Yazı Detayı
22 Aralık 2016 - Perşembe 00:29
 
MİSAFİR ODALARI
Tülay Sözeri
 
 

Hepimizin hayatında bir misafir odası vardır. Kapısından içeriye giremediğimiz, koltuklarında oturamadığımız, büfelerin içinde tüm haşmetiyle duran kristal bardaklara, nadide porselen fincanlarına dokunamadığımız, bu gizeme hayran olduğumuz nadide bir köşe mutlaka vardır.

Çocukluğum bu gizemli odanın özlemini hissederek geçti. Her misafir geldiğinde açılan odanın kokusunu içime çeker koltukların üzerine serilen örtülerin tozlu görüntüsünü, hafif naftalin kokan koltukların ahşap kıvrımlarını, bu kıvrımların ışıl ışıl rengini, ahşap konsolun üzerinde duran, halka küpeli zenci kadın biblolarını , büfenin içindeki porselen süslemeleri bir hırsız gibi seyrederdim.

Yaşamda dokunulmayan alanların, anlaşılmayan köşelerin, ne kadar uğraşırsam uğraşayım değişmeyecek olan üstü kapalı gerçeklerin farkına varmak, sınırların o rahatsız edici tedirginliğiyle tanışmak, kimi zaman zahmetsizce açılan kimi zamansa yüzüme büyük bir gürültüyle kapanan kapıların varlığını keşfetmek gibi ulvi duygularımın temeli o yaşlarımda atılmıştı.

Ama öyle uyduruktan , öyle sıradan bir gerçekle değil, şöyle betonu sağlam , kırılmayan, sarsılmayan hakikatli bir gerçekle karşı karşıya olduğumu, "onlar "ve "ben" ayrımının ömür boyu karşıma çıkacağını , kendimin değil de, başkalarının üzerimde söz hakkı olacağını o zamanlardan hissetseydim, bu oda öylece paldır küldür rüyalarıma girer miydi? Bu odanın kapısının anahtar deliklerinden içeriyi gözetler miydim? İçimde susmayan bir inada sorgusuz sualsiz teslim olmakta bu kadar acele eder miydim? İnanın bilemiyorum

Yaşamın boşluklarına,yaşamın dikenli tellerine, yaşamın şeffaf perdelerine, yaşamın buz kütlelerine zamanla teslim olacağımı, etrafımı saran kalabalığın da bu ihtişamlı oyuna ortak olacağını bilseydim, daha uyanık, daha isyankar, daha tedirgin olur muydum? Onu da bilmiyorum.

Bildiğim bir şey varsa o da oynanan oyunun tüm hatlarıyla belli olduğu gerçeğidir. İnce ince içimize işleyen bu yargı bizi esir almıştır. Evimizde, iç dünyamızda kendimizden uzak tuttuğumuz, kendimize yaklaştırmadığımız, sınırlarımızı hatırlatacak köşelerin olması boşuna değildir.

Sistem böyledir. Alanlarımız kısıtlıdır, düşüncelerimiz, hayallerimiz, beklentilerimizin içinde hep başka bir el vardır. Özgünlüğümüz, farkındalığımız hep başkalarının istediği , başkalarının beklediği kadardır. Düşüncelerimiz hep bir misafiri bekler. Onay almak, yola devam etmek için hep başka bir düşünceye ihtiyacımız vardır.

Bazı şeyler vardır ki bilinmez, bazı şeyler vardır ki hissedilmez, bazı şeyler vardır ki damarlarımızdan içeriye girer, adım adım tüm benliğimizi sarar. İlk an yoktur, son anda olmayacaktır. Ezeli bir teslim oluş hızla akan bir nehir gibi kendini yenileyecektir. Kabulleniş kimi zaman kendisi göstererek, kimi zamansa hissettirmeden yaşamımızın içine akacaktır. Orada öylece kendine ait bir köşe bulacak ve sizi kendinize yaklaştırmayacaktır.

Hepimizin hayatında vardır misafir köşeleri. İsteklice gönüllüce teslim ettiğimiz sonra da geri alamadığımız köşeler mutlaka vardır.

 
Etiketler: MİSAFİR, ODALARI
Yorumlar
Haber Yazılımı