Yazı Detayı
10 Aralık 2017 - Pazar 22:16
 
KUDÜS MESELEMİZ
Ümit Cankurtaran
umit.cankurtaran@hotmail.com
 
 

ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma ve İsrail'in başkenti olarak Kudüs'ü tanıma kararı kelimenin tam anlamıyla felaket bir karar. Kimseye hayır getirmeyecek, sadece bölgeyi değil, küresel siyaseti de olumsuz etkileyecek son derece yanlış bir adım. Ateşle oynamak değil, ateşe benzin dökmek...

Trump bu kararı alarak bir yandan içeride yaşadığı sıkışıklığı aşmayı planlıyor. Öte yandan Ortadoğu'da kaosu derinleştirerek hem İsrail'i hem kendisini rahatlatmaya çalışıyor. Fakat burada büyük bir strateji hatası yapıyor. Malum ABD hatırı sayılır bir süredir bölgemizde kaos üzerinden bir hegemonya kurma arayışı içinde. Bu da önemli oranda yaşadığı hegemonya krizi ile alakalı. Özellikle 2010'dan sonra bu arayış iyice belirgin bir hal aldı. ABD, en az maliyetle bölge ülkelerini zora sokmak için çabaladı. Bölge ülkeleri kendi iç çelişkilerine yoğunlaştı, sürüklendikleri vekâlet savaşlarının parçası haline geldi. Bu süreçte İsrail, tarihinin en konforlu dönemlerini yaşadı. Ne var ki şu anda İsrail, 20. yüzyıl Ortadoğu tarihinin pek çok döneminde olduğu gibi bir kez daha sorunun kaynağı olarak algılanmaya başladı. Dikkatler İsrail'e yöneldi. Bunun ne anlama geldiğini kısa sürede göreceğiz.

Bu anafordan nasıl çıkılır? Bunu düşünmek de yine bizim boynumuzun borcu... Bölge ülkelerinin artık akıllarını başlarına alıp, sorumluluk üstlenip bu sorunu kendi iradeleriyle çözmek için gayret etmesi gerekiyor... Biliyorum, bu bağımlılık düzeni içinde bu hiç de kolay değil. Fakat ne olursa olsun bu bölgemizin, coğrafyamızın mukadderatıyla ilgili. Hak bildiğimizi söylemek ve onun peşinden gitmek zorundayız...

Lozan tartışmasının varış noktası.

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Türk-Yunan ilişkilerini yeni bir boyuta taşımak için burada. Kelimenin tam anlamıyla bir paradigma değişimi öneriyor Erdoğan. Lozan antlaşmasını tartışmaya açması bununla alakalı. İki komşu arasındaki ilişki Batı'nın sömürgeci güçleri tarafından neredeyse 100 yıl önce şekillendirilmiş bir ilişki. Sayın Erdoğan bu yanlış diyor, bu anlaşma gözden geçirilmeli diyor. Bu hem iki ülke ilişkilerini olumlu etkileyecek, hem de Yunanistan'daki Türklerin konumlarının iyileşmesine hizmet edecek.

Memleketimizdeki çokbilmişlerin bir kısmı 'şimdi buna ne gerek vardı' diye söyleniyor. Bir kısmı da bunu 'Türkiye'nin bölünmesi' olarak görüyor.

Allah ıslah etsin. Birincileri komplekslerinden, ikincileri ideolojik körlüklerinden ötürü.

Bir düşünsenize... Cumhurbaşkanımız Sayın R. Tayyip Erdoğan, 2002'den bu yana attığı her adımı çokbilmişlerin aklına uyup da atsaydı... Onların olur verdiklerini yapıp, olmaz dediklerinden köşe bucak kaçsaydı... Halimiz nice olurdu! Çokbilmişler ne biliyor? Kendilerine öğretilenleri. Daha doğrusu kendilerine ezberletilen kalıpları. Onlara kalsa Erdoğan otokratik müesses nizama kafa tutabilir, onu demokratik bir hale dönüştürebilir miydi? Onların yolundan gitse ekonomik tutsaklığımız, siyasi esaretimiz, dışa bağımlılığımız ortadan kalkabilir miydi?

 
Etiketler: KUDÜS, MESELEMİZ,
Yorumlar
Haber Yazılımı