Yazı Detayı
13 Mart 2017 - Pazartesi 21:28
 
YİNE BAŞARAMAYACAKLAR !..
Ümit Cankurtaran
umit.cankurtaran@hotmail.com
 
 

Önce Almanya, kendi toprağında Ak Parti’nin siyasi faaliyet yapmasını engelleyecek tedbirler aldı. Arkasını Hollanda getirdi, siyasi ve diplomatik geleneklere aykırı bir üslupla Ak Partili bakanları sınır dışı etti. Bunların arkasından İsveç de bir kapalı salon toplantısına izin vermedi. Danimarka da Yıldırım’ın miting yapmasını istemedi. Hollanda'nın, bütün diplomatik teamülleri hiçe sayarak, Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'ya gösterdiği davranış, oradaki vatandaşlarımıza uyguladığı şiddet, bütün çirkinliklerin ötesinde bir Avrupa ortak aklının yansımasıdır. Burada Hollanda tetikçidir, ilk kurşunu sıkandır. Tüm bu rezaletin üstüne Hollandalı siyasilerden gelen "Lalelerimizi görmeye gelebilirsiniz" türünden alaycı ve tahrik edici açıklamalar da bardağı taşırıyor. O gece, Hollanda 21. Yüzyılın ilk faşist devleti olarak tescil edilmiştir. Bu operasyonlarla anlatılan çok açıktır: Türkiye’deki siyasi iktidarı, çoğunlukta olan siyasi iradeyi sevmiyorlar, istemiyorlar.

Asıl hedefleri ,15 Temmuz'un intikamını almaya çalışmak. Tanklarla, toplarla dize getiremedikleri, iç savaşa sürükleyemedikleri, ülkemizin büyük dönüşümünü durduramadıkları, Türkiye'nin gücünü htikleri için saldırıyorlar. Sindirememenin, teslim alamamanın, imha edememenin hırçınlığı ile saldırıyorlar. İçerideki terör aygıtlarıyla başlattıkları savaşı kaybettikleri için, istihbarat aparatları zayıfladığı için, yeni operasyon yürütemedikleri için çılgına dönüyorlar. Artık FETÖ üzerinden, PKK/PYD üzerinden, yönettikleri STK'lar üzerinden, sermaye operasyonları üzerinden oyun kuramadıkları için saldırıyorlar.

Yüz yıl sonra, bu topraklarda başlayan büyük tarih yürüyüşünü durdurmak için küresel ölçekte bir cephe kuruldu, çokuluslu müdahaleler, saldırılar yapıldı. Sokak teröründen istihbarat operasyonuna, etnik terörden muhafazakar kimlikli terör örgütlerine kadar her türlü silah kullanıldı. Bu büyük hesapların hepsi, Anadolu insanının tarihi kimliğine, dirayetine, büyük hedeflerine çarpıp un ufak oldu. En son 15 Temmuz'da işgali ve iç savaşı denediler, rezil oldular. Siyasi tarihin görmediği ölçüde destansı bir direniş o çokuluslu cepheyi şoka uğrattı. Bu ülkeye karşı oyun kurmanın ağır bedelini hmeye başladılar. Fiyaskodan hemen sonra bütün istihbarat, terör aparatlarını ABD'de, Almanya'da, Avrupa şehirlerinde korumaya aldılar. FETÖ üyeleri, PKK üyeleri, DHKP-C mensupları başaramayınca ana aktörler, oyun kurucular sahaya indi. Açıktan Türkiye düşmanlığına başladı. 1990'larda ”İslam düşmanlığı” tezini dünya genelinde siyasi söyleme, doktrine dönüştüren ve bütün güvenlik stratejilerini bu yeni “tehdit”e göre formatlayan çevreler, bu sefer “Türkiye düşmanlığı” üzerinden yeni bir operasyon başlattı. Avrupa genelinde Türkiye düşmanlığı tezini işlemeye, Batı kapılarını bu ülkeye kapatmaya girişti.

Avrupa Birliği'nin çöküşü, aşırı sağın yükselişi, Atlantik'in Doğu kıyılarını teslim alan ırkçı dalga, çok yakında Avrupa'da başka ülkeleri de ele geçirecek, yeni ırkçı yönetimler kurulacak. İşte bu faşizm dalgası İslam düşmanlığı üzerinden, Türkiye düşmanlığı üzerinden güç kazanıyor, bu düşmanlık tezini kullanarak alan genişletiyor. Burada kaybedecek olan Avrupa'nın kendisidir. Türkiye'ye yapabilecekleri hiçbir şey yok ama bu dalga Avrupa içi keskin kamplaşmalara, düşmanlıklara yol açacak, Avrupa içi çatışmaları tetikleyecek. Ama biz bu düşmanlığın, çevrelemenin Türkiye tarafıyla ilgileniyoruz. Yakında Avusturya ya da bazı Avrupa devletleri birer Hollanda olacak. Azılı Türkiye düşmanı olacak. Böylece hem içerideki Müslümanlardan kurtulmayı, hem yükselen Türkiye'yi durdurmayı deneyecek hem de faşist yönetimlerin kurulabilmesi için Avrupa toplumlarına bir düşman sunmuş olacaklar. Dikkat edin Arap/İslam dünyasına açılan bütün kapıları kapatılmak istenen Türkiye'nin, Avrupa'da beslenen düşmanlık tezi üzerinden de Batı kapılarına duvarlar örülmeye çalışılıyor. Bu da, kuşatmanın küresel bir proje olduğunu, 21. Yüzyıla yayılacağını, Birinci Dünya Savaşı dönemi hesaplaşmasının devam ettiğini gösteriyor. Ama Türkiye yükselen ülke ve bu projeleri hiçbirisi başarılı olamayacak. Bu yüzden Hollanda'da gördüğümüz rezillik bir büyük projedir.

Gezi olaylarından bu yana devam eden, 15 Temmuz'da zirveyi gören saldırılara yeni bir halka ekleniyor demektir. Bir 16 Nisan Cephesi Avrupa'da kurulmuş, bütün terör örgütleri, içerideki dar muhalif çevreler yeniden tek çatı altında toplanmış, referandumu sabote etmek için yaygın bir savaş başlatılmış demektir. Bu cepheye dikkat edin. Avrupa'dan ve güneyimizden yeni tehditler inşa ediliyor, doğrudan referandumu hedef alan saldırılar planlanıyor. “Evet” çıkmasının Türkiye'deki büyük dönüşümün en kritik aşamalarından biri olduğunu, 17 Nisan'dan itibaren Türkiye'yi durdurmanın mümkün olamayacağını bütün dünya biliyor, bir tür Haçlı Cephesi karşımıza dikiliyor. Bu aşamadan sonra referandum bir milli seferberlik konusudur. Bütün siyasi kimliklerimizin üstünde bir Türkiye mücadelesidir.

Bütün Avrupa'nın, terör örgütlerinin, Türkiye düşmanlarının “Hayır” cephesinde harıl harıl çalışması kör olanların bile gözlerini açmaya yeterlidir. Herkesin teyakkuzda olması, 15 Temmuz ruhu ile tetikte olması gerekmektedir. Sadece Hollanda'da gördüğümüz örnek bile ne büyük bir mücadele verdiğimizin göstergesidir. Her saldırı bu mücadele yöntemiyle boşa çıkarıldı, yine öyle olacak.

Yine başaramayacaklar….! Milletimiz bu kutlu ve büyük yürüyüşüne devam edecek…!

 
Etiketler: YİNE, BAŞARAMAYACAKLAR, !..,
Yorumlar
Haber Yazılımı