Yazı Detayı
01 Kasım 2016 - Salı 23:41
 
LORENZ EĞRİSİ ve PASTA
Güner Gümüşay
gunergumusay@mynet.com
 
 

Üniversite Öğrenimime ,İlk önce Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünde başlasam da ilk olarak Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İktisat Bölümünü tamamladım.İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünü ise daha çok sonraları 2015 de bitirebildim.Bunu şunun için anlatıyorum ;Aslında hepinizin bildiğinin aksine önce İktisatçı, sonra Gazeteciyim .
O nedenle bu yazımda İktisat yanımı ön plana çıkararak sizlere ülkenin gelir dağılımındaki bozuklukluğundan ve bunun nedenleriyle sonuçlarından bahsedeceğim.Çünkü hepimiz ekonomideki daralmayı hissetmeye başladık.Bundan en çok etkilenecek olanlarda nüfus olarak çoğunluğunu oluşturan ama pastadan en az payı alanlar olacaktır.
*Lorenz eğrisi, nüfusun yüzde kaçının gelirin yüzde kaçını aldığını gösteren noktaların birleştirilmesi ile elde edilir.

Lorenz eğrisi verilerin grafiklerle belirtilmesiyle oluşan eğrilerin yorumlanmasıyla oluşur.
Lorenz eğrisinde, eğer gelirin dağılımda bir eşitlik söz konusu ise, "tam eşitlik doğrusu" (Eş bölüşüm doğrusu) adını alır.
Lorenz Eğrisinin tam eşitlik doğrusundan uzaklaşmaya başlayarak daha çukur hale gelmesi, gelir paylaşımında eşitsizlik olduğu anlamına gelmektedir ve gerçek hayatta kişisel gelir dağılımı mutlak eşitlikten oldukça uzakta yer almaktadır. Başka bir deyişle, gelir dağılımı ne kadar eşitsizse (gayri adil) Lorenz eğrisiyle eş bölüşüm doğrusu arasındaki alan o kadar büyük olacaktır.

O zaman durum nedir derseniz : Açlık, yoksulluk, bağımlılık, umutsuzluk nüfusun çoğunluğunu oluşturan ve pastadan az payalan kesimin yazgısı olmaya başlıyor demektir.Yani bu işin fıtratında da bu vardır.
Lorenz eğrileri , çeşitli ülkelerin gelir bölüşüm durumlarını karşılaştırmak için kullanıldığı gibi, bir ülkenin belirlenmiş bir zaman içinde veya uzun bir dönemde gelir bölüşümünde gösterdiği değişmeleri saptamak için de kullanılabilir.
Yani siz içerde ne kadar esip savursanız da;gürleyip yağsanız da elin oğlu iki grafikle karneni önüne koyar.

Lorenz eğrisi ne gerek de yok resmi istatistikler bile bu vehameti gözler önüne sermektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri Türkiye'nin ulaştığı “eşitsizlik” durumunu vurguluyor . Resmi verilere göre 2012'de 23 milyon 668 bin olan yardıma muhtaç insan sayısı 2014'te 30 milyon 500 bin!.. oldu.

Bu tarihten sonra elimizde veri yok çünkü vehametin farkına varan iktidar, bu tarihten sonra yardıma muhtaç hane ve kişi sayılarını açıklatmıyor, saklıyor.
Ama mızrak çuvala sığmıyor;en basit hesapla 2012‐2014 arasında artan yardıma muhtaç , yoksul, aç 7 milyonluk insan sayısına, son iki yıldaki ekonomik göstergelerin neden olduklarını da eklersek bugünkü rakamın 40 milyona dayandığı ortaya çıkar.

Seksen milyonsak demek ki nüfusumuzun yarısı bu rakam.
Başta da belirttim iktisadi bir yazı olacak bu ve izninizle biraz daha rakamlara devam edeceğim. Tabii bunların hepsi resmi kaynaklardan ;
2015'te tam 2 milyon 139 bin aile yakacak, 681 bin aile gıda yardımı almış.
Diğer yardım kalemleriyle birlikte, yardıma muhtaç toplam hane sayımız da 3 milyon 173 bin!..
Üstelik bu sayıya eğitim yardımı alan 969 bin hane, yapılan nakit para yardımları ve korunmaya muhtaç çocuklar dahil edilmemiştir.
Sadede gel anlayacağımız şekilde anlat demeye başladığınızı görür gibi oluyorum

Sonuç şu, toplumumuzun neredeyse yarısı açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşıyor…
Vatandaşlarımızın yüzde 68'i borçlu ya da taksit ödüyor…
Resmi olarak açıkladıkları rakama gore; Türkiye nüfusunun yüzde 40 YOKSUL
Ve bunlar daha önce de belirttiğim gibi resmi rakam ve yüzdeler.
Türk milleti sınırlarını koruma derdindeyken asıl toplumumuzun kendisi dağılmanın eşiğinde artık.
Aile müessesesi dağılmak üzere ;
Gençlerimizin yüzde 30'u boşta geziyor. Ne okuyor ne de çalışıyorlar
Yüzde 15'i iş bile aramaktan vazgeçmiş ümidi kalmamış durumda.
Üniversiteli,liseli olsun okuyan gençlerimiz de, çalışan gençlerimiz de çevresine güven duymuyor. Çalışmayan ve eğitim görmeyen kadın oranı yüzde 46…
Kadınlarımızda durum daha da vahim ; herhangi bir eğitim görmeyen ve çalışmayan kadınlarımızın oranı yüzde 46.
Başkalarına güven duyduğunu söyleyebilen bunu hissebilenlerin oranı yüzde 12.

“Hadi oradan herşey ne güzel “ diyenler var şu an aranızda onlar kimler mi ? Söyleyeyim.
Onlar Ak Parti iktidarının ilk yıllarından itibaren babalar gibi sattığı “milli” olan herşeyimizin gelirinin memlekete pompalanmasıyla palazlanmış ,paraya kavuşmuş,hiç bir katma değerli üretimi olmayıp da tıpkı iktidar gibi inşaat ve rant ekonomisinden geçinenler.Onlara çok acıyorum çünkü bu sadece verilmiş bir görüntü gerçek değil.

Gerçek olan tarım,hayvancılık ve sanayide teknolojide olan yatırım ve üretim.Asıl kazanç o. Artık ranta dayalı ekonomi çökmüştür. Bilim sanayi ve teknolojik üretimle onbin dolar kişi başı gelir hedefini aşmamız gerekirken bunu yanlış politikalarla sekiz bin dolarlara düşürenler; ayrıca gelir dağılımında da adaletsizlik makasını sonuna kadar açmışlardır.
Gerçek üretim ülkenin arsalarını yabancılara satmak , sermayeyi ranta yönlendirmek değildir.
Eleştirdik ama neler yapılabilir onu da anlatmak lazım.

Asıl sıkıntı yine enflasyon .Yüzde 2-3 aralığına düşürebilmek için öncelikle T.C Merkez Bankası’nın para ve kur uygulamasına karışılmamalı ,maliye politikasıyla destek verilmelidir.
Faizler 1,5 – 2 puan arasında reel değerine kavuşacak tarzda,pozitif düzeyde olmalı.Faizleri fazla zorlamak ise olumluzlukla sonuçlanabilir.
Büyümede iniş çıkışların yerini istikrarlı bir gidiş almalıdır.
2001 krizi öncesinde Türkiye’deki işsizlik için tavan yüzde sekiz di.Akparti iktidarları gerçek bir başarıdan söz etmek istiyorlarsa ;İşsizlik yüzde 8’in altına düşürülmeli.
Cari açık yüzdesi düşürülmeli.

Bu da ithal edilen malların bir bölümünün iç üretimle sağlanmasından geçer.Yani var mı içinizde bir babayiğit arsa daire işyerine para yatırmayıp gerçek üretim ve imalata yatırım yapacak.Tek kurtuluş bu gibi.Rant ekonomisiyle buraya kadar bundan sonra üretim ekonomisi….

 
Etiketler: LORENZ, EĞRİSİ, PASTA
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Mayıs 2017
EMEK
09 Mart 2017
BİR BAVULA SIĞDIRILAN HAYATLAR
07 Ocak 2017
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖZEL TOPLU TAŞIMA ARACI
01 Ocak 2017
MÜTEAHHİT'İN ÖLÜMÜ !..
14 Kasım 2016
ANKARA'NIN TAŞINA BAK!
26 Ekim 2016
FİİLİ DURUM !..
25 Ağustos 2016
MUHALEFET GÖREVE !..
19 Ağustos 2016
BİTTİ Mİ ?
01 Temmuz 2016
ETİMESGUT'UN MARKALARI !
10 Nisan 2016
'MERKEZ' 2 MAYIS'TA MECLİSE GELECEK Mİ?
05 Nisan 2016
ETİMESGUZ TAZİYE ÇADIRLARI
12 Ocak 2016
KANKA'YA "KABUL", ETİMESGUTLUYA "RED"
24 Aralık 2015
"PAMFİLYA'LI" SEN DE KUCAKTASIN ARTIK!
10 Mayıs 2015
DEVLET'E İHTİYAÇ VAR !
27 Ekim 2014
29 EKİM: YAPRAKLAR DÖKÜLÜRKEN
11 Eylül 2014
FESTİVALİN ARDINDAN
29 Ağustos 2014
ETİMESGUT FESTİVALİ BAŞLIYOR
11 Ağustos 2014
NASİP MİŞ!..
08 Ağustos 2014
YA.. NÂSİP !..
30 Temmuz 2014
*FULLER FULLEDİ
18 Mayıs 2014
UMURSAMAYALIM MI ?
21 Mart 2014
CHP'DEN YORULAN SOSYAL DEMOKRATLAR
01 Şubat 2014
MEÇHUL DOSTLAR KİMDEN YANA?
07 Ocak 2014
SİZ NE YAPTINIZ?
28 Aralık 2013
ADAY ADAYLARI ELDE KALDI!
13 Aralık 2013
AKP İKTİDARININ İSTANBUL VURGUSU
29 Kasım 2013
PLASEBO ETKİSİ!
10 Kasım 2013
HANNOVER'DEN MARŞANDİZ'E..
27 Ekim 2013
ALGILADIKLARIMIZ ve MEDYA DENETİMİ
15 Eylül 2013
ÇÖP HASTANELER!
25 Ağustos 2013
DEĞERLİ YALNIZLIĞIM!
04 Ağustos 2013
İKİ SAVUNMA TEK VATAN!
28 Temmuz 2013
Hükümete Rağmen ATO Seçimleri
14 Temmuz 2013
Mücadele PKK İle Değil!
07 Temmuz 2013
BOP'DAN BOK'A ABD
02 Temmuz 2013
ODTÜ'de MEZUNİYET: GURUR ve ÜMİT
17 Haziran 2013
Tarihi Yeniden İhya Etmek
09 Haziran 2013
TOPLUMUN MUHALEFETİ
Haber Yazılımı