Yazı Detayı
04 Mayıs 2017 - Perşembe 09:17
 
KUĞU OLMAK ..
Tülay Sözeri
 
 

Bir kuğuyu nasıl tanımlarsınız sevgili okuyucular? Eminim ki şu an, büyüleyici, romantik, zarif, muhteşem, narin yürek ve benzeri sıfatlar aklınızdan bir çağlayan gibi akmaya başlamış, kim bilir sizi hangi diyarlara yolculuğa çıkarmıştır. Bir kuğunun zarafeti bizleri kâinatın sırlarına, Yaratanın kusursuzluğuna ortak olduğunu htirir, doğanın yeri geldiğinde nasıl da cömert davrandığına tanık olmanın mutluluğunu yaşatır. Sanki bir melek öteki âlemden gelmiş, yanınıza ilişmiş gibidir. Ruhunuza güneş doğmakta, gökkuşağı sizin için renklerini parlatmaktadır.

Bu işin romantik, bize şimdiye kadar aktarılan masalsı kısmı. Peki ya madalyonun diğer yüzü nasıldır acaba? Sizce bir kuğunun hayatı hayal ettiğiniz gibi büyüleyici midir? Hiç bir zorluk yaşamadan, uğraşmadan, didinmeden, bedel ödemeden Yüce Yaratanın güzelliğini taşıyabilmesi mümkün müdür? Kendisine bahşedilen bunca güzelliğin karşılığında acaba nelerden vazgeçmiştir?

Bir kuğunun mücadelesi hayatınız boyunca tanık olamayacağınız kadar büyüktür. Perdeli ayakları suyun altında hiç durmaksızın çalışır, bir an için bile olsa durmaz, duramaz. Siz onu suyun üstünde bir tüy gibi uçuştuğunu zannederken, o su üstünde kalmak için, altta büyük bir mücadele vermektedir. Bu mücadele onun hayatta kalmasının, var olmasının garantisidir.

Genelde etrafımıza, başkalarının yaşantılarını yücelten, kendi hayatımızı ise küçülten gözlüklerle bakarız. Zannederiz ki, bizden gayri herkes mutludur, sorunsuzdur, her şeye kolaylıkla ulaşmaktadır. Onlar Allah’ın şanslı kullarıdır. Siz çamur deryalarında debelenirken, onlar zevki sefa içinde yaşamakta, cennet bahçelerinde çiçek kokularına bulanarak dolaşmaktadır.

Ama işin aslı acaba öyle midir? Daha ana rahmine düşmeden, kaderi, yolculuğu planlamış bir insanoğlunun sürekli gül bahçelerinde yürümesi mümkün müdür? Yürüyor gibi görünenler, bu rahatlığın bedelini ne şekilde ödemekte, önüne konulan hesabın yüksekliği karşısında nasıl ecel terleri dökmektedir?

Çok şeye sahip olmak mutluluğun değil mutsuzluğun garantisidir. İnsan yapısı çokluğu hazmedecek bir yaratılışta değildir. O bilerek aciz, dayanıksız, her an çürümeye aday bir organizma olarak yaratılmıştır. Pamuk ipliğine bağlı yaşamalıdır ki, varlığına merhamet edildiğini bilebilsin, gözleri dağların zirvelerine dikilmesin, yükseklerde olduğuna sevinmesin. Zira çamur bulaşacaksa eğer, bir kuşun kanadında gökyüzüne yükselip onu bulacaktır.

Eğer ki bu karşılaştırma sizi çok yoruyor ve huzursuz ediyorsa, çok şeye sahip olan, sahip olduklarını kaybetmemek için ömürler harcayan, iktidar ve güç sahibi olmak için taş üstünde taş bırakmayan insanların yaşamlarını dikkatlice izlemenizi, eğer imkânınız varsa gidip onlarla sohbet etmenizi, günlerini nasıl geçirdiklerinizi geceleri nasıl uyuduklarını, ailesiyle olan ilişkilerini elinizden geldiğince izlemenizi tavsiye ediyorum. Eğer buna imkânınız yoksa dünya tarihine mal olmuş kişilerin otobiyografi kitapları okuyarak, yanılgılarınızdan kurtulmanızı öneriyorum.

Eminim ki, karşınıza çıkan tablo düşündüğünüz gibi olmayacaktır. Bir kuğu gibi yüzdüğünü düşündüğünüz birçok insanın yaşamının ne bedeller ödeyerek sürdürdüğüne şahit olarak önyargılarınızdan kurtulacaksınız. Tarihteki başarılı güçlü insanlar ayrıcalıklı olmanın bedelini, kuş tüyü yataklarda, keyif sürerek değil, sarp uçurumların kenarında ölüm kalım savaşı vererek ödemiştir. Görünürdeki zengin yaşamlarının renkleri kazındığında altından çıkan tek resim yalnızlıktır. Bu gerçek insanlık tarihi boyunca değişmemiştir, değişmeyecektir.

 
Etiketler: KUĞU, OLMAK, ..,
Yorumlar
Haber Yazılımı