Yazı Detayı
14 Aralık 2016 - Çarşamba 17:16
 
MEKTUBUNUZ VAR !..
Tülay Sözeri
 
 

Biliyorum mektubunuz var deyince hepiniz bir afalladınız. Bu zamanda, sizi hatırlayan, hatırlamayı bırakın size uzun uzun dert anlatmaya hazırlanan bu zat-ı muhteremi merak etmeye başladınız. En yakınlarınızdan bile hayır gelmediği bu dönemde, kimse kimse için kılını bile kıpırdatmıyorken, hayallerine ortak olmadığınız, sevdalarının hangi renkte olduğunu bilmediğiniz birisini dinleme zahmetine katlandığınız için kendi kendinize de şaşırdınız. Haklısınız, bu şaşkınlığınız için sizi yadırgamıyorum. Çünkü ben de tıpkı sizler gibiydim, Ben de sizin gibi büyümenin telaşındaydım, kök saldığım topraklarda yaşlanma sevdasındaydım, ufak tefek olaylarda tökezleyip, dünyamı dar etme yolundaydım.

Ne çok trafik vardı sabahları, olmaz olasıca güvercinler neden pisletirdi ki arabamı, ekmek ısıtıcım ekmekleri nasıl da yakıyordu, çayım istediğim gibi demlenmiyordu, ne çok gıcırdadı üst komşunun kapıları. Ve benzeri dertlerle geçip gidiyordu ömrü hayatım.

Ne sahip olduklarıma seviniyordum, ne de benim için her gün yeniden doğmaya hazırlanan yarınlarıma. Kısacık umut anlarının ardından dertler tasalar sarıyordu, odalarımı. Zannediyordum ki sonsuza kadardı hayatım, hiç bitmeyecekti koşturmalarım, hep bana göreydi kalabalığım. Ama hiçbir şey düşündüğüm gibi olmadı, hiçbir şey planladığım gibi gitmedi. Kader döngüm hiç beklemediğim bir anda beni oyun dışına attı, yörüngesinden çıkmış gezegenler gibi boşluğa, yerimden yurdumdan çok uzaklara savruldum. Kulaklarımı sağır eden bir gürültüyle parçalandı bedenim, bir ateş topunda küle döndü gözlerim. O an bakışlarıma ne takılmıştı hatırlamıyorum, kimler çığlıklarla bağırıyordu işitmiyordum, kucak kucağa düştüğümüz bedenler ne çok sıcaktı hissetmiyordum. Gözlerinin feri çekilen bakışlar parçalıyordu benliğimi. Aynı anda göçmeye hazırlandığımız yolculukta el eleydik. onlar ben de, ben de onlarda hızla yok oluyorduk.

Ardımızda bıraktığımız hayatlarımızı düşünemiyorduk. Zira o saniyelerde köklendiğimiz topraklardan ustalıkla sökülmekle, bizi biz yapan insanlığımızı yağmalamakta ustalaşmış düzene kurban edilmekle meşguldük. Ölümün ne zaman geleceğini hiç düşünmek istemez insan, o anı ötelemek için kendine meşguliyetler bulur, anlarını doldurur, yıllarını saçma sapan idealler uğruna harcar. İçinde bulunduğu düzenin kulu kölesi olur. Hayatımızın öyle beklenmedik bir şekilde biteceğini , saniyelerden de kısa bir zamanda ruhumuzu teslim edeceğimizi, bir şimşek çakması kadar kısa zamanda alem değiştireceğimizi bilseydik ne değişirdi hayatımızda bilmiyorum.

Şu an yeniden aranıza dönsem, hayattan koptuğum o kısacık anın sonsuza kadar yaşanacağını tecrübe ettiğim ahir hayatımdan ders alır mıydım bilemiyorum. İçimden bir ses bu soruya hayır diye yanıt veriyor. İnsanoğlunun kurgusu unutmak üzerinedir, unutmamak ise Tanrının işidir. Zaaflarımız unutulmalıdır ki, evrenin işleyişi yeni baştan yazılabilsin, içimizdeki hayat pınarları gürül gürül akabilsin, yaşamla kardeş olan ölümün hükümranlığı kabul edilebilsin.

Biliyorum şu an hızlı yaşamlarınızın usta oyuncularısınız. Bana ayıracağınız zaman çok uzun olmamalı, saniyeleriniz kendinizden gayri kimseye akmamalı, Ama biz sizin gibi şanslı değildik ne yazık ki, bizim zamanımız elimizden alındı sevgili dostlarım. Kul eliyle yaşama hakkı yok edilmiş milyonlarca insan gibi, benim de hayallerim yarım kaldı, aşık olacağım insanlar beni tanımadan başka yaşamlara kucak açtılar, doğmamış çocuklarım sır kapılarının ardında kilitli kaldılar, onlarla geçireceğim zaman boşlukta asılı kaldı, Buna isyan ediyor muyum, elbette ki hayır. Çünkü geride kalan sizlersiniz, benim göçtüğüm âlemden daha karmaşık, daha zalim bir düzendesiniz. Bu nedenle, buradan sizi yargılamam çok zor.

Sizden tek isteğim, bizi unutmayın sevgili dostlarım. Bu istek kendimiz için değil sizin içindir. Çünkü bizi her hatırladığınızda kendinizle yüzleşeceksiniz. Elimizden alınan yaşamın

ağırlığını hissedeceksiniz, her ne kadar ölümünüzle, bombalarla parça parça edilişinizle bağlantım yok diyorsanız da, için için bunun o kadar da doğru olmadığını bileceksiniz. Bu duygu huysuz bir kedi gibi sizi tırmalamalı, siz bizi unutmadıkça bu düzeni de kendinizi de değiştirebilmelisiniz. Bence kendinize yapacağınız en büyük iyilik bizi hep hatırlamanız olacaktır. Buna değmez mi ne dersiniz?

 
Etiketler: MEKTUBUNUZ, VAR,
Yorumlar
Haber Yazılımı