Yazı Detayı
21 Haziran 2015 - Pazar 15:50
 
MUTLULUK PANTOLONA İŞEMEK GİBİDİR !..
 
 

   Herkesin dilinde mutluluk beklentisi, yığınlarca söz, tespit varken bir de mutluluk vaatleri vardır etrafımızda. Mutluluğun bir tanımı olmadığını daha doğrusu duyguların tanımlanamadığını biliyor muydunuz? Çok ilginç değil mi? Her gün her an yaşadığımız hatta hayat alışverişimizin tümü duygulanıma bağlıyken tanımsız kalmak. Tıpkı zeka kavramı gibi duyguların da bir tasviri yok. Mutluluk böyle tarifsiz ama tarifeleri çok olan bir kavram.

   Ünlü psikanaliz Jung’ ın yaşam evrelerine dair gerçekçi buluşları vardır. Her dönemin mutluluğu, herkesin mutsuzluğu farklıdır ama denge açısından orta yaş profili en uygun dönemdir. Çünkü orta yaş (yetişkinlik) kazanç ve kayıpların dengelendiği önemli bir evredir insan hayatında. Farkındalığın, değişimlerin hızlı yaşandığı kişinin kendini keşfedip bazen ispat tekrarına düştüğü evredir. Bu nedenle mutlu olma isteği ya da mutluluk arayışının tamda ıskalandığı aşamadır. Bunun için Jung orta yaş yaşamın öğleden sonrasıdır der. Hemen belirtelim orta yaş kavramı ilk yetişkinlik sonrası 45-65 yaş dönemine işaret eder. Dönemsel ve  yaşsal algılar uzun yaşamla birlikte değişmekte.

    Bu dönemde üretkenlik ve durağanlık sorguları başlar. Eğer kişi bu sorgulamalarda kendi adına olumlu cevaplarla çıkarsa mutlu olur ve yaşam doyumuna ulaşır. Eğer üretkenlik karşıtı durağanlık cevapları fazla ise mutsuzluk ve kendini suçlama, çevreyi suçlamayla birlikte gelen depresif geçimsiz haller belirgin yaka kadu olmuştur artık. Çoğu kişinin altmışında aksi ihtiyar tanımı buradan kaynaklanırken, ilk orta yaştaki bunalımı (orta yaş krizi) hazırdır artık. Ama orta yaş krizinin en önemli psiko-sosyal sebebi olarak üretkenlik karşıtı durağan baskınlık olsa da bu döneme fazla vurgu yapılmış olması da ayrı bir etkendir unutmayalım. Kişinin dayanıklılığı; yeni işe, iş değişimlerine,finansal dalgalanmalara direnci,sorunları tehdit değil meydan okuma olarak algılayabilme gücü bu krizi mutluluğa dönüştürecektir. Ergenlik ve ilk yetişkinlik yılları yeniden değerlendirildiğinde istenilen üretkenlik sağlanmışsa sorun yok demektir. Yani üretkenlikten bahsedilen biyolojik, iş, kültürel, ebeveyinsel üretkenliktir. Gelecek kuşağa miras bırakma arzusudur. İyi bir aile, çocuklar, iyi bir iş ve fazlaca toplumsal hizmet... Üretkenlik beklenti ve değerlendirmeleri kişiseldir bu yüzden süreç ve sonuç denkliği iyi kurulmalıdır. Mutluluk dediğimiz şeyse tam da sonuç ve süreç beklentisi ile ilgili bir durumdur. Eğer kişi durağan ve tekdüze olduğunu düşünür yeni nesil (çocukları, ailesi, beklentileri) için bir şey yapmadığını fikrine kapılırsa mutsuzluğun anahtarı elinde demektir.

   Bu yüzden üretkenlik karşıtı durağanlık psiko-sosyal evresi önemlidir. Üretkenliğinizi hangi yönde planladıysanız ilgi ve algılarınızı o yöne çevirin ki durağanlığın mutluluk yoksunluğunu yaşamayın. İlk orta yaş ve son orta yaş(40-65)mutluluk ve krizleri yaşam olaylarına yaklaşımla doğrudan ilgilidir.

   Mutluluk için bilinen en klişe anı yaşamaktır. Peki ya geçmiş, yaşamaya hevesli anları ne yaparız? Anlamı nereye koymalı? Gelecek, geçmiş ne kadar karanlık olsa da, hayaller an'a anlamı verendir. Tadını çıkardığınız anlar geçmişin sohbetleri, geleceğin planları değil midir? O zaman ''an'' mı ''anlam'' mı ? Mutluluk pantolona işemek gibidir. Islaklığı herkes görür ama sıcaklığı yalnız sen hissedersin. İşte tam da bu yüzden anlamlandırdığınız her şey , her an sizi mutlu eder.

 
Etiketler: MUTLULUK, PANTOLONA, İŞEMEK, GİBİDİR,
Yorumlar
Haber Yazılımı