Yazı Detayı
16 Mayıs 2022 - Pazartesi 16:24
 
TÜRKİYE'DE Kİ EĞİTİMDEKİ SORUNLAR
Ersin Yenisu
ersinyenisu@gmail.com
 
 

İnsan yaşam karmaşıklaştıkça eğitime daha fazla ihtiyaç duyar olmuştur. Günümüzde temel eğitim zorunlu bir ihtiyaç halini alırken işbölümü ve uzmanlaşmanın getirdiği spesifik bilgi ihtiyacı da mesleki yeterliliğin ve hayat boyu öğrenmenin önemini arttırmıştır. Nitekim doğada ve onun yapay bir uzantısı olan şehirlerde yaşam mücadelesi veren insanın gündelik ya da pratik bilgiye olan ihtiyacı öğrenme gereksinimini somut hale getirmiştir.

 

Türkiye en yoksul ülkeler ile refah toplumları arasında yer almaktadır. Bir ülkenin bugünkü sorunları dünün hata ve ihmallerine, yarın ki sorunları ise bugünün hata ve ihmallerine dayanmaktadır. Bu doğrultuda Türkiye’de eğitimle ilgili sorunlar şüphesiz ki bir birikimin tezahürüdür. Eğitimdeki sorunları yalnızca bugünün karar alıcılarına bağlamak haksızlık olacaktır. Eğer bir başarı ya da başarısızlık aranacaksa her iktidarın eğitimin yaygınlaşmasına, niteliğinin arttırılmasına ya da modernleştirilmesine olan katkısı dikkate alınmalıdır.

 

Dünya’da nüfus büyüklüğü sıralamasında 17. ülke olan Türkiye’de eğitim sektörü de doğal olarak hatırı sayılı ölçüde büyüktür. Bununla birlikte dünya ortalaması dikkate alındığında ülkemizin, birçoğu temel eğitim veya yükseköğretimde bulunan, genç bir nüfusa sahip olduğu da bilinmektedir. Nitekim Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2021 yılı istatistiklerine göre Türkiye’de yaklaşık 18 milyon öğrenci, 1 milyonun üzerinde öğretmen ve 65 binin üzerinde okul/eğitim kurumu bulunmaktadır. Bu rakamlar sadece dolaylı yoldan değil doğrudan da sektörün Türkiye açısından önemini dikkatlerimize sunmaktadır.

 

Şimdi kısaca Türkiye’deki eğitim alanındaki sorunların en göze çarpanlarına değinelim…

İlk olarak Türkiye’de okuma yazma oranının hızla gelişmesine rağmen halen gelişmiş batı ülkelerinin seviyesine çıkılamadığını hatırlatalım. Diğer bir ifadeyle özellikle kırsalda ve orta yaşın üzerindeki nüfusta bu oran medeni bir topluma yakışmayan bir düzeydedir. Cumhuriyet ilan edildikten sonra (1940’lı yıllar) bu soruna çözüm olarak bir eğitim mucizesi haline gelen “Köy Enstitüleri” ile çare aranmıştır. Yine takip eden yıllarda özellikle erişkinlere yönelik okuma yazma seferberlikleri düzenlenmiştir. Günümüzde ise esasen okuryazar olmama sorunu büyük ölçüde aşılmış olsa da hiç şüphesiz bu alandaki az sayıdaki kayıplar bile toplumsal gelişme açısından son derece kritiktir!

 

Bu konuyu bu kısa değerlendirmeyle sonlandıralım.

Bir diğer önemli sorun eğitimin yaygınlaştırılması diğer bir deyişle nicelik sorunudur. Özellikle kız çocuklarının örgün eğitime dolayısıyla topluma kazandırılması konusunda büyük ilerleme sağlamamıza rağmen halen yeterli başarı elde edilememiştir. Eğitim istatistiklerine ve iş ya da modern hayata katılma oranlarına bakıldığında bu eksiklik açıkça görülmektedir. Elbette ki bu konunun devamının toplumdaki kadınların iş ve sosyal hayata katılımlarındaki yetersizlik olduğunu da hatırlatmakta fayda var. Sosyal yapı muhakkak ki hassas dengeler üzerine kuruludur… Öyle ki kız çocuklarının eğitimi konusundaki yetersizlik bir bütün olarak toplumsal dengeleri bozmaktadır. En temel örnek olarak iyi yetişmiş bir anne mutlaka topluma iyi yetiştirilmiş çocuklar armağan edecektir.

Bu konuya ilerde “aile ve eğitim” başlığı altında tekrar döneceğim…

Değerli okuyucular!

Bir sonraki yazımda Türkiye’de eğitimdeki sorunları sıralamaya ve belki de izleyen yazılarda, güncel görünüme de değinerek, çözüm önerilerimi sunmaya çalışacağım.

Eğitim konusuna hak ettiği ciddiyetin verilmesi umuduyla, saygılarımı sunarım!

 
Etiketler: TÜRKİYE'DE, Kİ, EĞİTİMDEKİ, SORUNLAR,
Yorumlar
Haber Yazılımı