Yazı Detayı
31 Ocak 2017 - Salı 11:51
 
SAKLI KENTLER !..
Tülay Sözeri
 
 

Bugünlerde etrafıma baktığımda, hemen hemen her şeyin en iyisini elde etmeye çalışan, mükemmel evleriyle, mükemmel eşleriyle, mükemmel işleriyle övünen, sahip olduklarına değil, sahip olmadıklarına hayıflanan insanları gördüğümde , Sufi’nin o meşhur 40 maddelik hayat felsefesinden birisi olan “Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir. “ maddesi geliyor.

Var olma savaşımızda, iyiden iyiye şekil değiştiren , bize sanal cennetler sunan yeni değerlerimiz karşısında ne kadar mutsuz, ne kadar amaçsız olduğumuz gerçeğinin farkına varmadan, dalından kopmuş serseri bir yaprak gibi yaşama savrulmuş gidiyoruz. Olabildiğince görünür olabilmek, daha fazla izlenebilmek, daha az düşünüp daha fazla yaşayabilmek için tüm çabamız.

Nasıl ki, bir balık içinde bulunduğu akvaryumun sınırlarının farkında değilse, nasıl ki bir yağmur damlası uçsuz bucaksız toprağın bütününe yayılamıyorsa, bizler de sahte dünyaların kahramanları olarak, salt gerçekliğin yanından bile geçemiyoruz.

Bu gerçeklik, uzun süre bakılamayan gün ışığı gibidir. Aydınlık olduğu kadar karanlık, şeffaf olduğu kadar katıdır. Bu gerçekliği aramak yerine , bu gerçeklikten kaçmak , bu gerçekliğe sıkı sıkı sarılmak yerine, bu gerçekliği unutmak, işleri kolaylaştırıyor gibi görünse de işin aslı hiç de öyle değildir.

Önemli olan, unutmak değil, hiçbir zaman bırakmamaktır. Unutmak ,içinizde yanan ateşi söndürür, sizi benliğinize yabancılaştırır. Bu yabancılaşmaya mutlaka ama mutlaka bir bedel öderseniz. Bu bedel ya yalnızlık olur, ya da derin bir mutsuzluk.!

Asıl maharet kendinize yabancılaşmak değil, içinizdeki saklı kentleri bulmaktır. Kimsenin girmeye cüret edemediği bu kentin sokaklarında yürümek, kimsenin çalmaya cesaret edemediği kapıları yumruklamak, , kimsede anahtarı olmayan bir evin içinde tek başına kalmak, ama bu tek başınalığı garipsememektir.

Biz olsak da olmasak da tüm hızıyla işleyen sisteme dahil olmadan da yaşanabileceğini anlamaktır. Evren haritasında dünyamız bir toz zerreciği bile değilken, bizlerin bu büyüklük karşısında eriyip gideceğimiz gerçeğini kabullenmektir.

Ne olursa olsun, ne olduğumuzun farkına varmak, en büyük hakikatimiz olmalıdır. Ne kadar saklanırsanız saklanın, kainat er ya da geç sizi kendinizle yüzleştirecektir. Doğrular ve yanlışlar asla yok olmazlar. Bir gün bir yerde karşınıza çıkmak için beklerler. Yaşamda ne kazanıp kazanmadığınızı anlamak ancak o anlarınızda mümkün olacaktır.

 
Etiketler: SAKLI, KENTLER,
Yorumlar
Haber Yazılımı