Yazı Detayı
16 Ocak 2015 - Cuma 22:28
 
METROPOL !..
Sevda Aksoy
 
 

Geride bırakılan sadece hatıralar mıdır ?
Yoksa geride kalan bir hayat mıdır? Tozlu yollardan aşıp geldiğin, ışıklı şehir tüm cazibesi ile sana gülümsemektedir artık.Toprak ana idi, bereketti, filizdi, umuttu. Oysa insan, beton üstüne tohum atmaya karar vermişti bir kere, bu yoldan dönüş yoktu artık.
Çoğu işsizlikten gelse de, çoğunluk, çocuklarına daha iyi bir gelecek kurma umudu ile düşer yollara. İşte artık buradasındır.
Hem birileri senin için hazırlamıştır da sana, lazım olacak her şeyi.
Koca koca fakülteler kurmuştur çocuğuna. Onun hangi okulda okuyacağını, nasıl
giyinip, nasıl yaşayacağına kadar düşünmüştür. Sen zahmete girip yorulma diye.
Hangi dine inanacağına kadar hesap etmiştir. Hangi okulu okuyunca ne olacağına,
ne kadar maaş alacağına,
Hangi kurallara uyup, hangisine uymayacağına.. hepsini bir bir hesap etmiştir senin yerine.
Bu kadar düşünceli olan birileri, senin içinde bir şeyler düşünmüştür elbette.
Koca fabrikalar kurmuş, yer altına kadar uzanmış senin için, az paralı çok işli baba isen. Anneyi hiç boş bırakır mı? Hem yoksul olmakta ayıp değil. Hani eline de yapışıp kalmaz. Yoksullar, varlıların evini de temizler, çocuklarına da bakar. Hiç biriniz açıkta kalmadınız çok şükür. Bununla da bitmez, yetmedi mi maaş, bankalar kurmuşlar her sokağa, canım ne olacak, 3-5 yılda faize çalışsan! her şey günlük gülistanlık işte.

Hep böyle başlar metropol hikayeleri kırsaldan gelenler için.
Ana şehir emzirir, doyurur hepimizi.
Oysa acı gerçekle yüzleşmen daha bir kaç ay sonra başlar. Zayıflarla, güçlülerin oynadığı oyun artık başlamıştır.
Bu oyunun farkına varırsan,
Birilerinin çizdiği sınırları, koyduğu kuralları kabul etmezsen çok çekersin, dışlanır sın, horlanırsın. Adın komüniste çıkar. Hayına, haksıza lağnete çıkar.
Yok eğer uyarsan sorun yok. Evle iş arasında mekik dokursun.
Saatleri günlere, günleri aylara, ayları bankalara çarpar durursun. Hem öyle sinema, tiyatro, eğlence gibi şeylerde beklemeye kalkma, onu varlılar yapar.
Sen bu şehre kıyısından girmiş bir tutsaksındır artık. Çok özgürlük, çok eğlence gibi şeyleri düşünme!..

Karnın doydu mu? sırtında örtüldü mü? ağada sensin paşada.
Çevrende gördüklerin yanıltmasın seni. Hani şu şehirli varlılar. Aslında tamda şehirli değildir hiçbiri.
Hepsinin geçmişinde bir kırsal hikayesi vardır aldırma.
Sadece, onlar senden önce gelmişlerdir. Senden önce öğrenmişlerdir pırıltının sahteliğini. Kendilerini kaptırmışlardır, bu oyunun bir parçası olmaya.
Sen bilmezsin daha, burada aslında hiç bir şey, hiç kimse aslı değildir.
Herkes kendine biçilen rolü oynar. Değişkendir her şey. Mesela, gündüz gördüğün erkek, gece saç takıp, makyaj yapıp kadın olur.
Kadınlar, erkek olur küfür eder. O saçları sarı boyalı, şık giyimli kadınlar, pazarlardan 2. el ayakkabı alanlardır. Tüm dertleri varlılar gibi gözükmektir. Oysa varlılar, onlara da çok uzaktır. Burada kimse, kimseyi sevmez. Ama sevmiş gibi görünür. Hani eskiden, siyah beyaz televizyondan seyrederdin ya Teksas filmlerini.. Silahlı kabadayıların insanları korkutarak sömürmelerini. Öğrenirsin, buranında kabadayıları vardır. En büyük silahları ise, seni sistemle soymasıdır. Küfürsüz, zorbasız bile isteyerek gidersin soyulmaya, güle oynaya. Görmek istersen şehrin kötü yüzünü, sokakları izlemen yeterlidir. Bir yeri ele veren o  yerin sokaklarıdır unutma.

Oyun oynamak istemeyenlerin hepsini orada bula bilirsin. Deliler en başta, eroin, esrar, bali çekenler ve eylemciler, bir kenarda dilenenler, mülteciler, sökük elbiseliler bir kenarda. Bunlar aslında o şehrin faili meçhulleridirler.
Bende; Ankaranın soğuk bir kış gününde, bir metro içinde, kafamı yaslayıp cama, ışıklı metropolü, seyrederken düşündüm bunları. Bir şey daha düşündüm, benim gibi kaç kişi vardı, o trende bunları düşünen?

 
Etiketler: METROPOL,
Yorumlar
Haber Yazılımı