Yazı Detayı
01 Aralık 2013 - Pazar 23:50
 
NE OLURSAN OL, ÖNCE KENDİN OL!
Leyla Yargı Mantar
 
 

Sen seni bil sen seni 
Sen seni bilmezsen 
Senden sorarlar seni 

Beni bende araman
Ben bende değilem 
Bende bir ben vardır 
Benden içerû

            Yunus Emre

“Ben” olmayı beceremedik hiçbir zaman. “Sen” olduk, “O” olduk, “Şu”olduk, “Bu” olduk da bir “kendimiz olamadık”.Üzerimize sinen ve “O” , “Bu”, “Şu” kokan davranışlarımızın esiri olduk.  Sürekli “şu ol” dediler, “bu ol” dediler.  “Şöyle ol, böyle ol, çalışkan ol, titiz ol, yardımsever ol, iyi bir arkadaş ol, iyi bir anne ol, iyi bir eş ol vs..vs”…..Her şeyi ol dediler de, bir tek “kendin ol” demediler. Demediler, çünkü onlarda kendisi olmadı ki. “O” oldular, “Bu” oldular, “Şu” oldular ama kendileri olamadılar. Hatta olmadıklarının farkına bile varamadılar. “Düzen böyle” dediler, “Köyün delisi olma” dediler, “Her doğru her yerde söylenmez” dediler, “Âlemin doğrucusu sen misin? Dediler, “Böyle gelmiş, böyle gider” dediler. Her şeyden önemlisi“SUS” dediler. Oysaki sadece konuştuklarımızdan değil, sustuklarımızdan da sorumlu olduğumuzu söylemediler.

Hep bir yanımız eksik yaşıyoruz. “Ben (siz)”. Mutsuz olacağımızı bildiğimiz halde,  yapmak zorunda olduğumuz ve yaptığımız o kadar çok şey var ki.Başkaları için, başkalarından kendimizesansür koyuyoruz. Yutkunuyoruz sürekli. “Kan kusup, kızılcık şerbeti içtim” diyoruz.“O ne der?, Bu ne der?, Şu ne der?” diyerekkendi hayatımızı bile “ben” için değilde “el” için yaşıyoruz. Hadi hep birlikte övünelim! “El âlem ne der” (le) büyüyen bir ecdadın efradıyız bizler.

Çok yazıktır ki, ne kendimiz olduk, ne de olanı kabullendik.“Ben” (imiz) tahrip altında. “Ben” (imiz) tahrip ediliyor. Her gün katlanmak zorunda kaldığımız birçok kişi ve bürokrasi içerisinde farklıkimlikler bulmaya çalışırken yine “O” oluyoruz, “Bu” oluyoruz, “Şu” oluyoruz. Makam ve mevki için yapmayacakları kötülük, göz yummayacakları haksızlık olan kişilere sessiz kalarak “ben olamıyoruz”. Ne taklalar atılıyor da, biz altta kalıyoruz çoğu zaman. Mevzuatlar arasında sıkışıyoruz. Birçok yüzü olan vicdansız, umarsız, ahlaksız insanlara tahammül ederken “Ben”likten çıkıyoruz. “Ben” (imiz) tahrip edildiği için sabır taşımız çatlıyor. Hasta oluyoruz, depresyona giriyoruz, cinnet geçiriyoruz.

Varsın kendiniz olduğunuz için birileri size tuhaf desin. Birilerine benzemeden yaşadığınız için, kendinizden vazgeçmediğiniz için esrarengiz olun, farklı olun. Varsın birileri onların entrika, fitne, fesat dünyasının dışında kalıp kendi iç dünyanıza daldığınız için dalgın desin. Onların dünyasını anlamadığınız için saf olun, size saf desinler. Ne demiştir Emorsan, “Kendinden başka hiçbir şey sana huzur veremez.” Ben olmayı sürekli erteliyorsanız, huzuru da erteliyorsunuz demektir. “Aman! o huzurlu olsun, bu huzurlu olsun, şu huzurlu olsun” diye birilerinin huzuru için koştururken kendi ömrümüz huzursuzlukiçinde sürüp gidiyor. Bazen de vicdani çatışmalar yaşıyoruz sustuğumuz birçok şey için. Neden sonra farkına varıyoruz ki iş işten geçmiş ve ömür bitmiş. Hayatta hiçbir şey, ama hiçbir şey birilerinin huzuru için, kendinizi adayacak kadar önemli değildir. Ve olmamalıdır. Çünkü çoğunlukla ölüm bile insana, huzurdan önce gelir.

Peki, o zaman nedir “Ben olmak?”. Nasıl “Ben olunur?”.

 “Ben olmak”, “Ben(i) bulmak”  da nasip işidir velhasıl. “Allah'ı unutup da Allah'ın da kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın onlar, yoldan çıkan kimselerdir.” (Haşir, 59/19) der yüce yaratıcı ayetinde. Sürekli Allah’ ı hatırlamaktır ben olmak. Balçıklı topraktan yaratılıp tekrar oraya döneceğimizi bilmektir ben olmak. Yaptığın her davranışta, söylediğin her sözde yanında Allah’ın olduğunu bilerek davranmaktır ben olmak. Kalbinde Allah sevgisi, vicdanında Allah korkusu taşımaktırben olmak.Kimseye sırtını dayamadan ayakta durabilmektir ben olmak.  Yaşadıklarının hesabını yalnızca Yaradan’a vermektir. Sıradan olmamaktır ayrıca. Farklı olmaktır. Farkındalık yaratmaktır. Eleştirene, yargılayana, burun kıvırana tahammül etmektir. Velhasıl, zordur “ben olmak.Gerektiğinde bedel ödemektir. Çekip gitmektir bazen onurluca. “Ben buyum” diyebilmektir.

Kalabalıklar içerisinde “ben” (imizi) kaybettik. “Ben” (imizi) kaybetmek demek; Allah’ı, ahireti ve niçin yaşadığımızı unutmak demektir. “Canında bir can var, o canı ara… Beden dağında bir mücevher var, o mücevherin madenini ara… Gücün yeterse ara; ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara..” demiştir Hz.Mevlana.  Kendimizi arayalım. Kendimizi bulalım da, bulduktan sonra kaybetmeyelim.Rabbim bizi kendini kaybetmiş, kendiliksizlerdenkorusun. Kendini bulmuş insanlarla, kendiniz gibi yaşamanız temennilerimle. Saygılar.

 
Etiketler: NE, OLURSAN, OL, ÖNCE, KENDİN, OL
Yorumlar
Haber Yazılımı