Yazı Detayı
13 Mart 2017 - Pazartesi 11:04
 
MUTLU HALKLAR
Tülay Sözeri
 
 

Mutlu olmak ile ilgili olarak her yıl yapılan anketlerde, açık ara İskandinav ülkeleri baş sırayı çekiyor. Mutluluk sıralamasında her yıl birinci olan ülke ise istisnasız Danimarka. Sert ve soğuk bir iklimi olan, güneş yüzü görmeyen, ihtişamlı binaları, alışveriş merkezleri, lüks teknoloji cihazları , lüks arabaları, duble yolları, köprüleri, hanları, hamamları 300 metre kare evleri olmayan bu ülkede mutlu olmak, üstelik bu meziyeti nesillerden nesile aktarmak, bir saniyede değişen ülkeler arası politikalara, bürokrasiye, güçler savaşına bulaşmadan, kendi yağında kavrulup gitmek. Nasıl kulağa çok tuhaf geliyor değil mi?

Danimarka’da çok zengin insanlar yok, olsa da, kapitalist sistemin öğüttüğü bir toplum olmadıklarından bu parayı harcayabilecekleri bir yer yok. Para tuzağına düşmeden yaşamanın yollarını bulmuşlar. Adaletli bir toplum sistemi kurmuşlar. Devlet, eğitimde, sağlıkta, diğer toplumsal hizmetlerde her kişiye aynı oranda ulaşmayı başarmış. Devlet kademelerinde kayırma yok, torpil yok, kandırmaca yok. Başkasının emeğine konup, yıllarca bir eli yağda bir eli balda yaşamayı garantileyecek sistemi baştan bertaraf edip, bu yapıyı bozulmayacak bir şekilde inşa etmişler.

İnsan ilişkilerindeki en dikkat ettikleri unsur, bir başkasına özenmeden, özendirmeden yaşamak, sahip olduklarını göz önünde tutmamak. Sanatçısı da, politikacısı da, işçisi de, öğrencisi de birbirine yakın şartlarda yaşıyorlar. Bireyselliklere saygı duyuluyor, özgürlüklere müdahale edilmiyor, eşitlik koruma altına alınıyor.

Çok yüksek vergi verseler de, devlet bunun karşılığını hizmet olarak vatandaşına geri ödüyor. Bunu duble yollar, köprüler, binalar yaparak yapmıyor elbette. Kaliteli bir eğitim, sağlık, sanat ve kültür hizmetlerinden vatandaşlarının eşit bir şekilde yararlanmasını sağlayacak sistemleri kuruyor, bu sisteme de sahip çıkıyor. Adaletli sistem özgüveni gelişmiş halklar yaratıyor. Bu halklar, azla yetinip, bir başkasının hakkını gasp etmeyecek gönül tokluğuna sahip olduklarından toplumsal huzur hiçbir şekilde bozulmuyor.

Peki bunu sağlayan sadece devlet midir? Sadece yöneticiler mi bu sistemin mimarıdır? Kendin çal , kendin oyna meclislerinde mi toplumun refahı için kararlar alınmaktadır? Bu sorulara evet demeyi çok isterdim. O zaman işler kolaylaşır, gökten zembille indiğine inandığım bu sistemin şanslı halklarını delicesine kıskanırdım. Ne güzel derdim, benim bir şey yapmama gerek kalmadan bana bahşedilen adil bir düzen var, kuralları koyanlara uymak, sorgusuz sualsiz bana sunulanı kabul etmek var Ama ne yazık ki, kazın ayağı öyle değil sevgi dostlar.

İnsansız, halksız bir devlet sistemi kurmak mümkün değildir. Böyle bir düzenin olmasını çok istesekte ,bize gerek kalmadan adaletli bir devlet kuralım desekte bu çaba ancak kağıt üzerinde kalır. Ruhu, kanı, canı olmayan bir sürü kelime yan yana gelir ve tıpkı şimdi olduğu gibi canınıza okur. Bu sistemi oluşturan ve devamını sağlayan tek güç halkın gücüdür. Her birey kendi haklarından ziyade toplumsal hakları ön planda tuttuklarında, bu sistemi korumak için haklarından taviz vermediklerinde, menfaatleri için kapalı kapılar ardında oyunlar çevirmediklerinde, yasaların olmadığı ortamlarda dahi hakkı ve hukuku gözettiklerinde, devlet varlığını sürdürebilir.

Şimdi neden bu kadar mutsuz ve huzursuz olduğumuzu anlayabilmek için, mutlu halkları araştırın ve kendinizle kıyaslayın. Sonra da bulduğunuz en yakın aynanın karşısına geçip kendinize, gerçekten üstüme düşenleri yapıyor muyum, yoksa sadece günü kurtarıp, suya sabuna dokunmadan yaşamanın yollarını mı arıyorum? Sorularını sorun ve iç sesinizi dinleyin.Bakalım size neler söyleyecek?

 
Etiketler: MUTLU, HALKLAR,
Yorumlar
Haber Yazılımı