Yazı Detayı
11 Mayıs 2017 - Perşembe 00:25
 
REFERANDUM SONRASI CHP
Ümit Cankurtaran
umit.cankurtaran@hotmail.com
 
 

''Referandumda Evet çıkarsa Türkiye bölünür” diye kara propaganda yapan CHP, 16 Nisan'dan sonraki üç haftada kendileri bölünme safhasına geldi. Deniz Baykal'ın çıkışı, öncelikle Kılıçdaroğlu' nu zor durumda bırakmaya yönelikti!

Kemal Kılıçtaroğlu ekranlardan “Ya aday ol ya da çekil” derken onun Cumhurbaşkanı adayı olmayacağını bilerek böyle bir çağrıda bulunuyordu. Aslında, kendi adaylığını işaret ediyordu. “Yüzde 49'u bölmeye çalışıyor” manşetini atarak Baykal'a tepki gösteren Amerikancı Cumhuriyet başta olmak üzere Batıcı Cephe, “Deniz Baykal’ ın oyun planını bloke edebilmek için” hiç vakit kaybetmedi! Kılıçdaroğlu, beklendiği gibi Baykal'ın talebini geri çevirdi… 2019'daki seçimde aday olursa kaybedeceğini, böyle bir durumda partinin başında da kalamayacağını biliyor! Haliyle, genel başkanlık koltuğunu sağlama almak istiyor: “Cumhurbaşkanlığı sisteminde genel başkanların aday olmasını doğru bulmuyorum” diyerek kaçıyor. Kılıçdaroğlu, yedi yıl önce kaset operasyonunu yapan Baronsal Güç Odağı'nın “Baykal'ın 2019'da da CHP'nin adayı olmasını istemeyeceğini” gayet iyi biliyor. 2014'teki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Deniz Baykal’ın adaylığına geçit verilmemişti: O dönemde, Baykal partide “tecrit edilmiş” durumdaydı. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun çatı adaylığı ise Kemal Beyin kulağına usulca söylenmişti. Sonrası malum! CHP'de bu işe halen daha akıl sır erdiremeyenlerden birisi olan Fikri Sağlar, geçen hafta Kılıçdaroğlu'na karşı “Asıl tek adam kendisi!” diyerek bayrak açtı. “Fevkalade demokrat!” Kemal Kılıçdaroğlu da Fikri Sağlar'ı kesin ihraç talebiyle disipline verdi! Kemal Bey, Sağlar'ı “kapının önüne koyarak” sorunu çözeceğini sanıyorsa yanılıyor. Sağlar'ın itirazlarına yönelik “kılıç darbesi” partideki bölünmeyi daha da ateşleyecektir. Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçim kaybettikçe partisinde güçlenmesine bozuk çalan yani her defasında haklı tepki gösteren Muharrem İnce, isabetle

“Olağanüstü Kurultay” çağrısı yaptı. CHP'yi perde arkasından yönetenlerin onu bu fonksiyonuyla değerlendirdiği anlaşılıyor! Baykal'ın 2019'daki Cumhurbaşkanlığı Seçimi için yaptığı mühim çıkışın, İnce'nin “Olağanüstü Kurultay” çağrısından farklı karakterde bir hareket çekme olduğunu bu noktada işaretleyelim! Selin Sayek Böke'nin partideki görevlerinden istifa etmesi ise çok dikkat çekti. Böke'nin istifa etmeden evvel “ABD'nin Ankara Büyükelçisi ile görüştüğü” iddia ediliyor. Haziran 2015'te Küresel Baronların yönetimindeki Bilderberg'in Avusturya'daki derin toplantısına katılmış olan Selin Sayek Böke, 2014'ten itibaren “CHP'nin yeni yıldızı” olarak lanse edilmişti. Bu konuda Doğan Medyası başı çekmişti. Batılı devletlerin namı hesabına politika yapan Selin Sayek Böke'nin istifası, ABD büyükelçiliğinin Baykal'ın çıkışına mukabele eden bir “kontra atağı” mıdır? Böke, Kemal Bey'e saydırarak istifa etse de; her iki isim de ABD makamlarından sufle yahut talimat almayı pek seviyorlar. Hem Kılıçdaroğlu, hem de Böke Amerikan tezlerinin dublajcısıdır, Batılı devletlerin menfaatlerinin takipçisidir. ABD'nin Türkiye'deki siyasetçi kadrosunda yer alan elemanlardır. Yani, patronları aynıdır.

Baykal'ın çıkışından kısa bir süre sonra, Bilderberg katılımcısı Selin Sayek Böke'nin CHP'deki görevlerinden çekilmesi Kılıçdaroğlu'nun “suyunun ısındığı” anlamına mı geliyor?

Şöyle de sorabiliriz: “CHP'de Amerika'ya iliştirilmiş genel başkan değişikliğinin vakti gelmiş midir?”

Ümit CANKURTARAN – Siyaset Bilimci

 
Etiketler: REFERANDUM, SONRASI, CHP,
Yorumlar
Haber Yazılımı