Yazı Detayı
23 Ağustos 2013 - Cuma 01:05
 
Trafik Canavarına Teslim Edilen Canlar
Leyla Yargı Mantar
 
 

Her ölüm zamansızdırHer ölüm erken... Her ölüm apansız

Tarih 24.Temmuz.1985.

Dünyanın çatısı bizim üstümüze çökmüştü.Trafik canavarı denen illet bizim evimizi de kana bulamıştı.Dün yanımda olan babam, o gün yoktu. Ve bir daha hiçbir zaman da olmadı. Trafik terörüne kurban vermiştik babamı. Bir varmış, bir yokmuş misali gitti ve gelmedi oldu. Bir çok babalar gibi…O günden sonra bayramlarımız olmadı bizim. Düğünlerimiz olmadı. Sevindik ağladık, üzüldük ağladık. Birçok çocuk gibi…

 

Kimdi bu trafik canavarı? Neydi? Nasıl bir şeydi? Bizi yollarda mı bekliyordu gizlice? Yoksa biz mi canavar oluyorduk her trafiğe çıktığımızda? Evet, ne yazık ki hepimiz birer trafik canavarı oluyoruz her trafiğe çıktığımızda. Hepimize ezberletilen birçok kurala uymamak, hız yapmak, kırmızı ışıkta geçmek, emniyet kemeri takmamak vs. gibi suçların önemi ne kadar çok vurgulanırsa vurgulansın trafikteki ölümlerin gerçek sorumluluğunu bunlar üstlenmiyor bence. Esas ölümcül kazalar bu kuralların tanınmadığı, kontrol edilemediği yerlerde ve zamanlarda meydana geliyor aslında. Trafikteki davranışlar ve ilişkiler tüm kuralların üstündedir diyorum.En basiti trafikte herkesin kontrol edebileceği iki şey vardır. Birincisi kendi davranışları, ikincisi aracının güvenlik kontrolleri ve bakımı. Bu davranışların ve ilişkilerin ise ne kuralı vardır, nede yaptırımı. Herkesin bir diğerinin ölümünden sorumlu olacağını bilerek trafiğe çıkmasıen baş kuraldır bence. Benim desturumda tek gerçek vardır o da ölüm. Ölümle erken ve çok ani tanıştığıma bağlıyorum ben bunu. Ucunda ölüm olan her eylem ciddiyetle yapılmalıdır. Trafik de bunlardan en önemlisidir ve ciddiye alınmalıdır. Aceleyle, dikkatsizlikle yapılacak bir iş değildir. Trafik ortamı kamuya aittir, yani hepimizindir. Hepimiz sorumluyuz. Kendi hayatımızdan, başkalarının hayatından, hatta o savunmasız hayvanların hayatından. Her gün trafiğe bu bilinçle çıkmak üç Kulhü bir Elham okumaktan daha etkilidir bence.

 

Kişilerin trafikte sergiledikleri davranışlar o ülkenin gelişmişlik düzeyini gösteren en somut gerçektir. Yol vermede ki mütevazılık, yolda durulması gerektiğinde alınan tedbir, yola çıkarken gösterilen nezaket gibi sergilenen davranışlar bir ülkenin medeniyet ölçütüdür. Toplumların stres, öfke kontrolü ve tahammül sınırları trafikte belli olur ki bu çok önemli bir konudur.  Eğer ki, birini tanımak istiyorsan trafikteki davranışlarına bak. Daha önce sakin, mülayim olan eşin, arkadaşın, dostun olduğuna şaşırıp, canavarlaştığını görebilirsin. Hatta seni bir başkası kameraya çeksin ve izle, kendini bile tanımayabilirsin.

 

AmandaRIPLEY’in“Akla Gelmeyen Felaket” kitabında;kızını elim bir trafik kazasında kaybeden ve öncesi şampiyon bir oto yarışçısı olan acılı baba “usta sürücülük kursu” adı altında bir okul açarak işe başlıyor. Beynin birçok işi yapabilecek şekilde programlandığını ama bunlar arasında araba kullanmak olmadığını ve bir tondan daha ağır hareketli bir metalin sezgi yoluyla kullanılmayacağını öğretmek istiyordu sürücülere. Evet, çok da haklıydı!Beyin 30-40 km hızla giderken kendini yürüyor gibi algılayarak, bu hızla dahi ölümcül kazalara neden olabiliyordu.Trafik kazalarının %80 gibi büyük bir oranının sürücülerin yanlış davranışlarından ve o panikle verdiği yanlış kararlardan kaynaklandığı asla göz ardı edilmemelidir. Bence de insan beyni o bir ton ağırlığında, hareketli metal yığınını kullanmaya programlanmalıdır. Aracı kontrol etme, refleks manevraları, direksiyon hâkimiyeti gibi sürüş teknikleri her sürücüye öğretilmelidir. Özellikle dört mevsimin yaşandığı ve her bir köşesinde farklı coğrafi yapıya sahip ülkemizde her koşulda araç kullanmayı bilmek bir zorunluluktur. Ne bileyim, karı var, kışı var, yağmuru var, çamuru var, rampası var, şarampolü var. Rampada araçla kaydığımızda ne yapacağımızı, kayarak üstümüze gelen bir araçtan nasıl kaçacağımızı gerçek hayatta tecrübe edemeyiz. Maalesef ki, biz bu riskli tecrübeleri ya yaşayarak öğreniyoruz, ya da yaşamımızı kaybederek. Ülkemizde de özellikle MEB onaylı “ileri sürüş teknikleri” kursları olduğunu biliyorum. Hatta bazı kamu kurum ve kuruluşlarının sürücülerini bu kurslarla daha iyi eğitilmesi için çabaladığını da. Hatta diyorum ki, bu tür kurslar devlet desteğiyle zorunlu hale bile getirilmeli. İnsan hayatı trafik canavarına kurban verecek kadar ucuz olmamalı. Tüm babalar evine sağ salim ulaşmalı. Çocuklar öksüz-yetim kalmamalı. Her ölüm yıldönümünde daha seni saygıyla anıyor ve kendi çapımda trafik canavarlarına, hatta trafik magandalarına meydan okuyorum. “Trafik canavarına canlarımız teslim olmasın, kimsenin canı yanmasın”  Saygılarımla.

 
Etiketler: Trafik, Canavarına, Teslim, Edilen, Canlar
Yorumlar
Haber Yazılımı