Yazı Detayı
18 Mayıs 2014 - Pazar 23:26
 
UMURSAMAYALIM MI ?
Güner Gümüşay
gunergumusay@mynet.com
 
 

(*Mehmet Fazıl ERCİYES’in Anısına…)

 

Beni rahatsız eden bir şeyler var.

Canımı yakan ve sadece bu yüzden  tepkimi ortaya dökmek istediğim olaylar giriyor yaşamıma, yaşamımıza.

Kendi iktidarımız ve onun hayatımıza müdahale tarzı; bu müdahaleleri yapan yetkili organları beni içten içe yaralıyor.

Kirli sözler, hoyrat davranışlar ve otoritenin yaşananlar karşısında  devlet nezaketinden ayrılması iliklerime kadar işliyor.

Üstelik bütün bunlar milletce en yaralı olduğumuz anlarda gerçekleşiyor.

Küresel sistemin  ülkemizde en ince ayrıntısına kadar her alana tahakküm etmesinde elinden geleni yapan uygulayan  AKP Hükümeti nin lideri Erdoğan’ın ; kömür madeninde yakınlarını kaybedenlere “İsrail Dölü” diye sövmesi çok yaralayıcı.

 

Soma da ki maden ocaklarında yaşananlar önce maden kazası sonra da eksik can güvenliği tedbirlerinden  kaynaklı iş cinayetidir.

Ulusal yas ilan ettiğimiz bu günlerde mutedil davranmalı öncelikle hayatını kaybeden işçilerimiz ve ailelerine karşı olan yükümlülüklerimizi yerine getirmeliyiz.

Bu acılı günümüzde siyaset yapmamalı bu yaşananları da umursamamalıyız!

Peki ne zaman umursayacağız bu yaşananları?

Ne zaman sorgulayacağız bu acının nedenlerini?

Ne zaman sonlanacak bu işçi ölümleri?

 

Kurumlar, kişiler, ilgilileri gerekenleri yapmalı.

Özellikle İktidar  üzerine düşeni fazlasıyla yapmak zorundadır. İktidar bu felaketin sorumlusu ve felaket sonrasının diyazn edilmesinin baş aktörüdür.

 

Medya mı? Ondan ümidi kesin.

Medya, hayattayken umurunda olmayan maden işçilerini şimdi öykülerini yaldızlayarak, ekranlara taşıyarak öldükten sonra mı hatırlamalıydı?

Onları ve çalışma şartlarını dile getirmeliydi medya. Şimdi değil;onlar daha hayattayken. Maden Şehitlerimiz; Maden galerinde gömülüp kalmadan, ekranlarda boy göstermeliydiler.

Battaniyelere sarılmış cansız bedenleri değil; bunun önlenmesi için  yapılması gerekenler kaplamalıydı ekranları,gazete sayfalarını.

 

Onların  ölümlerine neden olan sistemden beslenen gazeteler, televizyonlar topluca anlı şanlı medyamız bunu sorgulamazken; şimdi de hayatını kaybeden işçilerimizin hazin öykülerini ekrana taşıyarak kazanmaya devam ediyor.Bunu da sömürdükten sonra medya;insanlar olayları değerlendirmekten yoksun kalsın diye elinden geleni yapacaktır.

Olayların bütününü ve perde arkasını inceleyip; iş kazalarının nedenleri ve sonuçları ile bunların giderilmesi için neler yapılabileceğinin araştırılması çabalarına girmeyen ve girişmeyecek olan medya; bu korkunç kazayı da haberleştirirken kazanç sağlamaya devam edecektir.

 

Milli gelir artışından ve zenginliğinden övünen AKP iktidarı; Asıl zenginliğin insanların sosyal hayat özelliklerinin artması ve kişilerin artan gelirden alması gereken payın artması olduğunun farkında değil mi?

 

Medyadan beklenen , doğada hazır bulunan yer altı zenginlikleri gibi kaynakların tüm insanımızın ortak zenginliği olduğunu vurgulaması ve bu zenginliklerden alınanların elbette eşit değil ama adil dağıtılması gerektiğini her mecrada anlatması; bunu yaparken de insan,çevre ve iş gücü katliamına seyirci kalmaması olmalıydı.

Umursamalıydı medya.

 

Madenleri işletmek iktisadi bir eylemdir. Özelleştirme yapılmalıdır, maden sahaları kiraya verilebilip daha verimli ve kârlı şekilde işletilmelidir buna bir diyeceğimiz yok. Ama iktidar bütün bunların kontrol ve sahipliğini yapmalı idi. Bu onun temel görevidir. İş güvenliği,çalışma biçim ve şartları ile bu kadar insanın hayatının sorumlusu ve kontrol edeni iktidardır.

 

Eyyyy İktidar sen bütün bunları yaptın mı,umursadın mı. Vicdanın rahat mı?

Yaptığın özelleştirmelerle gelir dağılımını düzeltmeyip gelir aktarımı yaparken;

Zengin fakir uçurumunu arttırırken,

İşsizlik ve iş güvenliği sorununu çözmeden vicdanın rahat mı.

 

Yoksa iktidarın asli unsurlarını yerine tam getiremeyip bu yönünü ; yine alt gelir gruplarına yönelik ailelerin temel ihtiyaçları olan sağlık,konut,eğitim,gıda gibi alanlarda elde ettiğin başarılarla  mı gizleyeceksin?

 

Ülkeler ne kadar büyük ne kadar gelişmiş olsalarda felaketler yaşayabilirler. Önlenemez kazalar ve doğal afetlere uğrayabilirler.Japonların yakın geçmişte maruz kaldığı “Nükleer Santral” kazası gibi. Oradaki bütün maddi kusurlar giderilecektir. Hafızada kalan tekşey ise Güneşin Oğlu Japon İmparatoru’nun bir spor salonuna yerleştirimiş, karton kutularla bölünmüşkısımlarda kalan  kazazedeleri ziyaretinde;onların önünde eğilerek üzüntülerini dile getirmesi oldu.Güneşin Oğlu  Japon İmparatoru dizlerinin üzerinde gezerek kazaya uğramış vatandaşlarının önünde   yerlere eğilerek üzüntüsünü dile getirmişti.

 

Büyük ülkemde ise Başbakanın müşaviri yerde etkisiz hale getirilmiş Soma’lı bir vatandaşımızın karnına tekme geçirmekle meşgul  oluyor. Başbakan desen ayrı bir gerginlik ve kızgınlıkta.

Belkide gündem değiştiriliyor.

Görülmesi gerekenleri başta Erdoğan’ı destekleyenler ve Medya görmeli; hiç kimse ölen maden işçilerimizi ve bu kazanın arka planını karartmamalıdır. Ne yapsak,algıları nasıl yönetsek de ölenleri unuttursak onlar ölmemişler gibi davransak heveslerine kapılmamalıdır.

 

Elbette tüm vatandaşlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız , akademisyenlerimiz herkes ama herkes tepkisini  ortaya koymalı; bu faciaların bir daha yaşanmaması için gerekenleri yapmalıdır.

Ondan sonra kamuoyu karşısına çıkıp “fıtrat ve kader”den bahsedilmelidir.

 

Başbakan seçimlerin kaybedilebileceğini bunun seçimlerin fıtratında olduğunu kabul etti mi ki; bu maden faciasının madenciliğin fıtratında olduğunu kabul ediyor.  Kendisi , bir seçimi kazanmak için bütün gerekenleri ve çalışmaları yerine getirip tedbirlerini nasıl aldıysa; Tüm işçilerimizin can  ve iş güvenliği içinde aynı oranda  duyarlı olmalıdır. Kamuoyunun vereceği tepkilere sorumluluk bilinciyle yaklaşmalıdır. Kimse hiçbir güç bizden bu yaşananları umursamamamızı bekleyemez.

UMURSUYORUZ.

 

*İletişim Fakültesinden Sınıf Arkadaşım Mehmet Fazıl ERCİYES’i genç yaşta kaybettik. Acımız çok büyük. Ailesinin ve hepimizin başı sağ olsun.

 
Etiketler: UMURSAMAYALIM, MI,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Mayıs 2017
EMEK
09 Mart 2017
BİR BAVULA SIĞDIRILAN HAYATLAR
07 Ocak 2017
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖZEL TOPLU TAŞIMA ARACI
01 Ocak 2017
MÜTEAHHİT'İN ÖLÜMÜ !..
14 Kasım 2016
ANKARA'NIN TAŞINA BAK!
01 Kasım 2016
LORENZ EĞRİSİ ve PASTA
26 Ekim 2016
FİİLİ DURUM !..
25 Ağustos 2016
MUHALEFET GÖREVE !..
19 Ağustos 2016
BİTTİ Mİ ?
01 Temmuz 2016
ETİMESGUT'UN MARKALARI !
10 Nisan 2016
'MERKEZ' 2 MAYIS'TA MECLİSE GELECEK Mİ?
05 Nisan 2016
ETİMESGUZ TAZİYE ÇADIRLARI
12 Ocak 2016
KANKA'YA "KABUL", ETİMESGUTLUYA "RED"
24 Aralık 2015
"PAMFİLYA'LI" SEN DE KUCAKTASIN ARTIK!
10 Mayıs 2015
DEVLET'E İHTİYAÇ VAR !
27 Ekim 2014
29 EKİM: YAPRAKLAR DÖKÜLÜRKEN
11 Eylül 2014
FESTİVALİN ARDINDAN
29 Ağustos 2014
ETİMESGUT FESTİVALİ BAŞLIYOR
11 Ağustos 2014
NASİP MİŞ!..
08 Ağustos 2014
YA.. NÂSİP !..
30 Temmuz 2014
*FULLER FULLEDİ
21 Mart 2014
CHP'DEN YORULAN SOSYAL DEMOKRATLAR
01 Şubat 2014
MEÇHUL DOSTLAR KİMDEN YANA?
07 Ocak 2014
SİZ NE YAPTINIZ?
28 Aralık 2013
ADAY ADAYLARI ELDE KALDI!
13 Aralık 2013
AKP İKTİDARININ İSTANBUL VURGUSU
29 Kasım 2013
PLASEBO ETKİSİ!
10 Kasım 2013
HANNOVER'DEN MARŞANDİZ'E..
27 Ekim 2013
ALGILADIKLARIMIZ ve MEDYA DENETİMİ
15 Eylül 2013
ÇÖP HASTANELER!
25 Ağustos 2013
DEĞERLİ YALNIZLIĞIM!
04 Ağustos 2013
İKİ SAVUNMA TEK VATAN!
28 Temmuz 2013
Hükümete Rağmen ATO Seçimleri
14 Temmuz 2013
Mücadele PKK İle Değil!
07 Temmuz 2013
BOP'DAN BOK'A ABD
02 Temmuz 2013
ODTÜ'de MEZUNİYET: GURUR ve ÜMİT
17 Haziran 2013
Tarihi Yeniden İhya Etmek
09 Haziran 2013
TOPLUMUN MUHALEFETİ
Haber Yazılımı