Yazı Detayı
23 Ocak 2017 - Pazartesi 11:03
 
MUCİZELERLE TANIŞMAK
Tülay Sözeri
 
 

Dünya, makul bir süre dahilinde misafir olduğumuz o muhteşem küre, her gün bizden bağımsız bir döngüyle milyonlarca yaşama kucak açan, günümüz bilimin çok çok ilerisinde olan oluşumlarıyla bizleri şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükleyen, içinde yaşamlar doğuran, yeni yaşamlar için doğurduklarını yok eden, ölümlerden yeni yeni yaşamlar türeten muhteşem bir yaratıcının eşsiz evi. Ve bu evde şahit olduğumuz ama olağan karşıladığımız binlerce mucize yaşam ve döngü bize verilmiş en büyük armağan değil midir?

Şu an dünya üzerinde bulunan canlıların sadece % 10 keşfedilmiş durumda. Geriye kalan % 90 ilişkin bilimsel bulgulara, ilerleyen teknolojiye rağmen ulaşmamız gerçekten çok zahmetli. Aslında var olan mucizelerin her keşfinde aynı heyecanı ve şaşkınlığı yaşamamız, tabiat karşısında alacağımız yolun hala çok zorlu olduğunu gösteriyor.

Pasifik okyanusunun içinde bulunan, dünyanın en derin çukuru olarak bilinen 11 km derinliğindeki ( bu derinlik, dünyanın en yüksek dağı olan Everest dağının yüksekliği ile eşdeğerdedir.) Mariana çukurunun binlerce km aşağısında yaşayan, insanoğlunu daha ilk kilometrelerinde tonlarca basıncıyla ve dondurucu soğuğuyla yok edebilen bir güce dayanabilen, yaşam süreleri yüz yılı geçen çok küçük boyutlu canlıların sahip olduğu yetenekler gerçekten göz kamaştırıcı. Kendi kendine elektrik üretebilen, başka şartlar altında öldürücü bir güce sahip olan elektriği yaşam enerjisine çevirebilen, kendi yarattıkları ışıkla okyanusun zifiri karanlığında yönünü bulabilen ,şeffaf deri yapısıyla muhteşem güzelliğe sahip olan bu canlılar kendilerine bahşedilen mucizevi bir donanımla hayatlarını sürdürebiliyorlar.

Kışları yuvalarına çekilen havaların ısınmasıyla aramıza arz-ı endam eden karıncalar cisim itibariyle küçük ve basit gibi görünmelerine rağmen, içlerindeki hayat onlara öyle bir kıymet ve genişlik vermektedir ki, galaksileri sanat itibari ile geride bırakıp "süper organizmalar" tabirini hak etmektedirler.Yapmış oldukları yuvalar tam bir mühendislik dehasıdır. Karmaşık yapısıyla, rüzgara, yağmura dayanabilen sağlamlığıyla, en ince detaylarına kadar düşünülen havalandırma sistemiyle günümüz inşaat sektörünün çok çok ilerisindedir. Mühendisler, bilgisayar ortamında oluşturdukları sanal karıncaların davranış ağlarına bakarak, bazı problemleri daha kolay çözebilmektedir. Haberleşme ağlarında kullanılan yönlendirici sinyallerin en kısa rotadan gönderilmesi, trafik sıkışıklığının önlenmesi, bunlara çarpıcı misallerdir.

Kuran-ı Kerimde mucizesi yer alan bal arılarının organizasyon yapısını anlatmaya kitaplar yetmemektedir. Arılar birbirinden kopmayan, hiyerarşiyi bozmayan sistemleri sayesinde, mükemmel bir organizasyon işleyişine sahipler. Aynı organizasyon yapısına sahip insan topluluğu kurmaya kalkışsak, arların yapabildiği mükemmelliği hem sayı hem de yapı olarak biz insanoğlunun kurabilmesi mümkün değildir.

 

Evlerimizin davetsiz misafirleri, insan DNA’na en yakın bir DNA’ya sahip sineklerin biyolojik yapıları ise dudak uçuklatan cinsten. Bir sinek 6 göze ve 400.000 adet gözcüğe sahip. Bütün gözcükler ayrı bir noktayı görür ve beyin gözcüklerin gördüklerini birleştirerek anlamlı bir hale getiriyor. Görme güçleri ise çok yüksek. İnsan gözüne göre 10 kat daha iyi görme güçleri var. Saniyede 200 kez kanat çarpabilir ki, bu sayı en hızlı bir kuşun kanat çırpışından bile 5 kat daha hızlı.

Farkında bile olmadıkları fizik kurallarına göre hareket edebilen bu canlılar, şu an bilim dünyasına önemli ölçüde önderlik ediyor. Ama ne yazık ki, bilim adamları bu muhteşem varlıkların bir çok işleyişini, ilerleyen teknolojiye rağmen çözebilmiş değil. Hala keşfedilmemiş bir çok sır var. Tamamının keşfedilmesi de mümkün görünmüyor.

 

Şimdi amacım, burada sizlere biyoloji dersi vermek değil elbette. Sadece içinde bulunduğumuz dünyanın mucizelerinin çok küçük bir kısmını bir kez daha hatırlatmak , olağan gibi gördüğümüz bir çok şeyin arkasında müthiş bir gücün olduğunu, hayranlık yaratacak muhteşem bir dinamizmin bu evreni ayakta tuttuğunu unutmayalım istedim.

Bu işleyişin tesadüfi , sıradan bir oluşum olmadığını,bizi kaderimize terk etmeyen , hiçbir şeyi tesadüfe bırakmayan çok büyük bir gücün eseri olduğunu, hiçbir şekilde yalnız olmadığımızı bilelim istedim.

Bu gücün sıcaklığıyla yanıp tutuşalım,içimizde durmak bilmeyen kargaşayı sonlandıralım, her gün ama her gün böyle bir kusursuzluğun içinde olduğumuz için binlerce kez şükredelim, düşmanlıkla, kinle, nefretle boşa geçirilecek zamanımız olmadığı hatırlayalım istedim.

Bilmem ki çok mu şey istedim?

 
Etiketler: MUCİZELERLE, TANIŞMAK
Yorumlar
Haber Yazılımı