız iş güvenliğinden bir haber işçilerimiz. Aldıkları maaş burjuvanın bir günlük havyar parası.Vurdukları her balyoz, patronun sesinin biraz daha gür çıkartacaktır artık. Yorulmak dinlenmek yok. Dolar yeşili gözlerini, gözlerinin içine dikecektir.

''Daha hızlı daha hızlı diye bağıracak''.

Sen durdunmu,kalbi olduğunda üç kat fazla çarpacak.Kanının duvarlarını nasılda dövdüğüne şahitlik edeceksin, yüzündeki anlamsız ifadede. Sen durdunmu bilecek, Yurt dışı gezileri duracak onun. Amarika da mastır yapan kızının, markalı çantası, oğlunun lüks otomobili, bardağındaki viski, pipo'sundaki duman, gemileri, evdeki hizmetçileri, kumar masaları duracak. Senin ellerin hep çalışmalı, tarlada, madende , fabrikada,üretmelisin varetmek için.

Yeni villaları köşkleri koltukları. Dayanmasada kolların,tozdan bıçak yarası olsada ciğerlerin, anlayacaksın sömürüldüğünü her geçen gün, ağzına ''küfürler dolacak'', sistemi sorgulayacaksın,bize ne veriyor, diyeceksin belki ama,ne söyleyecek dilin nede sisteme dayanacak gücün yoktur artık, Çaresiz boyun eğeceksin. Sonra birgün devrilecek koca Dağ üstüne.kömür karası gözlerin tüm Umutsuzluğunu yanına alarak, kapanacak yerin yedi kat altında.Her ne kadar '' Kaderi bu işçinin'' deselerde.

Üzülmeye bile gerek yokmuş gibi davransada, Sistem seni unutmayacak ''son yolculuğunda.'' Ne veriyor demiştinya'', okjijen verecek hemde bol bol. Hatta sedye üzerinde, uzanıp gökyüzünü görme fırsatı verecek sana.Ambulans verecek, cansız bedenine. Soğuk hava depoları,kamyon dolusu tabutlar verecek.Keşke, son bir söz hakkıda verseydi ne derdin'' tahmin etmek zor değil.

Patronunkinden daha gür bir sesle bağırırdın, ''HAKKIMI HELAL ETMİYORUM'' diye biliyorum, Nazım'ın dediği gibi, ''demeğe de dilim varmıyor ama, kabahatın çoğu senin, canım kardeşim''!  Evet kabahat'in çoğu biz işçi sınıfının. Sisteme boyun eğdiğimiz ilk gün ölmüştük...

 
Etiketler: İŞÇİLİK, DEĞİL, KÖLELİK,
Yorumlar
Haber Yazılımı