Yazı Detayı
14 Temmuz 2014 - Pazartesi 23:22
 
MUSİBET TAŞLARI !..
Leyla Yargı Mantar
 
 

Bir telaş… Bir. Acele...  Bir panik…. Çağımızda her şey hızlı. Her işimiz çabuk. “Acele giden ecele gider” sözü boşa söylenmemiş ama biz hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz. İtişip kakışırken önümüze geleni tepeliyoruz. Nefsimiz hep “benben” diyor. Kendimizden farklı olanlara tahammülümüzyok. Herkesin farklı fıtratta ve farklı sıfatların tecellisiyle yaratıldığını kabullenemedik. Çevremiz -sanki kendimiz çok iyiymişiz gibi-ilallah ettiğimiz insanlarla dolu. “Elimizde çekiş, her sorunu çivi olarak görüyoruz”. İletişimde eksik, insaniyette yetersiz bir toplum haline geldik. Hastayız. Farkında değiliz ama hastayız. Hastalığımızın adı ise; Sabırsızlık.

 

Sözde kolay, uygulamada zordur sabır. Hep birilerine akıl verirken “sabırlı ol” dedikte kendimize gelince kıyametleri kopardık. Geceleri sabredip, gündüzleri avazımız çıktığı kadar bağırdık. Bilemedik sabrı. Bildiğimizi zannettik. Bilmediğimiz içinde zihnimizde tahribata uğrattık. Kirlettik, haksızlık ettik. Ne zaman ağzımız dolu dolu küfür edecek olsak “Ya Sabır” diyerek yutkunduk. Ne zaman birini tehdit edecek olsak “Bak sabrımı taşırıyorsunhaa!” diye parmağımızı salladık. Ne zaman çaresiz kalsak “sabrım tükendi” diye sızlandık. Şarkılar yazıldı “çatlayan sabır taşına.”Üstüne birde “sabreden derviş, muradına eremeden gebermiş” diye dalga bile geçtik.

 

Hz. Ali, çocuğu ölen birini taziye ederken demiş ki: -"Kader üzerinden geçti, sabredersen mecur olursun (sevap alırsın). Eğer sızlanırsan yine kader üzerinden geçmiştir (geri döndürmen mümkün değildir), üstelik günahkâr olursun."

 

Tahammül etmektir sabır. Tahammül edebilmek için yaratandan güç kuvvet istemektir. Oflaya poflaya beklemek değildir. Beklerken Allah’a sığınmasını bilmektir. Zorluğun da kolaylığın da ondan geldiğine inanmaktır. Teslimiyettir sabır. Bela, musibet, kızgınlık anında sızlanmamaktır. Şikâyet etmemektir. “Senden gelen başım gözüm üstüne” diyerek kabullenmektir; iyisiyle kötüsüyle.

 

Bir gün bir adam Peygamberimizin (SAV) huzurunda Hz. Ebubekir’e küfretmişti. Hz. Ebubekir ise hiç cevap vermemiş, fakat adam üçüncü defa küfredince Oda cevap vermiş. Bunun üzerine Peygamberimiz (SAV) oradan kalkıp gitmişler. Hz. Ebubekir ise üzgün ve kırgın Resulullah’ın yanına varmış ve demiş ki:

-“O bana küfrederken oturuyordunuz. Ben ona cevap verince kalktınız ve gittiniz.”Resulullahise şöyle buyurmuşlar:

-“Bir melek senin adına zaten ona cevap veriyordu. Sen karşılık verince,o melek gitti ve yerine şeytan geldi. Şeytan gelince de ben orada oturamadım”

 

Dengede olmaktır sabır. Rab’ın rızasını kazanmaktır. “Yaratılanı hoş görmektir, yaratandan ötürü.” Muhatabını susturup -ağzına gelen her lafı kusarak- alt etmekte değildir. Edepli olmayı bilmektir sabır, edepsize karşı. Kötülüğe rağbet olan şu fani dünya da iyilikte ısrar etmektir. Güçlük, sıkıntı anında kalbi ferah tutmaktır. “Olduğu kadar, olmadığı kader” teslimiyetiyle “olmamıştır, belki de hayırlısı budur” diyebilmektir.“Ben sana gününü göstereceğim” narası atarak tehdit savurmakta değildir. “Haklıyım, hakkımı sana rağmen alırım” nidalarıyla –haklı dahi olsan- öcünü almak için fırsat kollamakta değildir. Çoğu yerde susmaktır aslında. Tebessüm edebilmektir yapabildiğin ölçüde.

 

Bir çoban; merayı tecavüze kalkışan koyun sürüsünü çevirmek için koyunlara taş atar. Çobanın attığı musibet taşlarına maruz kalan koyun kendi lisanı ile “Biz çobanın emri altındayız! O her zaman bizim faydamızı düşünür! Madem rızası yoktur dönelim” der ve döner. Onunla birlikte sürüde döner. (Mesnevi)

 

Hepimiz bu dünyaya imtihan olmaya geldik. Nefsimizi eğitmeye geldik. Rabbimizi bilmeye geldik. Kaderden atılan musibet taşları sayesinde sabrı öğrenmeye geldik.Sabır Peygamber hasletlerindendir. Allah-ü Teala’nın isimlerindendir. Mutlak olmayan zamana karşı “buda geçer” diyebilmektir.Sabır Allah yolu, sabırsızlık şeytanın oyunu. Sabır, hastalıkta EYYÜB, hasrette YAKUB, zindanda YUSUF, ateşte İBRAHİM olmaktır.

 

Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme,

Sen dağları seyret.

Yenik düşüyorsan özlemlerine aldırma.

Kalbindeki o uçsuz bucaksız sevgiyi hisset.

Işıklar sönmüşse ve karanlıksa ona da aldırma,

Ay ışığını seyret,

Sabret…. Sabret ki herşey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun….

Sabret ki herşey gönlünce olsun.

(Mevlana)

 
Etiketler: MUSİBET, TAŞLARI,
Yorumlar
Haber Yazılımı