Yazı Detayı
09 Haziran 2014 - Pazartesi 23:29
 
YALNIZ BİR ADAMDI !..
Narin Tenekeci
 
 

Takvim yapraklarının sonbaharı gösterdiği bir mevsimin, hafif ılık bir gecesiydi. Etrafa savrulan sararmış yapraklar gibi sonbaharın hüznü sarmıştı her yanı. Etrafı saran hüzün gökyüzündeki yıldızlara da yansımıştı. Yıldızlar gece parlardı ama nedense o gece hayata küsmüş, yeryüzüne ışık saçmak istememişlerdi.

 

O adam için geceler hep uzun ve sessiz geçerdi. Küçük evinin bahçesinde yalnız başına, tahta sandalyesine oturup, gökyüzünde bulutları kaplayan gri ince bir tülden, siyah beyaz bir film seyreder gibi geçmişini gördü. Yıldızlardaki hüzün, mahzun yüzündeki çizgilerin derinliğine kadar işlemişti. Yalnızdı, yapayalnızdı, yalnızlığın ne demek olduğunu çok iyi biliyordu. Ağaçlardaki yapraklar bile ona yalnızlığında eşlik ediyorlardı, rüzgâra küsmüşlerdi hiç esmiyorlardı.

 

Hani insan çok sevdiği birini kaybettiğinde, sevgilisinin onu terk ettiğinde, bir dostunun onunla artık eskisi gibi ilgilenmediğinde duyulan yalnızlık var ya, öyle bir yalnızlık değildi onunki. Oysaki onun yalnızlığı, aynanın karşısına geçtiğinde yüzündeki çizgilerdi, gerçekleri gizleyen çizgiler, birden bire kimsesiz kalma, aslında hayatında kimsenin olmadığını görmekti.

 

Bir kez yalnız kaldı mı insanoğlu, hayatı boyunca yalnızlığın ne demek olduğunu anlardı zaten. Çocukluğunu, gençliğini, sevdiklerini, kısacası yalnızlığını, içinde yılların vermiş olduğu yorgunlukla birlikte yüreğinin bir kenarında sakladı. Bir an hayatından kimlerin gelip geçtiğini hatırlamak, sevdiklerinin, dostlarının birer yıldız gibi kayıp gittiklerini görmek çok acı olsa gerek. Her duyduğu ayak seslerinde pencereye koşup, gelen geçeni seyretmek yalnızlığını bir nebze de olsa unutturuyordu. Çok isterdi yanında bir nefes, kendi sesinden başka bir ses olsun diye. Kemalettin Kamu, “Kimsesizlik” adlı şiirinde demiş ki “Varsın bir bardak su verenim olmasın, biri su yok desin de”.

 

Geçip giden yılların aynası da onun gibi gerçekleri gizleyemiyordu, her şeyi olduğu gibi gösteriyordu. Aynaya bakarken, her şeye rağmen, tüm olumsuzluklara karşı, o çökmüş omuzlarına direnerek, dimdik doğrularak gülümsedi yalnızlığa sarılarak biraz küskün, biraz kırgın. Akreple yelkovanın birbirini kovalarcasına çok çabuk geçiyordu zaman, her dakika, her saniye ömründen çalıyordu.

 

En umutsuz zamanlarında karanlığa sığınmak onun için bir kaçıştı. Her doğan günle birlikte hayatında da çok şeyler değişiyordu, sabah olsun istemiyordu, çünkü aydınlıkta ay ve yıldızlar onu yalnız bırakıyorlardı, her günün sabahı boynu bükülüyordu. Her ne kadar kendini zorlasa da gözyaşlarını tutamıyordu. Mevlana ne güzel söylemiş “Yürek yanmayınca göz yaşarmaz” diye.

 

Hayat onun için her gün yeniden tekrar başlıyordu. Zamanın durmasını çok isterdi. Her sabah hayat o gün başlamasın istiyordu, ama olmuyordu, yapamıyordu, gücü yetmiyordu zamanın durmasına. Ona inat her gün yine yeniden, sıfırdan başlıyordu tüm zorluğuna rağmen. Güneş tüm ihtişamıyla dağların arkasından görünüyor, çıkıyordu gökyüzüne.  

 

Her gecenin sabahında buruk başlardı güne, geceden kalma hüznün gölgesi halâ üzerindeydi. Tek dostu gecelerdi, karanlık çöktü mü onun için hayat duruyordu, çünkü kulağı rüzgâr sesini duymuyor, gözleri denizi ve gökyüzünü eskisi gibi mavi, yaprakları yeşil görmüyordu, artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Gündüzleri tek dostu vardı, yapayalnız dolaşırken onu adım adım takip eden ve yalnız bırakmayan gölgesi.

 

Yalnızlık kuytu bir köşeye çekilip, tek başına kara kara düşünmekti, bazen de kalabalık bir dost meclisinde kendini yalnız hissetmekti onun için. Zordu, her şeyden ve herkesten uzaklaşmak, koskoca dünyada tek başına kalmak, evet zordu, çok zordu. Yalnızlık, ah o yalnızlık…..kimi zaman acıyla kimi zamanda tebessümle geçen yalnızlık. Kolay mıydı kalabalık içinde yalnız kalmak, etrafında o kadar insan varken, konuşacak birilerini bulmak, evet gerçekten zordu. Karanlık bir odada yapayalnız kalmış gibiydi. Tüm yaşanmışlara rağmen yine de mutlu görünmeye çalışıyordu, ama yalnızdı.

 

O adam hep ama hep yalnızdı…….          

 

Babalar gününüz kutlu olsun.

 

narintenekeci@hotmail.com

 
Etiketler: YALNIZ, BİR, ADAMDI,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
02 Ağustos 2017
HUZUR
29 Mayıs 2017
BENİ AFFET
01 Nisan 2017
ELVEDA KIŞ, MERHABA BAHAR
12 Şubat 2017
SEVGİ ve DOSTLUK GÜNÜ !..
14 Aralık 2016
HAYAT KUM SAATİ GİBİ ..
02 Kasım 2016
EV ALMA KOMŞU AL
21 Temmuz 2016
AYNADAKİ YANSIMA !
10 Haziran 2016
BABA CAN'DIR !
15 Mart 2016
MUTLULUĞUN RESMİ !..
03 Aralık 2015
Dr. Şüra BAYKAN’dan İnsanlık Dersi
19 Ekim 2015
SEVDA’NIN DİĞER YÜZÜ
05 Ağustos 2015
ADI YALNIZLIK
11 Haziran 2015
DEĞİŞEN BİZLER MİYİZ YOKSA HAYAT MI?
16 Nisan 2015
GELECEĞİN GÜVENCESİ ÇOCUKLAR !..
09 Şubat 2015
SEVGİLİLER GÜNÜ ..
08 Ocak 2015
AHISKALI TÜRKLERİN SESSİZ ÇIĞLIĞI
06 Kasım 2014
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ!
25 Eylül 2014
KIRMIZI KARANFİL
23 Ağustos 2014
VEFA BORCU
24 Temmuz 2014
ESKİDEN MEKTUP VARDI!
23 Mayıs 2014
KURBAN OLAN KÖMÜR KOKAN ELLERE !
06 Mayıs 2014
ANNE KALBİ
20 Nisan 2014
23 NİSAN ONLARIN DA BAYRAMI
21 Mart 2014
TÜRK SOFRASI
04 Mart 2014
ÖZEL BİR KADIN
10 Şubat 2014
MUTLULUĞUN ALTIN ANAHTARI
17 Ocak 2014
KARA GÜL (Halfeti'nin Gülü)
07 Ocak 2014
DİBEK KAHVESİ
23 Aralık 2013
BİR YIL DAHA GEÇTİ
06 Aralık 2013
ADI KALBİMDE SAKLI
19 Kasım 2013
SÜRGÜNDEN KURTULUŞ
14 Kasım 2013
MUTLU YILLAR KARABİBER
29 Ekim 2013
ZAMAN EN DEĞERLİ HAZİNEDİR
22 Ekim 2013
BİR FİNCAN HATIR!
08 Ekim 2013
PENCEREYİ AÇIK TUTUN..
26 Eylül 2013
ÖMÜR DEDİĞİN!
13 Eylül 2013
MEVSİM ARTIK SONBAHAR!
04 Eylül 2013
HAYAT İNCE BİR ÇİZGİDİR
27 Ağustos 2013
BAŞKENTİN ÇOCUKLARI
14 Ağustos 2013
KÜÇÜK BİR ÇOCUĞUN HAYKIRIŞI!
31 Temmuz 2013
KAYBOLAN BAYRAMLAR!
20 Temmuz 2013
Gerçek Dost Kolay Bulunmaz
10 Temmuz 2013
ŞÜKÜR ETMEK HUZUR VERİR
17 Haziran 2013
YAZ GELDİ.. TATİLE ÇIKMA ZAMANI
11 Haziran 2013
ELVEDA KOCA ÇINAR
05 Haziran 2013
HATIRA DEFTERİ
27 Mayıs 2013
Bir Demet Mutluluk
27 Mayıs 2013
Bir Demet Mutluluk
08 Mayıs 2013
Annenin Çocuğuna Sevgisi
Haber Yazılımı