Yazı Detayı
30 Aralık 2016 - Cuma 21:09
 
KÜÇÜK BİR ARI
Tülay Sözeri
 
 

Ah! Küçük  arıcık ne olmuş sana.? Düşmüşsün bir bal kabının içine. Kısacık yaşamında peşinde koşturup durduğun bir kaşık bala  yapışmış incecik bacakların. Çırpınıp duruyorsun kurtulmak için .  Ama nafile! her çırpınışta  biraz daha gömülüyorsun sanki.

 Tam bulmuşken bir hazine, bu zenginlik karşısında ağzının suyu akmışken,  yaşamının yönünü sağlama aldığını düşünmüşken, şimdi ne kadar çaresiz  göründüğünü söylememin hiç bir anlamı yok.

Hoş söylesem de beni farkedip farkedemeyeceğini, şu an içinde bulunduğun  ölüm kalım savaşında beni duyup duymayacağını bilmiyorum. Duymamanı da yadırgamıyorum. Öğretilenlerin dışında, sıra dışı  bir durumla karşılaşıldığında neler yapılabileceğini çözebilen o kadar az ki.

Şimdi sana haydi çık sınırlarının dışına, genel geçer öğretilerin bu ölüm kalım savaşında ne kadar işine yaradığını sorgula desem, yaşamın sadece tek bir şekli , tek bir görüntüsü yok desem,  bu tutsaklığından, bacaklarına yapışmış olan engellerden kurtul desem ne kadar anlamı olur ki?

Farkındayım, yüzüme bakmaya çalışıyor ama bir türlü bunu başaramıyorsun. Aklın fikrin beş  dakika once hazine gibi gördüğün, ama şimdi senin için bir bataklığa dönen bu cehennemden kurtulabilmekte. O yüzden etrafında olup bitenlere alabildiğine ilgisizsin. Yanından aceleyle geçip giden insanların, başının üstünde uçuşup duran tozun toprağın,  elindeki kaşıkla tabağındakileri iteleyip duran şımarık bir veletin, hemen yanı başındaki  başka bir kabın içindeki  reçele  gömülmek  üzere olan diğer arının  umurunda bile olmadığını farkedemiyorsun bile.

Ne yazık ki, çoğul savaşlar, tekil savaşları görünmez kılıyor. En azından biz insanlar için durum böyle. Şu an verdiğin savaştan, sizin içinde aynı kuralların geçerli olduğu, görmek gerçekten can sıkıcı. Ama yılmak yok sevgili dostum yola devam!  Umutsuzluğun hiç kimseye bir faydası yok ki, sana olsun.

Bu tür durumlarda aval aval  etrafına bakmanın genelde çok faydası olmaz. Bu şaşkınlığın, diğerlerinin iştahını arttıracağından emin olmalısın.Ne kadar güçsüzsen, bitiş çizgisine ne kadar yakınsan, ufalanıp gitmenin an meselesi olduğunu unutmamalısın. Eğer bu savaşta yokolup gitmek istemiyorsan, bir hiç olmayı kendine yakıştıramıyorsan , çırpınıp duracaksın. Başka çaren yok.

Şimdi,ufacık bedeninin kaldıramayacağı sorumluluklar karşısında ne kadar yorulduğunu farkedemediğimi düşünebilir, tepende seni seyredip duran, özeline ait ne varsa, her şeyi  merak eden   bu detaycı zat’ı başından nasıl sepetleyeceğini düşünebilirsin. Ama inan ki bunda benim hiç bir suçum yok. Seyretmenin dayanılmaz ağırlığı, görüntüleri birbirine karıştıran halleri beni buna itiyor.

Koltuk üzerinde bir film izler gibi içinde bulunduğu yangınları seyretmek, suya sabuna  dokunmadan, yaşam hakkında  ahkam kesmek , sahte  duruşumuzdan rahatsız olmamak  bizim yeni alışkanlığımız. Sinsice kana karışan bu hastalığı başımıza musallat eden, yenilikçi çağımızdan payımıza düşen  sadece derin bir yalnızlık .Hem de hiç vazgeçemeyeceğimiz türden.

 Seni bacaklarından aşağıya çeken  bataklığa benzer, başka bir bataklıkta   mücadele ederken,  aslında o kadar çokuz, çokluğumuz içinde de   o kadar azız ki, bunu hayal bile edemezsin. Tek başına azlıkların her birine birer birer teslim olmaktan başka bir caremizin olmadığını görmek ise gerçekten çok yorucu.

Her neyse sevgili arıcık tanışıklığımızın sonuna geldik. Sana hoşcakal demeden önce,seni orada öylece , arkama bile bakmadan bırakıp  gideceğimi  düşünmemen için, yaşamının büyük şansı olabilmek için, geleceğine  bir umut kapısı aralayabilmen için, her şeye rağmen savaşına katkıda bulunabilmek için işte uzatıyorum sana elimdeki kaşığı ve çıkarıyorum seni o kabustan. Haydi uç yine özgürce çiçekten çiçeğe, koş yine içine düşeceğin bal kaplarına. Nasıl olsa evrende her şey unutmak üzerine değil midir?

 
Etiketler: KÜÇÜK, BİR, ARI,
Yorumlar
Haber Yazılımı